| Yeğenim hakkında konuşuyorsun ve ben ona yardım etmek için elimden geleni yaparım. | Open Subtitles | أنت تتحدث عن ابن أخي هنا، و أنا سأفعل كل ما بوسعي لمساعدته. |
| Eğer o i.ne gelirde saygı gösterirse hey sen kimle konuşuyorsun oğlum ya? | Open Subtitles | وإذا أتى اللوطيّ ليظهر إحترامه.. سنكون هناك من أجله إلى من تتحدث ؟ |
| Bok götüren sokaklarında yürüyor, soyu karmakarışık dilini konuşuyorsun ama Romalı değilsin. | Open Subtitles | , تمشي في شوارعها القذرة . تتحدث لغتها المهجنة, ولكنك لست روماني |
| Evet, bildiğiniz eski bir şef, konuşuyorsun. Bu nedenle sürpriz davranma. | Open Subtitles | نعم انت تتحدثين إلى شيف سابق لا تتفنني بأن تبدي متفاجئة |
| Muaf tutulacağını biliyorsun. O yüzden bu kadar büyük konuşuyorsun. | Open Subtitles | أنت تعرف جيدا بأنك ستعفى من التجنيد لذلك تتكلم هكذا. |
| Bak, başım çatlıyor ve sen oturmuş durmadan konuşuyorsun, dır dır dır! | Open Subtitles | اسمعي، أعاني من صداع نصفي وأنت تتكلمين دون توقف |
| Sürekli lanet bir oyun gibi konuşuyorsun, dostum. Biliyor musun? | Open Subtitles | نعم انت دائما تتحدث مثل لعبه كبيره لعينه يا رجل |
| Neden yüzünü değiştirdin bilmiyorum ama kocamın ses tonu ile konuşuyorsun. | Open Subtitles | انا لا اعرف لماذا غيرت وجهك ؟ لكنك تتحدث بصوت زوجي |
| "Şu an... "...2011 Tri-County Laser Tag ikinci şampiyonuyla konuşuyorsun. | Open Subtitles | أنت تتحدث مع بطل دوري بطولة صراع الليزر لعام 2011 |
| O tepeden düşüp de kafatasını yardığından beridir çok saçma sapan konuşuyorsun. | Open Subtitles | إنّكَ مُنذ وقعتَ من فوق تلكَ التلّة وصُدمت رأسكَ، وأنتَ تتحدث جنوناً. |
| Neden ne olduğunu gerçekten görmüş olan insanlarla, konuşmuyorsun da makinelerle konuşuyorsun acaba? | Open Subtitles | لماذا لا تتحدث مع الناس الذين رأوا بالفعل ما حدث وليسوا آلات ؟ |
| Bak çocuk. Sistemle ilgili bir şikâyetin varsa yanlış kişiyle konuşuyorsun. | Open Subtitles | إنْ كانت لديك مشكلة مع النظام أنت تتحدث إلى الشخص الخطأ |
| Olacağın en son şey o iken neden bir aptal gibi konuşuyorsun? | Open Subtitles | لماذا تتحدثين كالحمقاء بينما أنتِ أي شيء عدا أن تكوني حمقاء ؟ |
| Sahip olduğun her şeyi kazanmanı sağlayan adamla bu şekilde mi konuşuyorsun? | Open Subtitles | هل هذة الطريقة التتى تتحدثين بها مع الرجل الذى اعطاك كل شىء |
| Onun yerini alan adamla konuşuyorsun şu an farkındasın değil mi? | Open Subtitles | انت مدركة انك تتحدثين إلى الرجل الذي استبدل به, أليس كذلك؟ |
| Bu kız aklını kaçırdı herhalde. Benimle böyle mi konuşuyorsun? | Open Subtitles | أعتقد أن هذه الفتاة فقدت صوابها تتكلم معي بهذه الطريقة؟ |
| - Bu adalet önünde bir şey kazandırmaz. - Yakalanacakmışım gibi konuşuyorsun. | Open Subtitles | لن تفوزي بأي شيء أمام القضاء أنت تتكلم وكأنه سيتم القبض علي |
| Bak, kimlerle konuşuyorsun ya da ne tür pornolar izliyorsun bilmiyorum ama gerçekte biz kızlar, öpüşme anından parmaklama anına saniyede geçiş yapmayız. | Open Subtitles | انظر, لا اعلم من كنت تتكلم معه او اي نوع من الاباحيات كنت تشاهده لكن النسوة في الحياة الواقعية لا يقفزن من التقبيل |
| Buraya büyük şehirden geldin ve şimdiden bizim lehçede konuşuyorsun. | Open Subtitles | "جئتِ إلى هنا من المدينة الكبيرة وبهذه السرعة تتكلمين بلهجتنا" |
| Sen Franky'Benim Kumar ile bir problemim var' dört parmak ile konuşuyorsun. | Open Subtitles | أنت تتحدّث عن فرانكي الذي لديه أربعة أصابع و مشكلة في القمار آفي , ليست لدي موهبة تخاطر الأفكار عن بعد |
| Çok zekisin. O filmdeki bilgisayar gibi konuşuyorsun. | Open Subtitles | ماهر للغاية، أنك تتكلّم مثل الحاسوب في الأفلام. |
| Kıçıma tekmeyi basmak isteyen birine göre, çok fazla konuşuyorsun. | Open Subtitles | بالنسبة لشخص يقول انه يريد ان ركلة مؤخرتي فظيع ، لديك الكثير من الكلام. |
| İngilizce konuşuyorsun demek. Artık konuşabiliriz seninle. | Open Subtitles | ،أنتِ تتحدّثين الإنكليزيّة الآن يمكننا إجراء محادثة إذن |
| Şu ana kadar iyi bir ekip olduk ama çok konuşuyorsun. | Open Subtitles | حتى الآن نحن فريق جيد لكن,تعرفي,أنت تتحدثي كثيراً |
| Şimdi konuşuyorsun. Kimse beni toprağımdan atamaz. | Open Subtitles | هذا كلام صحيح لن يطردني أحد من ملكيتي وأؤكد لكم ذلك |
| Hayır, sen demokratik artıklarca tehdit edilen kaygılı bir elit topluluk hakkında konuşuyorsun. | Open Subtitles | لا، انت تَتكلّمُ عن نخبةً مُتَلَهِّفةً في عالم هدّدَ بالزيادةِ الديمقراطيةِ |
| Sadece şunu bil, sakızlardaki fallar gibi konuşuyorsun. | Open Subtitles | فقط لكي تعرف فان كلامك يبدو كالكلام الموجود في كعكة الحظ |
| Diş macunu satıyor gibi konuşuyorsun. | Open Subtitles | صوتك يبدو كما لو انك تبيعين معجون اسنان. |
| - İngilizce konuşuyorsun. - Evet. Öğreniyorum. | Open Subtitles | تتكلّمين الانجليزية الآن نعم، أنا أتعلّم |
| İngilizce konuşuyorsun. Yoksa bunu da mı yeni öğreniyorsun? | Open Subtitles | يا إلهى ، هل تتحدثون الإنجليزية ، أم تتعلمونها فقط ؟ |