| Yani sırf dergini okuyabilesin diye bir otel odası mı tuttun? | Open Subtitles | اذا لقد اشّرت على غرفة فندق فقط لتقرأ المجله هناك ؟ |
| Komşular olabilir, otel odası, ebeveynleriniz. | TED | من المحتمل أن يكونا جيران .. في غرفة فندق أو والديكم. |
| Bilirsin, manzaralı, güzel bir otel odası, belki bir havuz. | Open Subtitles | ، بعض غرفة الفندق اللطيفة ومنظر جميل، لربّما حمام سباحة. |
| Bana o şekilde bakma. otel odası tuttum diye beni tutuklayamazsın. | Open Subtitles | لا تنظر إليّ هكذا ، لا يمكنكَ إعتقالي لإستئجار غرفة بفندق |
| Aynı ismi kullanarak kredi kartını kullanmış dün bir otel odası ayarlamış. | Open Subtitles | ثمّ إستخدمت بطاقة إئتمان تحت نفس الاسم البارحة لحجز غرفة في فندق |
| Bir gece çocukların evindeydim, anneleri bir günde 18 otel odası temizledikten sonra eve gelmişti. | TED | كنت في شقة الأولاد ذات ليلة، عندما عادت الأم إلى المنزل بعد تنظيفها ل18 غرفة فندق في يوم واحد. |
| Can sıkıcı olduğunu biliyorum ama Yılbaşı Gecesi şehirde otel odası bulmak imkansız. | Open Subtitles | أعرف أنها بعيدة، لكن لا يمكن إيجاد غرفة فندق في المدينة، عشية رأس السنة الجديدة |
| İhbar aldım. Las Palmas'ta bir otel odası yanıyormuş. | Open Subtitles | هناك غرفة فندق في لاس بالماس، انها متروكة في النيران. |
| -Evet. Resepsiyondaki kredi kartımla otel odası mı dağıtıyorsunuz? | Open Subtitles | أتقصدون اننا نحطم غرفة فندق لديه بطاقتي الائتمانية؟ |
| Eyalet çıkışında sana bir otel odası ayarladım. İstediğin kadar kal. | Open Subtitles | إتخذت لك غرفة فندق هناك قرب الطريق السريع |
| Çıkarlarken ben bile, az otel odası tutmamıştım onlara. | Open Subtitles | عندما كانا يتواعدان، حجزت لهما غرفة فندق عدة مرات. |
| Bilirsin, manzaralı, güzel bir otel odası, belki bir havuz. | Open Subtitles | ، بعض غرفة الفندق اللطيفة ومنظر جميل، لربّما حمام سباحة. |
| Evet, otel odası da küçüktü ama oldukça mutlu görünüyordunuz. | Open Subtitles | حسناً ، كانت غرفة الفندق صغيره وكنتَ تبدو سعيداً هناك |
| Artık otel odası piyasasını mı hedefliyorsun? | Open Subtitles | ما تهدف من ذلك على وجه التحديد في السوق غرفة الفندق الآن هاه؟ |
| Bavul teslim etmemiş, başkentte otel odası ayarlamamış ve orada yaşamıyor. | Open Subtitles | لم يحضر معه أمتعة و لم يحجز غرفة بفندق في العاصمة , و هو لا يقطن هناك |
| Kredi kartını kullan, otel odası tut. | Open Subtitles | يا صاح، أنت ثري. استعمل بطاقة ائتمانك واحجز غرفة بفندق. |
| Her gittiğimiz şehirde bir otel odası ya da daire tutar. | Open Subtitles | اين تظنين انه سيكون؟ انه يحجز غرفة في فندق او شقة |
| Çok zekice! otel odası dahil her şeyi kredi kartından ödemek. | Open Subtitles | ،ووضع كلّ شيء، إضافة لغرفة الفندق .على بطاقتك الإئتمانيّة |
| Bu iş bitti.., ...bir otel odası bile bulamayacaksınız demek oluyor. | Open Subtitles | بنهاية المحاكمة، لن نستطيع إيجاد غرفة فندقية بهذه البلدة. |
| Size otel odası tutmalıyız. | Open Subtitles | ينبغي أن نجد لكِ غرفةَ فندقٍ. |
| Başka bir süprüntü otel odası Ve ben senin ayaklarını zincirleyebilirim. | Open Subtitles | ... قم بهذا الهراء بغرفة الفندق مرة أخرى و يمكنني تكبيل قدميكَ بالسلاسل |
| - Bir çok mesajda, sahte isim ve bir otel odası kaynaşmış. | Open Subtitles | هذا الكم من الرسائل النصية مع الإسم المزيف وغرفة الفندق. |
| İnsanlar yeraltı dünyasının terk edilmiş yerlerini otel odası gibi kullanıyorlar. | Open Subtitles | عالم كامل تحت الأرض من الأماكن المهجورة يستخدمه الناس مثل غرف الفنادق. |
| babamın kredi kartıyla bir otel odası tutabilirim. | Open Subtitles | يمكنني أن أضع حجز غرفة بالفندق , على بطاقة والدي الأئتمانية , يا عزيزتي |
| Barney Taktiği Berbat bir otel odası tutacağız. Berbat bir gösteri olacak. | Open Subtitles | نُعطِه أسوأ غرفه في فندق و أسوأ فقرة تسلية |
| Yıldönümümüzü kutladığımız otel odası. Ne oldu burada? | Open Subtitles | هذا هو جناح الفندق حيث كنا سنقضي عيد زواجنا |