| Buna karşı olduğumu söylemezsem size karşı dürüst olmamış olurum. | Open Subtitles | لن أكون أمينه إذا لم أخبرك بأنى لدى إعتراض |
| Bu görevin intihardan farksız olduğunu söylemezsem yalan olur. | Open Subtitles | و سأكون كاذباً لو لم أخبرك أن هذه أقرب لمهمه إنتحاريه |
| Yerimi söylemezsem bunlar benim mi olacak? | Open Subtitles | إن لم أخبرك أين, هل سأبقي هذا الحذاء معي ؟ |
| Ne kadar hayal kırıklığına uğradığımı ve onu asla affetmeyeceğimi söylemezsem bir daha nasıl sağlıklı bir ilişkimiz olur? | Open Subtitles | كيف لنا أن نأمل بعلاقة صحية إن لم أخبرها كم خاب ظني بها، و بأني لن أسامحها أبدا؟ |
| Şimdi ona söylemezsem ve başkasından duyarsa... | Open Subtitles | ولكن إذا لم أخبرها بذلك الآن، وعلمت بذلك من شخصٍ غيري |
| Tamam, eğer size söylemezsem, başım derde girmeyecek, değil mi? | Open Subtitles | حسنا, إذا لم أقل لك.. لن أدخل في مشكلة, صحيح؟ |
| Şimdi söylemezsem, bir daha söyleme fırsatım olmayacak. | Open Subtitles | إذا لم أقل لك هذا الآن فلن يكون عندي فرصة لإخبارك |
| O hâlde bir sonraki hamlenin ne denli önemli olduğunu söylemezsem içim rahat etmez. | Open Subtitles | إذاً، سأكون كاذباً إذا لم أخبرك .كم هي مهمة خطوتك التالية |
| Ona işimizi öğretmek istiyorsan, seni durdurmayacağım ama onu görmediğimi söylemezsem, tembellik etmiş olurum. | Open Subtitles | إذا كنتي تريدين تعليمه تجارتنا لن أوقك ، لكنني سأكون مقصرًا إن لم أخبرك أنني لا أري الأمر |
| Fakat sana bunu bir kez olsun söylemezsem kendime ihmalkar derim... | Open Subtitles | سأكون متوانيًا ما لم أخبرك لمرّة على الأقل... |
| - Şimdi söylemezsem patlayacağım sanırım. | Open Subtitles | إذا لم أخبرك الآن ، أعتقد بأنني سأنفجر. |
| Perry, bunu söylemezsem pişman olurum. | Open Subtitles | آه, (بيري), سأكون مقصراً إن لم أخبرك بذلك مبكراً أني كنت أتمنى أن أقول, |
| Peki ya size söylemezsem? Ne yapacaksınız? | Open Subtitles | و إذا لم أخبرك, ماذا ستفعل؟ |
| Ona söylemezsem bununla yaşabilir miyim onu da bilmiyorum. | Open Subtitles | ولكن , لا أدرى ان كان بإمكانى التعايش مع نفسى إن لم أخبرها |
| Eğer Rachel'a söylemezsem, içeride 2 yıl daha kalacak. | Open Subtitles | وإذا لم أخبرها أنه سيكون هناك لسنتين أخريين |
| Çünkü eve bırakıp, onunla yatarsam, ertesi gün uyandığımda da onu sevdiğimi ya da onunla evlenmek istediğimi söylemezsem, gerçekten bana dava açabilir. | Open Subtitles | لأنني إن أخذتها إلى المنزل وأقمت علاقة معها سأصحو في الصباح التالي وإن لم أخبرها أنني أحبها أو أنني أريد الزواج منها يمكنها أن ترفع دعوى ضدي حقاً |
| Onu bunu söylemezsem ben kendimden nefret ederim. | Open Subtitles | و إن لم أخبرها, سأكرهني |
| Eğer sana bunları söylemezsem görevimde ihmalkâr davranmış olurum: | Open Subtitles | سأكون مُقصّراً فى واجبى إذا لم أقل لك |
| Ben söylemezsem nasıl bileceksin? | Open Subtitles | ! كيف ستعلم إذ لم أقل لك |