| Bunlar Yunanlı. Tüm alt katı tuttular. | Open Subtitles | إنهم يونانيون, وقد استأجروا الدور الأرضي بأكلمه |
| Beni yakalayan insanlar, beni bir delikte tuttular ama düşünmekten, plânlamaktan asla yılmadım. | Open Subtitles | الناس الذين أمسكوا بيَّ، أبقوني في حفرة ولكنني لم أتوقف عن التفكير، التخطيط |
| Beni bir odada 12 saat boyunca tuttular... yemek yok, su yok, uyku yok. | Open Subtitles | لقد وضعوني في الغرفة 12 ساعة لا طعام ولا ماء ولا نوم |
| Eyaletteki önemli spor davacılarından birini tuttular. | Open Subtitles | لقد عيّنوا أحد أفضل المدعين الرياضيين بالولاية |
| Fransız oda hizmetçilerinin güzelini tuttular. | Open Subtitles | إستأجروا أجمل الفتيات الفرنسيات |
| Birbirimize aşık olmamızı istedikleri için mi bizi burada sekiz yıl tuttular? | Open Subtitles | احتفظوا بنا هنا 8 سنوات لأنهم أرادوا ان نقع في الحب |
| En sonunda çalışan bir sistem kuruldu ve bunu gizli tuttular. Sen bunları nereden biliyorsun? | Open Subtitles | لذا، عندما أخيراً وجدوا نظام للعمل أبقوه سراً |
| Bu herifler itiraf edene kadar beni bütün gün ve gece sorgu odasında tuttular. | Open Subtitles | للأحداث ، وأبقوني في تلكَ الغرفة طوال اليوم وطوال الليل حتى سجلتُ ذلكَ الإعتراف |
| - En yetenekli soygun ekibini tuttular. | Open Subtitles | و وظفوا أفضل فريق سطو في المدينة لإعادتها إليهم |
| Larry çoktan kaçmıştı ve parayı geri almak için beni tuttular. | Open Subtitles | لاري كان قد قبض عليه وقد وظفوني من أجل إستعادة المال |
| Güvenlikler tuttular, güvenliğimiz için çevremizde Ford arabalarla fink atmalarını sağladılar. | Open Subtitles | استأجروا... شرطة باللباس الرسمي وجعلوهم يقودون حولنا في فورد مرافق صغير |
| Kahire'deki tüm kazıcıları tuttular. | Open Subtitles | "لقد استأجروا كل المُنقِّبين في "القاهرة |
| Özel paralı askerler tuttular. | Open Subtitles | لذا استأجروا مُتعاقدين من القطاع الخاص. |
| Beni üç saat burada tuttular. | Open Subtitles | لقد أبقوني هنا ثلاث ساعات ولم يخبروني بأي شيء |
| Sağlık Bürosu Hayati İstatistikler'e ulaşmaya çalıştım, ...beni 20 dakika beklemede tuttular. | Open Subtitles | حسنًا، تحققت مع مكتب الولاية للأحصائات الحيوية. أبقوني أنتظر لـ20 دقيقة. |
| Beni göz altında tuttular karakola kaydı olmayan silah getirdiğim için. | Open Subtitles | ولقد وضعوني في معتقلًا, كما تعلم لإحضار بندقية غير مسلحة من مركز الشرطة |
| Eyaletteki önemli spor davacılarından birini tuttular. | Open Subtitles | لقد عيّنوا أحد أكفأ المدعين الرياضيين بالولاية |
| İnsanları taciz eden özel dedektifler tuttular. | Open Subtitles | إستأجروا مُحقّقين خاصين لمُضايقة الناس. |
| Birbirimize aşık olmamızı istedikleri için mi bizi burada sekiz yıl tuttular? | Open Subtitles | احتفظوا بنا هنا 8 سنوات لأنهم أرادوا ان نقع في الحب |
| Sonunda çalışan bir sistem yaptıklarında bunu gizli tuttular. | Open Subtitles | لذا، عندما أخيراً وجدوا نظام للعمل أبقوه سراً |
| Beni 3 gün boyunca psikiyatri bölümünde tuttular. | Open Subtitles | وأبقوني على العلاج النفسي لثلاثة أيام |
| O yüzden Glendon Hill'i tuttular, iyi görünmek için. | Open Subtitles | ولهذا وظفوا جليندن هيل كي يظهرهم بشكل جيد |
| Sizinkiler cinayetlerle meşgul olduğundan ölenleri gelip almam için beni tuttular. | Open Subtitles | أظنكم مشغولون بالجرائك لذا وظفوني لاستبعاد أكثر المتذمرين |
| Peki ama nasıl ellerinde tuttular? | Open Subtitles | ولكن هل تعرف كيف أنها أبقت ذلك؟ |
| Kızı hayatta tuttular ve onu öldürmek için gönderilen adamlardan kısa süre önce onu bir oraya, bir buraya taşıdılar. | Open Subtitles | أبقوها حية، ونقلوها من مكان لآخر حتى على بعد ساعات من الرجال الذين أرسلوا لقتلها |
| Dava açıldığında kimsenin girmemesi için beni tuttular. | Open Subtitles | في هذه الفترة, بينما هم مغلقون ...في المقاضاة, استأجروني |
| Beni havaalanında aldılar ve hafta sonu içerde tuttular. | Open Subtitles | أخذوني من المطار و إحتجزوني حتي نهاية الإسبوع. |