| Peki, bu eve ya da evcil hayvanlar için ürünler satan bir internet sitesinin kısmi ortaklığına ne kadar öderdiniz ? | TED | حسناً إذن، كم قد تدفع لقاء هذا المنزل؟ أو ملكية حصّة من أسهم موقع لبيع مستلزمات الحيوانات الأليفة؟ |
| Bir markette çalışırdım, ya da çeşitli ürünler satan... bir pazarlamacı olurdum. | Open Subtitles | حسناً,ربنا سأعمل فى متجر أو أحصل على رخصة مستقلة لبيع نوع معين من المنتجات. |
| Üniversitede iken çok satan bir roman yazmak piyangoda kazanmaya çok benzer. | Open Subtitles | كتابة كتبٍ أكثر مبيعاً في الكلية يشبه لحدٍّ كبير الربح في اليانصيب |
| En iyi satan bir yazar ve ... güzel bir Dedektif beni ziyaret etmeye gelmiş. Neden? | Open Subtitles | الروائي صاحب الكتب الأكثر مبيعاً ، والمحققة الرائعة قد أتيا لزيارتي ، لماذا؟ |
| Sanat satan bir hurdacı mı, hurda satan bir sanatçı mı? | Open Subtitles | رجل الخردة الذي يبيع فن أو الفنان الذي يبيع الزبالة ؟ |
| Bilmiyorum fakat parmak koruyucu madde ile kaplanmış. Bu tür şeyleri satan bir kaç mağazanın listesini buldum. | Open Subtitles | أنا لا أعرف، ولكن دعوت مخازن التي تبيع عينات العظام. |
| # Bana satan bir şarkı verin... | Open Subtitles | "أعطيني أغنية تجني أرباحا" |
| Değersiz, eski şeyler satan bir yerde çalıştığımı mı? | Open Subtitles | ماذا يجذر بي إخبارها؟ أنّني أعمل في محلّ لبيع الخرد القديمة؟ |
| Evet, ama geçen hafta biri gelmişti taharet musluğu satan bir şirket açmak istiyordu. | Open Subtitles | نعم , لكن هناك أشخاص قدموا الأسبوع الماضي محاولين إطلاق شركة لبيع كراسي الحمامات |
| Ben... 1991'de kanalım ANX, sabun ve ampul satan bir şirket tarafından satın alındı. | Open Subtitles | فى عام 1991 الشبكة التى اعمل بها اشترت اسهمها شركة لبيع الصابون والزجاج |
| Eczanede kan basıncını ölçtürmek için Mose'u alışveriş merkezine bırakırken fantezi ürünler satan bir mağazada gözüme takıldı. | Open Subtitles | كان متجر لبيع المناظر و خطف نظرات عيني عندما أخذت موز إلى المركز التجاري |
| Bayan Owen eskiden, hayvan ilaçları satan bir yerde çalışıyordu. | Open Subtitles | ومستر أوين يعمل فى مركز لبيع الحيوانات الأليفة |
| Sevgili sektör lideri arkadaşlarım, gördüğünüz üzere tek amacım, belki de Japonların kendi kendini temizleyen tuvaletinden sonra görülen en yaratıcı fikri satan bir bisiklet dükkânı açmak değil sadece. | Open Subtitles | الناس و زملائي أصحاب الأعمال لست مهتماً فقط بافتتاح متجر لبيع الدرجات |
| Çok satan bir yazar olsan bile, yanında bulundurmak için çok fazla bir miktar bu. | Open Subtitles | ذلك مال كثير جداً لتحمله معك، حتى بالنسبة لمُؤلّفة ذات كتبٍ أكثر مبيعاً. |
| Gittikçe büyüyen bir kariyeri olan çok satan bir yazardan bahsediyoruz. | Open Subtitles | حسناً، إنّها مُؤلّفة ذات كُتبٍ أكثر مبيعاً مع مهنة مُزدهرة. |
| Neden çok satan bir kitabın yazarı saklanır ki? | Open Subtitles | لم لا يكشف صاحب أكثر كتاب مبيعاً عن هويته؟ |
| Çok satan bir yazarın fakültede olması güzel. | Open Subtitles | سيكون رائعاً إستضافة مُؤلّف صاحب كتبٍ أكثر مبيعاً ضمن الهيئة. |
| Vicdanını altına satan bir paralı asker, İşverenini yargılamaya çok zor cesaret edebilir. | Open Subtitles | المرتزقة الذي يبيع ضميره من أجل الذهب، لا يجب عليه أن يحاجج رئيسه |
| Hatunların hoşlandığı şeylerden satan bir kuyumcu buldum. | Open Subtitles | لقد وجدتُ محلّ المجوهرات هذا الذي يبيع الأشياء، كما تعلم |
| Biliyorum birazcık resmi ama şimdi, sokak arasında ot satan bir herif gibi gözükmekten ziyade sokak arasında ot satan heriften sorumlu herif gibi gözüküyorsun. | Open Subtitles | ولكن الان بدلا من ان تبدو مثل شاب يبيع الحشيش في الممر ان تبدو مثل الشاب المسؤول عن الشاب الذي يبيع الحشيش في الممر |
| Bu içeceği satan bir sürü bar olabilir ama- | Open Subtitles | الآن عليك الإعتراف هناك الكثير من البارات التي تبيع هذه الأشياء ولكن |
| # Bana satan bir şarkı verin... | Open Subtitles | "أعطيني أغنية تجني أرباحا" |