| Bir polisi hapse yollamaktan korkmalarının tek bir nedeni olabilir. | Open Subtitles | هناك سبب واحد لكي تكون خائفا من إرسال شرطي فاسد إلى الشرطة. |
| CIA'in ajanları bu ülkeye yollamasının tek bir nedeni var: | Open Subtitles | هناك سبب واحد فقط كي ترسلني وكالة الاستخبارات الامريكية الى ذلك البلد |
| Tetikçilerin oraya gitmesinin tek bir nedeni olabilir. | Open Subtitles | هناك سبب واحد يجعل الرجال المسلحين يذهبون هناك. |
| Kocamın beni terk etmesinin tek bir nedeni vardı ona karşı çok dürüsttüm. | Open Subtitles | زوجي قد تركني لسبب واحد بسيط لقد كنت صريحة جدا معه |
| İtiraf etmesinin tek bir nedeni olabilir: | Open Subtitles | ولكن يمكنني فقط تخيل بأنه اعترف لسبب واحد |
| Bu işe bu kadar bulaşmanın tek bir nedeni olabilir. | Open Subtitles | خداع الشعب الأمريكي، والسبب الوحيد الذي وجدته |
| Eğer söylediğin doğruysa orada olmalarının tek bir nedeni var. | Open Subtitles | إذا كان ما تقولا صحيح فقد جاء من أجل سبب واحد وحسب وهو الإختطاف |
| Bunun tek bir nedeni olabilir. | Open Subtitles | هناك سبب واحد فقط بإِنَّهُ يَكْذبُ إليك. |
| Avukatın bize karşı konuşmamasının ve hırsızlığı ihbar etmemesinin tek bir nedeni olabilir. Bir şeyleri gizliyor. | Open Subtitles | هُناك سبب واحد لمُماطلة ذلك المُحامي لنا وعدم الإبلاغ عن إقتحام، هُو يُغطي شيئاً. |
| Washington'un Başkent Kongre Binas'nın ortasına patlamaya hazır bir mühimmat depolamasının tek bir nedeni olabilir. | Open Subtitles | لابد وان هناك سبب واحد لقيام وشنطن بنشر مثل هذا العتاد المتجدد تحت مبنى الكونجرس |
| Bunun tek bir nedeni var. Aldıkları emir böyle. | Open Subtitles | ،هناك سبب واحد لذلك أنهم تلقوا أوامر مُختلفة |
| Elimizde kefalet belgelerinin olmamasının tek bir nedeni var. | Open Subtitles | هناك سبب واحد لعدم حصولنا على أي سندات |
| Benden saklanmaya çalışmanın tek bir nedeni olabilir. | Open Subtitles | هناك فقط سبب واحد لمحاولتك الإختباء مني |
| Geçmişteki başarısızlıklarımızın tek bir nedeni vardı şans bizden yana değildi. | Open Subtitles | الفشل في السابق كان لسبب واحد وهو تراكم الظروف ضدّنا |
| Bir uzaylı ırkı, o şeyi hapsetmek için delicesine bir teknoloji geliştirmiş ve Dünya'yı çöplük yerine kullanmışlarsa, bunun tek bir nedeni olabilir. | Open Subtitles | إذا إمتلك جنس فضائي تقنية لحصر ذلك الشيء واستعمل الأرض كمرحاض له... فقد فعلوا ذلك لسبب واحد |
| Bir uzaylı ırkı, o şeyi hapsetmek için delicesine bir teknoloji geliştirmiş ve Dünya'yı çöplük yerine kullanmışlarsa, bunun tek bir nedeni olabilir. | Open Subtitles | إذا إمتلك جنس فضائي تقنية لحصر ذلك الشيء واستعمل الأرض كمرحاض له... فقد فعلوا ذلك لسبب واحد |
| Bu akşam burada bulunmamızın tek bir nedeni var. | Open Subtitles | كلّنا هنا الليلة لسبب واحد |
| John, burada bulunmamın tek bir nedeni var. | Open Subtitles | جون، أنا هنا لسبب واحد بسيط |
| Tabi bunun tek bir nedeni var, petrol. | Open Subtitles | والسبب الوحيد هو البترول |
| Tabi bunun tek bir nedeni var, petrol. | Open Subtitles | والسبب الوحيد هو البترول |