| Fakat inanıyorum ki, erkekler olarak ayrıcalığımızı geride bırakmanın ve sorunun yalnızca bir kısmı olmadığımızı görmenin vakti geldi. | TED | ولكني أعتقد أننا كرجال، حان الوقت لنبدأ في رؤية ما وراء امتيازنا والاعتراف أننا لسنا فقط جزءًا من المشكلة. |
| Müsade edersen, dünyayı demokrasi için güvenli yapma vakti geldi. | Open Subtitles | أنت ستعذريني، لقد حان الوقت لـ نعمل السلام العالمي للديمقراطية. |
| Burada bizim için birşey yok. Artık gitmemizin vakti geldi. | Open Subtitles | ليس هناك شيء نفعله هنا، حان الوقت كي نغادر المكان |
| Hadi çocuklar, gitme vakti geldi. Sonra görüşürüz, tamam mı? | Open Subtitles | هيا يا أطفال حان وقت الذهاب أراك فيما بعد، حسنا؟ |
| O zaman beni bilgilendirmenin vakti geldi. Hangi bölüm için çalışıyorsun? | Open Subtitles | حسنًا، اعتقد أنه حان وقت إعلامي بكل شيء بأي قسم تعمل؟ |
| Beni sevdiğinizi biliyorum ve konukseverliğinize minnettarım. Ama artık gitme vakti geldi. | Open Subtitles | حَصلتُ على الحبِّ الكبيرِ هنا، وأَنا ممتن، لكن لقد حان الوقت للإنتِقال |
| Çok çalıştım ve sanırım bu hayal kırıklığından kurtulma vakti geldi. | Open Subtitles | هذا عمل صعب واظن انه قد حان الوقت للتخلص من الاحباط |
| Kolları sıvayıp eski suç savaşçısını sokaklara sürme vakti geldi. | Open Subtitles | حان الوقت لتشمر عن ساعديك وتخرج للشارع لتبحث عن جريمة |
| Şimdi kaynaklarımızı bu teknolojileri gezegeni savunmak için araştırmaya ayırma vakti geldi. | Open Subtitles | لذا حان الوقت الآن لتكريس مواردنا.. باستكشاف هذه التقنيات للدفاع عن الكوكب |
| Bunu söylemekten nefret ediyorum çocuklar, fakat kızı evime götürmenin vakti geldi. | Open Subtitles | أكره قول ذلك ، يارفاق ولكن حان الوقت لأدعو الفتاة إلى المنزل |
| Kendime ve bu dünyaya getirdiğim lanete bir son vermenin vakti geldi. | Open Subtitles | حان الوقت لإبطال هذه اللعنة التي جلبتها على نفسي وعلى هذا العالم. |
| O zaman Caseyler ve gençler, Biraz acı çekme vakti geldi. | Open Subtitles | أذاً ياكيسي والسادة المحترمون، أعتقد بأنه حان الوقت لـ لدغة صَغيرة. |
| Birlikte çok şey yaşadık. Artık veda etme vakti geldi. | Open Subtitles | لقد مررنا بالكثير من الأمور معاً وقد حان الوقت لأقول: |
| Ne demeye çalıştığınızı bilmiyorum. Ve senin gitme vakti geldi. | Open Subtitles | لا أعلم إلى ماذا تُلمحين وأعتقدُ أنّه حان وقت مغادرتكِ |
| Haftalarca bekledikten sonra bizim Kutup Ayısı için yemek vakti geldi. | Open Subtitles | بعد أسابيع من الإنتظار حان وقت الأكل بالنسبة للدب القطبي الشاب |
| Bebek olayı yüzünden. Sanırım birimizin ileri çıkmasının vakti geldi. | Open Subtitles | هذا يتعلق بأمر الطفل وأعتقد أنه حان وقت تدخل أحدنا |
| Hayatlarımızda iyilikten çok kötülük yaptık, ve bedelini ödemenin vakti geldi. | Open Subtitles | إرتكبنا ذنوب أكثر من الأعمال الصالحه بحياتنا و حان وقت العقاب |
| Ötme vakti geldi, kızım ve aşk sözleri duymak istemiyorum. | Open Subtitles | حان وقت الغناء يا أختاه. وأنا لا أقصد أغاني الحب. |
| Sanırım ikiniz için de son kez ölme vakti geldi. | Open Subtitles | أعتقد أن الوقت قد حان لأن تموتا كلاكما للمرة الأخيرة |
| Bu kırık krallığı onarmanın vakti geldi de geçiyor, ne dersin? | Open Subtitles | أعتقد أنّ الوقت حان لإصلاح هذه المملكة المنهارة ألا تعتقدين ذلك؟ |
| Bu İngiliz sömürge devletine ne düşündüğümüzü söylemenin vakti geldi. | Open Subtitles | أعتقدُ أنه آن الأوان لأن نُعلمَ تلكَ المُستعمرة برأينا فيهم. |
| Size bunu söylemekten nefret ediyorum, ama sanırım diğer kurbanları görmenizin vakti geldi. | Open Subtitles | أكره أخراجك من هذا لكن أعتقد أنه حان وقتُ البدأْ برُؤية الضحايا الآخرينِ |
| Zekasını boşver onu ait olduğu yere gönderme vakti geldi. | Open Subtitles | دعي الذكاء جانباً، آن أوان إعادته إلى حيث ينتمي. |
| Artık, bu endüstride değişim yaratma ve daha sürdürülebilir bir yöne itmenin vakti geldi. | TED | هذا هو الوقت المناسب لإحداث التغير المبدع في هذه الصناعة وأن ندفع بإتجاه الاستدامة. |
| Ama sanırım beni rahatsız eden bir şeyi seninle konuşmamızın vakti geldi. | Open Subtitles | لكنني اعتقد انه الوقت الملائم لنجري حديثا بيننا عن شيء كان يضايقني |
| Hayatımda değişiklik yapıp "Yeni Bonnie"yi dünyaya salma vakti geldi. | Open Subtitles | إنه وقت هز حياتى و إطلاق عنان بوني الجديدة للعالم |
| Ben Büyük Dave ve siz tembellerin yataktan kalkma vakti geldi artık. | Open Subtitles | أنا بيج ديف وحان الوقت كى ينهض الكسالى من الفراش. |
| Bu kitaptan sonsuza kadar kurtulmanın vakti geldi. | Open Subtitles | إنه الوقت لنتخلص من هذا الكتاب مرةو للأبد. |
| Kâr amacı gütmeyen bir film çekmenin vakti geldi. | Open Subtitles | انه وقت الذي نصع به الصورة ذلك لايعني لا نحصل على المال |
| Onların onayını kaybedeceğini düşünmeyi bırakmamanın vakti geldi. | Open Subtitles | لقد حان الوقتُ الذي نَتوقّفُ به من كوننا خائفين لخسران موافقتِهم. |
| Efendim, sanırım Reese'e gerçeği söylemenin vakti geldi. | Open Subtitles | سيدي, أعتقد أنه الوقت المناسب لنخبر ريز الحقيقة |