| Sana söylemek istedim ama sana sürpriz yaparım diye düşündüm. | Open Subtitles | أردت أن أخبرك عمّا جاء به لكنّي فضلت أن أفاجئك |
| sana sürpriz olur diyordum. Bütün derslerden A aldım. | Open Subtitles | فكرت أن أفاجئك لقد حصلت على علامة ممتاز في كل الصفوف |
| Hem doğum günün de yaklaştı. Ben de sana sürpriz yapayım dedim. | Open Subtitles | وأنتِ تعلمين ، عيد مولدك قريب ، لذا فكرت أن أفاجئك. |
| sana sürpriz yapacaktım, Andrea, ama şu anda mahvediyorsun. Kim o? | Open Subtitles | ربما كانت لدي مفاجأة لك و الأن أنت تفسدينها |
| En sevdiğin şeyle sana sürpriz yapmak istedim, sürpriz. | Open Subtitles | أردت أن مفاجأة لك مع المفضلة لديك، مفاجأة بذلك. |
| Sürprizdi sadece! Ve aniden sana sürpriz yapmanın bir yolunu bulmak isterdi. | Open Subtitles | فقط كان يريد ان يجد طريقة حتى يفاجئك بها |
| Bütün gece çalıştım çünkü banyoda küçük bir sızıntı daha buldum ve sana sürpriz yapmak istedim. | Open Subtitles | لقد عملت خلال الليل لأنّني وجدت تسرّبا صغيرا آخر في حمامكِ. وأردت مفاجأتكِ. |
| sana sürpriz yapmak istedim ama yüzünden anladığım kadarıyla-- | Open Subtitles | عندها فكرت في أن أفاجئك ولكن من هذه النظرة على مُحياك |
| sana sürpriz yaapcaktım güyâ ama sır tutmayı beceremiyorum. | Open Subtitles | كنت أحاول أن أفاجئك ولكنني فاشلة في الأسرار. |
| Beni karşılamaya gelme, sana sürpriz yapmak istiyorum. | Open Subtitles | لا تهتم باستقبالى . أحب أن أفاجئك |
| Baban nerede olduğunu söyledi. Ben de sana sürpriz yapmaya geldim. | Open Subtitles | والدك أخبرنى بمكانك فأتيت كى أفاجئك. |
| Burada ne yapıyorsun? Evine gelmiştim sana sürpriz olacağını düşünmüştüm. | Open Subtitles | كنت متجهاً إلى منزلك فكرت في أن أفاجئك |
| Hiç, buralardaydım. sana sürpriz yapayım dedim. | Open Subtitles | كنت فقط في الجوار فرأيت أن أفاجئك |
| Bu sana sürpriz olmadı, değil mi? | Open Subtitles | لكنها ليست مفاجأة لك أليس كذلك ؟ |
| sana sürpriz yapacaktım ama... Ama boş ver. | Open Subtitles | كنت أودّ جعلها مفاجأة لك لكن سحقاً |
| Evet, ben de sana sürpriz yaparım dedim. | Open Subtitles | نعم، لذلك ظننت أنني سوف مفاجأة لك. |
| sana sürpriz yapmaya çalışıyordum. | Open Subtitles | كنت أحاول أن مفاجأة لك. |
| Aslında sana sürpriz yapmak istemiş. | Open Subtitles | ، ذهبتما إليه في أول عطلة لكما أراد فعلاً أن يفاجئك |
| sana sürpriz yapıp güzel bir parti vermek istemiştik. | Open Subtitles | أردنا مفاجأتكِ بإقامة حفلة كبيرة |
| sana sürpriz parti hazırlıyorduk. | Open Subtitles | كنّا نخطط لحفلة مفاجئة لك |
| Sanırım, erkek arkadaşın sana sürpriz yapmak istemiş. Masanda. | Open Subtitles | يبدو ان صديقك يود مفاجئتك انها على المكتب |
| sana sürpriz yapacaktım. | Open Subtitles | لقد عدتِ مبكراً أردت مفاجئتكِ |
| sana sürpriz yapayım dedim. | Open Subtitles | فكرت في أن أحضر لك مفاجأة |
| sana sürpriz yapmak istedmişti, ama sen beni buraya getirince. | Open Subtitles | أرادتْ مُفَاْجَئتك لَكنَّك جَلبتَني هنا |
| sana sürpriz yapmak istedim. | Open Subtitles | كنت اريد ان افاجئك |