| Yasak meyveden dolayı... ...herşeyin günah olduğunu söylerler. Bu onların kültürlerinin... | TED | كما يُرجعون أن لهاة الحلق تجعل الكلام منخفضًا إلى الفاكهة المحرمة |
| Yunanlılar, acıyı hafifletmek için meyveden daha iyi bir şey olmadığını söylerler. | Open Subtitles | إن الإغريق يقولون ليس هناك شئ أفضل من الفاكهة لتخفيف الألم |
| Bu sadece yediğin meyveden sandığın deli saçmaları, şuan dinlemek istemiyorum. | Open Subtitles | ان مجرد الحديث يبدو وكأنه مجنون الفاكهة. أنا لا أريد أن أسمع ذلك الحق الآن. |
| Ama hangi meyveden bahsettiğini anlayamadım. | Open Subtitles | لكنّي لا أفهم. أيّ فاكهة تتحدّث عنها؟ سأوضّح |
| Sulu bir meyveden daha tatlı bir şey yoktur. | Open Subtitles | ليس هناك شيء أحلة من فاكهة طازحة، أليس كذلك؟ |
| Bebeğimi çok özlüyorum ve meyveden çok çikolata yemeyi severim. | Open Subtitles | افتقد صغيري جداً وانا شخص احبذ الشوكلاته جداً من الفواكه |
| Ne yani imzan olmuş meyveden benim için vaz mı geçiyorsun? | Open Subtitles | أنت ستتركين توقيع الفواكة الخاص بك من أجلي؟ |
| Bu sadece yediğin meyveden sandığın deli saçmaları, şu an dinlemek istemiyorum. | Open Subtitles | ان مجرد الحديث يبدو وكأنه مجنون الفاكهة. أنا لا أريد أن أسمع ذلك الحق الآن. |
| 100 yıllardır insanlar bu yasak meyveden yemek için buraya geliyorlar. | Open Subtitles | وقد توافد الناس لمدة 100 سنة، للحصول على طعم الفاكهة المحرمة لها. |
| meyveden gelen vıcıklığı giderip kıtırlık sağladığını söylemişti. | Open Subtitles | قالت بأنه يبقي القشرة من أن تصبح رطبة من حشوة الفاكهة |
| Yasak meyveden daha çekici hiçbir şey yoktur. | Open Subtitles | لا شيء أكثر إغراءًا أكثر من الفاكهة المحرمة |
| Bir de, uzay istasyonundan aldığın şu meyveden koydum içine. | Open Subtitles | لقد وضعت فيه بعض الفاكهة التي ألتقطتها في المحطة الفضائية تلك |
| O gece onunla buluşup içkiyle bu meyveden ikram ettiniz. | Open Subtitles | إلتقيت به تلك الليلة و عرضت عليه الشراب، مع هذه الفاكهة |
| Diyetlerinin yüzde 50'si meyveden oluşuyor ve meyve yediklerinde çekirdeklerini yutuyorlar, bunları dışkıları yoluyla habitatın her yanına yayıyorlar. | TED | خمسون بالمائة من غذائها يتكون من الفاكهة وعندما يأكلون الفاكهة فإنهم يبتلعون البذور التي تقوم بنثرها في كل المستنقع من خلال برازها |
| Demek ki gerçek meyveden yapıldıkları doğruymuş. | Open Subtitles | أفترض أنها مصنوعة من فاكهة حقيقية |
| olgun bir meyveden bir ısırık alır gibi. | Open Subtitles | ساعضها باسناني كعضة فاكهة طازجة نعم . |
| Tahminimce bir meyveden bahsetmiyorsun. | Open Subtitles | {\pos(192,210)} أخمّن أنّك لا تتحدث عن فاكهة. |
| Uzun zaman önce daha Shinobi kavramı yokken bir kişi çakranın gücünü amaçlayarak yasak meyveden yiyip savaş dönemini kapamaya çalıştı. | Open Subtitles | في قديم الزمان، بالعودة إلى زمنٍ لم يكن هناك فيه تواجد للشينوبي. قضمَ شخصُ معيّن فاكهة مُحرّمة... واكتسبَ ما يُسمّى قوّة التشاكرا... |
| Şımarık gibi görünmek istemiyorum ama kızarmış balık ve taze meyveden ne kadar iğrendiğimi söyleyebilirim. | Open Subtitles | لا أريد أن أبدو محتقره لكني لا أستطيع اخبارك كم سئمت من السمك المشوي و الفواكه الطازجه |
| Sosyal bir etkileşim olan "buluşma"dan mı, yoksa adı "buluşma" olan meyveden mi bahsediyoruz? | Open Subtitles | هل تقصدون "موعد" التي تعني التفاعل الاجتماعي أم "موعد" التي تعني الفواكه المجففة؟ * لفظ كلمة موعد يتحمل عدة معاني منها التمر * |
| - Meyve ye. meyveden nefret ederim. | Open Subtitles | أكره الفواكه |
| ...ve kapısına meyveden yapılmış kekler fırlattılar. | Open Subtitles | ورشقوا بابه بكيك الفواكة |