| Görev başında uyuyan bir telsiz operatörüne vurduğum için atıldım. | Open Subtitles | أنا مأمور لضرب مشغل الراديو الذي سقط نائماً في موقعه |
| Kaptan, telsiz'den Vossler, efendim. Nefes almaya başladı. Çok çok yakınız. | Open Subtitles | كابتن ، أنا فوسلر سيدي أعتقد أنني على وشك إصلاح الراديو |
| Lokomotifte bir telsiz ve aşağıda jetonlu bir telefon var. | Open Subtitles | هناك راديو في القاطرة و تليفون عمومي بالأسفل في الصالة |
| Elektronik olan herşey kapanır, telsiz ve helikopterler de dahil. | Open Subtitles | وعطّل كل الأجهزة الإلكترونية من بين ذلك المروحيات وأجهزة اللاسلكي |
| Koğuşa telsiz radyo verdi ki müzik ve haberleri dinleyebilsinler. | Open Subtitles | وقامت بمنح لاسلكي للجناح حتى يتمكنوا من الإستماع للموسيقى والأخبار |
| Ay'ın uzak tarafı ile olan telsiz bağlantısının kesileceği ana geldik. | Open Subtitles | أعتقد أنهم على وشك أن يفقدوا الإرسال . على الجانب البعيد من القمر |
| Ben bir telsiz operatörüyüm ve sanırım bir soygun gerçekleşmek üzere. | Open Subtitles | نعم أنا ُمشغل الراديو , وأعتقد أنه هناك عملية سطو تنفذ |
| Filikaları bırakmak ve tüm telsiz iletişimini kesmek zorunda kalmışlar. | Open Subtitles | تحتم عليهم فصل قوارب النجاة وجميع إتصالات الراديو تم إيقافها |
| telsiz konuşmalarına göre yakındaki bir hedefin daha araması tamamlandı. | Open Subtitles | الراديو الأمني لفرق البحث يقول بأنهم أنهو منطقة قربية لمكاننا |
| Sly, dizüstünün kasasını aç, Happy de telsiz cihazını yapsın. | Open Subtitles | خبيث، وفتح غلاف الكمبيوتر المحمول وثم، سعيد، وبناء جهاز الراديو. |
| 1.4 milyar adet çok pahalı, verimsiz telsiz baz istasyonlarına sahibiz. | TED | لدينا 1.4 مليون محطات راديو خليوية غير كفؤة مركبة و موزعة بطريقة باهظة |
| Uydu telefonuna gücümüz yetmediği için yüksek frekanslı bir telsiz almıştık. | TED | لم نستطع حمل هاتف يعمل بواسطة الأقمار الاصطناعية، لذلك أمتلكنا راديو ذا تردد عالي. |
| Polis arabasında bir telsiz vardır herhalde, değil mi? | Open Subtitles | لابد من وجود راديو داخل سيارة الشرطة أليس كذلك ؟ |
| Ama telsiz menzili dışında olmamızın imkan ve mümkünatı yok. | Open Subtitles | لكن من المستحيل هذا لقد كانوا خارج نطاق تغطية اللاسلكي |
| Kamu malına zarar raporu yazıyordum, 2-6-1'den telsiz gelinceye kadar. | Open Subtitles | تلقيت بلاغ عن عمليه تخريب وعندما جاء النداء الي اللاسلكي |
| telsiz teleskop cebime koyduğum dijital kamera. | TED | أما التلسكوب اللاسلكي كان كاميرا رقمية وضعتها في جيبي. |
| telsiz telefon faturasına bakıyordum dün gece. | Open Subtitles | اسمع، تفقّدت فاتورة جهاز لاسلكي ليلة أمس |
| - Ona yardım bulmalıyız, derhal. - Tarayıcının kamyonunda bir telsiz var. | Open Subtitles | ـ يجب أن نأخذه بسرعه ـ في شاحنة المنقب لاسلكي |
| Bu şey gece 02:00 de durana kadar birilerinin telsiz yayınını duymasını ümit ederek beklemek istemiyorum. | Open Subtitles | أنا لا أريد الجلوس إنتظارا و أملا أن يسمع شخص ما الإرسال عندما يتوقف هذا الشئ عن العمل قبل الصباح |
| Harita yok. Gidecek bir yön ve telsiz yok. Sen onu buldun. | Open Subtitles | من دون خريطة أو إحداثيّات أو مذياع وتتمكني من إيجاده. |
| Elektrik sisteminde bir arıza olmuş ve telsiz dahil tüm aletler devre dışı kalmış. | Open Subtitles | تعرض لنظام كهرباء معطل وأجهزة المذياع أوقفت |
| telsiz sinyalleri. Yüz on sekiz derece, dört dakika, altı saniye doğu. | Open Subtitles | مجموعة إشارات لاسلكية ، 118 درجة أربع دقائق ، ست ثواني شرقاً |
| Komuta/Telsiz: Ani mesaj geldi. Acil durum mesajı. | Open Subtitles | من الإتصالات للتحكم نحن نتلقى رسالة طوارئ |
| Öyle olsa bile, telsiz sadece sefer amaçlı... | Open Subtitles | و على اى حال, اللاسلكى هنا يستخدم لأغراض الملاحة فقط |
| Tokyo'dan Amiral Yamamoto'ya gönderilen bir telsiz mesajı aldık. | Open Subtitles | اخترقنا اتصالا لاسلكى من طوكيو الى ادميرال ياما موتو |
| - Yanınızda telsiz var mı? | Open Subtitles | هل لديكم جهاز إرسال أو شئ للاتصال بالخارج ؟ |
| Cezaevi kameraları, ...telsiz konuşmaları, alarmlar, şahitler hepsinin halledilmesini istiyorum. | Open Subtitles | كاميرات السجن أحاديث الإذاعة ، و أجهزة الإنذار والشهود أريد إحتواء كل هذا |
| Efendim, telsiz susmasını iptal edersek dinleyen herkes mevkiimizi bulabilir. | Open Subtitles | سيدي، إذا، كسرنا صمتنا الإذاعي سننشر إتجاهنا لأي أحد يستمع |
| telsiz konuşmalarını dinle. Belki yerlerini buluruz. | Open Subtitles | تفحص الموجات الإذاعية رُبَّمَا حصلنا على مواقعِهم. |