| Bunun nedeninin, doğal algılayıcılarımı değişik şekillerde kullanmam olduğunu söylüyorlar. | Open Subtitles | يقولون أن السبب هوأنى أستخدم العديد من الحواس بشكل مختلف |
| Fakat sen, sanırım, aslında iş kaybının en büyük nedeninin tamamen bu olmayacağını söylüyorsun. | TED | ولكنك تقول ، اعتقد ان أن السبب الأكبر لفقدان الوظائف ليس ذلك على الأطلاق. |
| Dr. Schneider'ın ölüm nedeninin tetanos olduğundan kesinlikle emin misiniz, Dr. Ames? | Open Subtitles | و أنت واثق تماما ، دكتـور ً آيمـز ً لست متأكدا تماما من أن سبب وفاة الدكتور ً شنايدر ً كانت بسبب التيتـانوسً ؟ |
| Adli tabip, ölüm nedeninin kafatasının arkasına alınan iki mermi olduğu söyledi. | Open Subtitles | حسناً، يمكن أن يشطبوه من قائمتهم التقرير الطبيّ بيّن أن سبب الوفاة طلقتين بالجمجمة |
| Sadece hapı almamın nedeninin sıradan bir bağımlı olduğum için olmadığını bilmeni istedim. | Open Subtitles | انا فقط اريدك ان تعرف السبب وراء تناولى تلك الحبوب ليس لأننى احمق |
| Ben de bu küçük ziyaretin nedeninin mesleki olmaktan ziyade kişisel olduğunu düşünecek kadar hayalperest bir şekilde geldim. | Open Subtitles | وهأنا ذا واهمٌ بظني أن السبب وراء طلب الزيارة الصغيرة هذه قد يكون شخصياً أكثر من كونه مهنياً |
| Ölüm nedeninin künt kafa travması olduğu anlaşılıyor. | Open Subtitles | إتّضح أنّ سبب الوفاة هي رضّة قويّة غير حادّة على رأسها. |
| Yıllar sonra kör olmalarının nedeninin muhtemelen bir bakteriyel enfeksiyon olduğu ortaya çıktı. | TED | وبعد عقود, تبين أن السبب في إصابتهم بالعمى كان في الغالب نوع من الإصابة البكتيرية. |
| İkimizde şu an bu kadar açık konuşmamızın nedeninin bu sabah ilaçlarımı dozunda almamamdan kaynaklandığını biliyoruz. | Open Subtitles | كلانا يعرف أن السبب الوحيد لتحدثي بوعي الآن أنني لم أتناول جرعتي كاملة صباحاً |
| Onunla olmayı istememenin tek nedeninin şu anda çocuk istememesi olduğunu söylemelisin. | Open Subtitles | عليك إخباره أن السبب الوحيد في أنك لاتريدين أن تكوني معه هو أنه لايريد إنجاب أطفال الآن |
| Takıma katılmanın tek nedeninin baban olduğunu biliyorum. | Open Subtitles | أعرف أن السبب الوحيد لإنضمامك للفريق كان والدك |
| Serena'yla ayrılmamızın tüm nedeninin çok sır tutması olduğunu biliyorsun değil mi? | Open Subtitles | أنت تدرك أن السبب الرئيسي لانفصالي عن سرينا لأنها كانت تخبي العديد من الاسرار |
| Ancak her ikimizde patlamanın nedeninin...sen olduğunu biliyoruz. | Open Subtitles | أيها الأمريكي كلانا يعرف أن السبب الحقيقي وراء الإنفجار |
| Onun cevap vermemesinin tek nedeninin taslağı kaybettiğimizi bildiğinden olduğunu daha fark edemedin mi? | Open Subtitles | إذن , هل خطر لك أن سبب أنها لا تجيب لأنها تعرف أننا فقدنا المخطوطة |
| Ona geri dönmemesinin nedeninin hasta olduğunu söyledim. | Open Subtitles | أخبـرتـه أن سبب عـدم معـاودتهـا الإتصـال بـه هـو لأنهـا كـانت مريضـة |
| Beni tekrar görmek istemenizin nedeninin Lee Cho In'i ortadan kaldırmak olduğunu sanıyorum. | Open Subtitles | إذن ، أظن أن سبب رغبتِكَ في رؤيتي مرة أخرى (هو التخلُّص من (لي تشو إن |
| Ama bilmen gerekir ki ayrılmamızın nedeninin kendi olduğunu sanıyor. | Open Subtitles | لكن يجب أن تعرفي أنه يظن... . أنه هو السبب وراء انفصالنا |
| Michael'ın Lydia'dan ayrılmasının nedeninin o olduğunu düşünüyorum. | Open Subtitles | أعتقد أنها كانت السبب وراء انفصال (مايكل) و(ليديا). |
| nedeninin, karanlık olduğunu düşünüyoruz ve Morten biraz... | Open Subtitles | نظن أن السبب وراء هذا أنه كان المكان مظلمًا، و(مورتن) كان قليلًا... |
| Bu şekilde ölüm sırasındaki çatlakları tespit edebilir ve böylece, ölüm nedeninin kafatası ve göğüs kafesindeki travma olduğunu saptayabiliriz. | Open Subtitles | بهذه الطريقة، يمكننا تمييز كسور ما قبل الوفاة وبناء على ذلك، نحدد أنّ سبب الوفاة كان ضربة إلى الجمجمة وتجويف الصدر |
| Çevredeki doku lekelenmelerini temel alarak ölüm nedeninin aort yırtıIması olduğunu söyleyebilirim. Oldukça kan kaybetmiş. | Open Subtitles | بناءً على تلوّن الأنسجة المُحيطة، أقول أنّ سبب الوفاة كان ثقباً بالشريان الأبهر. |