| Göstermez, ama şimdi elimizde yeni ipuçları oluştu. kesin emir verdi. Rahatsız edilmek istemiyor. | Open Subtitles | هذا صحيح لكني أقول أن لدينا مباراة كبيرة أوامر صارمة لا يريد إزعاج |
| Biz Eğer bu kez müzakere kesin emir altındadır. | Open Subtitles | نحن لدينا أوامر صارمة بأن لا نفاوضكم هذه المرة |
| Şey, evet, teknik olarak burada ama rahatsız edilmemesi konusunda kesin emir verdi. | Open Subtitles | حسناً, نعم تقنياً موجود, لكنني أُعطيت أوامر صارمة بأن لا أزعجه |
| Kasa numarasını biliyorlar. Eşyayı almaları için kesin emir verdim. | Open Subtitles | لديهم رقم القفص، أوامر محددة لإستخلاص العنصر |
| Spartacus kesin emir verdi. - Bu insanlara el sürülmeyecek. | Open Subtitles | لقد أعطانا (سبارتاكوس) أوامر واضحة بأن لا نمد أيدينا عليهم |
| Hanımefendi, lütfen, evinizi terketmemeniz için kesin emir var. | Open Subtitles | سيّدتي، أرجوكِ، هناك تعليمات صارمة تقضي بعدم مغادرتكِ ملكيتكم |
| Doğruca Andrews'e gitmeleri konusunda kesin emir aldılar ve bu emir hiçbir şekilde değiştirilemez. | Open Subtitles | الطيارون لديهم أوامر صارمة بالنزول في أندروز وعدم الخروج عن مسارهم تحت أي ظرف |
| Thorne kapıyı açmamama dair kesin emir verdi. | Open Subtitles | المجلس أعطاني أوامر صارمة بعدم فتح البوابة |
| Neden? İntihar etmemeleri için kesin emir verdim. | Open Subtitles | أصدرت لهم أوامر صارمة بعدم الإنتحار |
| Kimseye söylemeyin diye kesin emir vermiştim. | Open Subtitles | لقد أعطيتُ أوامر صارمة بألا يخبروا أي أحد... |
| Bunun gizli tutulması konusunda kesin emir vermiştim. | Open Subtitles | أعطيتُ أوامر صارمة أن يبقى هذا سرياً. |
| Bedenleri öldürmemek için kesin emir aldık. | Open Subtitles | تمّ إصدار أوامر صارمة بعدم قتل الجسدين |
| Konuştum evet ama test etmemeleri için kesin emir almışlar. | Open Subtitles | -نعم, وأخبروني أنهم بناء علي أوامر صارمة -لا يجب التسرع في إنهاء الفحص |
| Adamlarım kesin emir altındadır. | Open Subtitles | رجالي يتبعون أوامر صارمة |
| kesin emir aldım. | Open Subtitles | لدي أوامر محددة: |
| Ajan Hand olmadan kimseyi içeri almamak üzere kesin emir aldık. | Open Subtitles | لدينا أوامر محددة بعدم السماح لأي شخص بالدخول دون وجود العميلة (هاند)، أين هي؟ |
| kesin emir aldık, hanımefendi. | Open Subtitles | هذه أوامر محددة يا سيدتي |
| Spartacus kesin emir verdi. - Bu insanlara el sürülmeyecek. | Open Subtitles | لقد أعطانا (سبارتاكوس) أوامر واضحة بأن لا نمد أيدينا عليهم |
| Arlov'dan uzak duracağına dair kesin emir almıştın. | Open Subtitles | (لقد تمّ إعطائك أوامر واضحة بالإبتعاد عن (أورلوف |
| Tiberius, baban Spartacus'e saldırmaman için kesin emir verdi. | Open Subtitles | (تابيريس) لقد أعطانا أباك أوامر واضحة بأن لا نشتبك مع (سبارتاكوس) |
| Bir uşağa bana bunu ulaştırması için kesin emir vermiş. | Open Subtitles | لقد أعطت خادمًا تعليمات صارمة بأن يوصل هذه لي |
| Seni buradan güvenle çıkarmak için kesin emir aldım. | Open Subtitles | لدي تعليمات صارمة لإخراجك من هنا بأمان |