| Davalıyı ben temsil ediyorum, Sayın Hakim. | Open Subtitles | أنـا أُمثّـل المدّعى عليه يا حضرة القاضي |
| London Times 'a 1938'de gönderdiği açık mektupta.... 1938'de, Sayın Hakim, diyor ki: | Open Subtitles | الذي ذكر برسالة مفتوحة للتايمز اللندنية عام 1938: عام 1938! يا حضرة القاضي! |
| Sayın Hâkim, bu soru bir şaka mı? Bir de kokteylleri ve yağmurda yürüyüşü sever misin diye sorsun isterse. | Open Subtitles | سيادتك هل تمزح بهذا السؤال ربما يمكنها أن تسأله فيما |
| Sayın Hakim, bunu kasıtla işlenmiş bir suç olduğunu düşünmüyorum. | Open Subtitles | يا حضرة القاضية, لا أشعر أن هذه كانت جريمة كيدية |
| Sayın Hâkim, tek istediğimiz, bize karşı adaletli davrandığınızı gösterecek bir uzlaşma noktası. | Open Subtitles | الكثير من الألعاب النارية هنا سيدي القاضي كل ما نطلبه هو حل وسط |
| Şimdi, Sayın Hakim, bu size asılsız bir iddia gibi mi geliyor? | Open Subtitles | لتزوير التجارب السريريه الان , حضرتك هل تبدو لكي انها دعوى لا اساس لها ؟ |
| Denedik Sayın Hakim ancak, karşı tarafın avukatı duruşmaya gelmeye bile tenezzül etmiyor. | Open Subtitles | اوه لقد حاولنا سعادتك ولكن كمحامي دفاع لم يهتم حتى بحظور هذه الجلسة |
| Endişelenmemiz gereken şey benim karnım değil, Sayın Hâkim. | Open Subtitles | ليست بطني التي عليك ان تقلق بشأنها يا سيادة القاضي |
| Bir bayandan başka bir şey hiç olmadım, Sayın Hakim. | Open Subtitles | لم أكن يوماً سِوى امرأة محترمة يا حضرة القاضي |
| Başka sorum yok Sayın Hakim. | Open Subtitles | ليس لدي المزيد من الأسئلة يا حضرة القاضي. |
| Sayın Hakim, onunla bir dakika konuşabilir miyiz? | Open Subtitles | حضرة القاضي هل لنا بإستعارة مكتبتك للحظة؟ |
| Okul civarında uyuşturucu satmak çok ciddi bir suçtur, Sayın Hakim. | Open Subtitles | بيع المخدرات في ساحة مدرسة هي تهمة خطيرة جداً يا حضرة القاضي |
| Orlando davasında şüpheli değildim Sayın Hâkim. | Open Subtitles | لم أكن مشتبه به في قضية أورلاندو، سيادتك |
| Sayın Hâkim, ilk duruşmanın kayıtlarının zabta geçmesini rica ediyoruz. | Open Subtitles | سيادتك, نحن نود أن نقدم إلي السجل، النصوص من المحاكمة الأولى |
| Geçmiş olayların listesi elimizde var Sayın Hakim. | Open Subtitles | لديّ لائحة بالأمور التي تبرّر هذا الطلب يا حضرة القاضية |
| Başkan, Amerika'daki kanunları değiştirmemiştir, Sayın Hakim. | Open Subtitles | فالرئيس لم يغير قوانين الولايات المتحدة, حضرة القاضية بل قام بتغيير قوانين فنزويلا |
| Ne yazık ki Sayın Hâkim, memur bey ateşimizin önüne çıktı. | Open Subtitles | مع الأسف يا سيدي القاضي لقد تدخل هو فى مسار نيراننا |
| - Evet. Sayın Hakim, 4 Kasım gecesi Gladness Spa'da çekilmiş bir güvenlik kaydını delil olarak sunmak istiyorum. | Open Subtitles | حضرتك ، اريد أن أعرض لقطات لكميرات المراقبة كدليل |
| - Ona mendil gerekiyor,Sayın Hakim Oturun Miss Teeger. | Open Subtitles | يحتاج مسحة ، سعادتك اجلسي آنسة تيجر اجلسي |
| Oradan hiçbir şey almadım, Sayın Hâkim | Open Subtitles | ليس الأمر وكأنني أخذتُ شيئاً يا سيادة القاضي |
| "Tanrım, özür dilerim Sayın Hakim bu hastalık 7-eleven'ları soymama neden oluyor. | Open Subtitles | آسف سيادتكم فعندى هذا المرض الذى جعلنى أقوم بسرقة السبعة عناصر |
| İtiraz ediyorum Sayın Hâkim. Az önce soruldu ve cevaplandı. | Open Subtitles | إعتراض , سيّدي القاضي إسأل فقط , و أجب فقط |
| - Harper davası 1983'teydi Sayın Hâkim, orada anayasanın hukukun yan alanlarından ayrı tutulamayacağı savunulmuştu. | Open Subtitles | 1983 ، شرفك فى الدستور لا يمكن أن يعزل المناطق الخارجية من القانون |
| Davanın başka bir güne ertelenmesini istiyorlar, Sayın Hakim. | Open Subtitles | الناس تسأل في السر حول الاستمرارية، سعادة القاضي |
| Sayın Hakim, biz cinayetin orada işlenmiş olduğunu kabul ediyoruz. | Open Subtitles | سيدتى القاضية نحنُ نومن بأن هناكَ جريمة قد حدثت بالفعل |
| Sayın Hakim, mümkünse mahkemeye birkaç şey söylemek istiyorum. | Open Subtitles | سيدى القاضى.اود ان اقول بعض الكلمات |
| Sayın Hâkim, Bayan Florrick tanığın cümlesini bitirmesine izin vermedi. | Open Subtitles | سيادة القاضيه ،والسيدة فلوريك لم تسمح الشاهد للإجابة بشكل كامل |
| Sayın Hâkim Chicagolu saygıdeğer rakibim, bu farazi sorularıyla konuyu dağıtıyor. | Open Subtitles | الذين يمكنك دعوتهم على العشاء ؟ يا سيادة القاضى ، إن معارضى المحترم من شيكاغو يقوم ببعثرة المسألة بأسئلة افتراضية |