| Şey... M3R-428'nin yörüngesinde kullanılmamış bir geçit bulduk. | Open Subtitles | حسنا، وجدنا بوابة غير مستعملة في المدار على أم 3 آر |
| Annelerimizin birçoğu, doğum sonrası kullanılmamış eşyalarını başkasına verir. | Open Subtitles | الكثير من امهاتنا يهبن الاشياء الغير مستعملة بمجرد الولادة |
| İki farklı dolap bunlarla dolu hiç açılmamış ve kullanılmamış. | Open Subtitles | خزانتان مليئتان بهذه الامور كلها غير مفتوحة و غير مستخدمة |
| Buna ek olarak, maddi ve manevi zararların tazmini için dava açmaya karar verdik. Yine belirteyim, bunu yaparken daha önce hiç kullanılmamış hükümleri kullandık. | TED | و بالإضافة إلى ذلك، قررنا أيضاً أن نقاضيهم على الأضرار المدنية، مرة أخرى بواسطة قانون لم يُستخدم من قبل، و لكننا استخدمناه من أجل قضيتها. |
| Bilirsin, her zaman en iyisi, hiç kullanılmamış olanıdır. | Open Subtitles | أحياناً تكون أقوى الخصيات هي تلك التي لا تُستخدم |
| Sonunda şişenin kullanılmamış bölümünü bir yere koymayı kabul etti. | Open Subtitles | لكنه في النهاية وافق أن يحتفظ بالدم الغير مستخدم |
| İçerisi kullanılmamış ilaç doludur. | Open Subtitles | هي مملوء بالمواد الصيدلانية الغير مستعملة |
| Buna inanıyorsanız size Japon şişme bebek satabilirim, hem de kullanılmamış. | Open Subtitles | إن كنتم تصدقون ذلك فلدي لعبة جنس يابانية لأبيعها لكم وهي غير مستعملة. |
| Evindeki telesekreter hiç kullanılmamış. | Open Subtitles | الشريط في شقّتها كان مستعملة غير |
| kullanılmamış Prozium'ları görmek için rahibin evine bir ekip gönderin. | Open Subtitles | أرسل فريق بحث لمنزل الكاهن. للبحث عن أى أشياء غير مستعملة... .. |
| Hiç kullanılmamış güzellikler. | Open Subtitles | كلها غير مستعملة وللجميلات |
| Cebinde bir şemsiye var ama kuru kullanılmamış. | Open Subtitles | هناك مظلة في جيبها الأيسر ولكنها جافة وغير مستخدمة |
| Etiketlerini görmüştüm: "Kimyasal kullanılmamış." | Open Subtitles | لقد رايت ملصقات تقول "لا يوجد اي مواد كماوية مستخدمة" |
| Onun kullanılmamış bir otobüs bileti var. | Open Subtitles | مازال لديه تذكرة الحافلة الغير مستخدمة |
| Peki nasıl oluyor da bu hiç kullanılmamış gibi gözüküyor? | Open Subtitles | إذاً، لمَ يبدو أنّ هذا لم يُستخدم من قبل |
| Pasaportu bi kaç ay öncesine kadar hiç kullanılmamış, taki aniden Güney Amerika turuna katılmaya karar veren kadar. | Open Subtitles | جواز سفره لمْ يُستخدم إلاّ قبل بضعة أشهر عندما أخذ فجأة جولة لستة مُدن في أمريكا الجنوبيّة. |
| ve Hükümet Binasında da hiç kullanılmamış bir mezar var. | Open Subtitles | وضريح فى مبنى البرلمان الأمريكي والذي لم يُستخدم قط. |
| Bunların hiç kullanılmamış olduğunu varsayıyorum? | Open Subtitles | أفترض أنّها لم تُستخدم قط، صحيح؟ |
| Sonrasında gecenin geri kalanında bir daha kullanılmamış. | Open Subtitles | ولمْ تُستخدم بعد ذلك لبقيّة الليل. |
| kullanılmamış vekalet ücreti yerine hisseleri de ona verebiliriz. | Open Subtitles | من الممكن أن ينتهي بنا المطاف بإعطائه الأسهم بدلاً من عربونه الغير مستخدم |
| Viper, bir şekilde kullanılmamış DNA'yı harekete geçiriyor. | Open Subtitles | الأفعى" بطريقة ما يقوم بتنشيط" الحامض النووي الغير مستخدم |
| Tüfekler yeni, hiç kullanılmamış. Makineliler de öyle. Şşş! | Open Subtitles | البنادق جديدة بعضهم لم يستخدم من قبل و مدافع رشاشه أيضا |
| Bu eşyalardan hiçbiri kullanılmamış, Gibbs. | Open Subtitles | لم يتم إستخدام أي من هذه الأغراض يا جيبز |
| Bir geri ödeme... bilgisayarıyla beraber... Windows'un kullanılmamış bir kopyası gelmişti. | Open Subtitles | النسخة غير المستخدمة التي جاءت مع كمبيوتره |