| Onu hapse atmışlar, ama geçen hafta salıverilmiş. | Open Subtitles | لذلك أبقوه حبيسا لكنه أطلق سراحه الأسبوع الماضي |
| 12 Şubat 1977'de salıverilmiş. | Open Subtitles | لقد أطلق سراحه في 12 فبراير 1997 |
| Geçen ay salıverilmiş. | Open Subtitles | يُقال هنا أنّه أطلق سراحه الشهر الماضي. |
| Mahkeme emriyle salıverilmiş görünüyor. | Open Subtitles | من الواضح أن إطلاق سراحه كان بأمر من المحكمة |
| Tüm kanıtlar suçlu olduğunu işaret ediyormuş ama salıverilmiş. | Open Subtitles | أشارت جميع الأدلة انه مذنب ولكن تم إطلاق سراحة |
| Şartlı tahliye olmamış, 2002'de salıverilmiş. | Open Subtitles | قضى كل محكوميته. أطلق سراحه في 2002. |
| Ve sonra da hapisten salıverilmiş | Open Subtitles | و عندئذ أطلق سراحه من السجن |
| Bir ay önce salıverilmiş. | Open Subtitles | لقد أطلق سراحه قبل شهر |
| - Aleksander Dover. - Dün salıverilmiş. | Open Subtitles | (ألكسندر دوفر) - أطلق سراحه بالأمس: |
| Richmond DA bugün onu karaborsa organ ticareti konusunda sorgulamış ama salıverilmiş. | Open Subtitles | إستجوبه مكتب المدّعي العام حول تجارة الأعضاء في السوق السوداء... لكن تمّ إطلاق سراحه ... |
| San Quentin'den altı ay önce salıverilmiş. | Open Subtitles | تم إطلاق سراحه من سجن سان كويتين) منذ 6 أشهر مضت) |
| Sonra bütün suçlamalar düşürülerek salıverilmiş. | Open Subtitles | وبعدها تم إطلاق سراحة وذهبت كل التهم |