| Tamam. Aslında bu tür şeyleri sadece filmlerde görebilirsiniz. | Open Subtitles | حسناً، عادةً، نرى هذه الأشياء في الأفلام فقط |
| Aşk ve romantizm sadece filmlerde olur, pal. | Open Subtitles | الحب والرومانسية تحدث في الأفلام فقط يا صديقي |
| O sadece filmlerde olur. | Open Subtitles | إنه لا يعمل إلا في الأفلام فقط |
| Saçmalama. O tip şeyler sadece filmlerde olur. | Open Subtitles | هذا النوع من الاشياء لا يحدث إلا في الأفلام. |
| sadece filmlerde görebildiğim şu büyülü lise zamanlarında yaşıyordum ve aynı başroldeki kızlar gibi, ben de daha fazlasını istiyordum. | Open Subtitles | كنت أعيش لحظات المدرسة الثانوية السحرية التي لم أراها إلا في الأفلام, ومثل معظم السيدات, .أردت المزيد |
| Demek ilk görüşte aşk sadece filmlerde olmuyormuş. | Open Subtitles | الحب من أول نظرة، لا يحدث فقط في الأفلام |
| Çünkü sadece filmlerde hoş duruyor. | Open Subtitles | لأنني أعدك، ذلك يبدو رائعاً في الأفلام فحسب. |
| Ve gerçek aşk sadece filmlerde olan birşeymiş. | Open Subtitles | و الحب الحقيقي يوجد في الأفلام فقط |
| Bu tür şeylerin sadece filmlerde olduğunu sanıyordum. | Open Subtitles | ظننت أن هذا يحدث في الأفلام فقط |
| Bu tür şeylerin sadece filmlerde olduğunu sanıyordum. | Open Subtitles | ظننت أن هذا يحدث في الأفلام فقط |
| Ve gerçek aşk sadece filmlerde olan birşeymiş. | Open Subtitles | و الحب الحقيقي يوجد في الأفلام فقط |
| Hiç kimse ana kasaya gidemez. O iş sadece filmlerde olur kardeşim. | Open Subtitles | لا أحد يذهب للخزنة هذا في الأفلام فقط |
| Bunun sadece filmlerde işe yaradığını düşünürdüm. | Open Subtitles | إعتقدتُ أن هذا ينجح في الأفلام فقط. |
| -İnsanlar sadece filmlerde öyle öpüşür! | Open Subtitles | يقبل الناس كهذا في الأفلام فقط |
| Neden sadece filmlerde? Fimlerde tek düze şarkılar var. | Open Subtitles | لماذا الأفلام فقط عي الناجحة ؟ |
| Böyle şeyler sadece filmlerde olur. | Open Subtitles | هذا يحدث في الأفلام فقط |
| Bunun sadece filmlerde olduğunu düşünüyorsanız siz Amerikan insanlar daha rahat ederseniz, daha iyi uyuyabilirsiniz. | Open Subtitles | الشعب الأمريكي يشعر براحة تامة يمكنك أن ترتاح أنت تعتقد أن هذا لا يحدث إلا في الأفلام |
| Oğlum, bu sadece filmlerde olur. | Open Subtitles | هذا لا يجدي نفعا إلا في الأفلام |
| Sonra da kendine sadece filmlerde gördüğün bir şeye seni gerçekten var olduğuna inandırdığım bir şeye inandığın için kızacaksın. | Open Subtitles | ثم ستصبحين غاضبه من نفسك للاعتقادكِ في شيء رأيتهِ فقط في الأفلام شيء أنا مصمم لا أثبت لكِ وجودة في الواقع |
| - Üçkağıtların sadece filmlerde olabildiğini düşünmeye başladım. | Open Subtitles | أعتقد بأن الخدع الحقيقية تحصل فقط في الأفلام |