| Kesinlikle yüksek hızla sıçramış. | Open Subtitles | بالتأكيد عالية السرعة ترشيش. |
| Kızın dosyası kız ve ortağı, Rick Brantley, banka soyduktan sonra yüksek hızla kaçarken, ölmüş. | Open Subtitles | (ملفها يقول أنها وشريكها (ريك برانتلي قد قتلا في مطاردةٍ عالية السرعة لاحقةً لسرقةِ بنك |
| yüksek hızla giderken kör bir kazaya maruz kalmıştı. (Kör kaza: bir aracın diğer araca yan tarafından çarpması) Çok, çok kritik bir durumdaydı. | TED | صدمت بجانب السيارة بسرعة عالية حالة حرجة جدا |
| İki inç kalınlıkta deri, gerilimde yüksek hızla fırladı. | Open Subtitles | جلد اثنين بوصة واسعة ، في التوتر ، يعمل بسرعة عالية ، وملزمة بدبابيس. |
| Bunu kazalarda görürsün. Sanki, yüksek hızla çarptığında direksiyonun vücuda girmesi gibi. | Open Subtitles | كما يحدث في حوادث السيارات حين يخترق المقود جسد الضحية بسرعة هائلة |
| O kadar yüksek hızla dönüyor ki saatte yüzlerce kilometre hızla dolaşan rüzgârları kamçılıyor. | Open Subtitles | إنه يدور حول نفسه بسرعة هائلة خالقاً رياح تصل سرعتها لمئات الكيلومترات في الساعه |
| Bunun sonucunda; madde etrafında yüksek hızla dönen bir disk oluşturuyor. | Open Subtitles | ونتيجة لذلك يتكون قرص من المادة بسرعة عالية حولها |
| Maktulun yaraları, yüksek hızla giden bir aracın ona çarptığını doğruluyor. | Open Subtitles | احتمالية صدمها بمركبة تسير بسرعة عالية. |
| Şu paranormal "geçici"ler- kadının tarif ettikleri- ...gökbilimcilerin bolide* dedikleri, yüksek hızla düşen, sonik bir patlama ve parlak bir ışık yaratan bir obje nedeniyle meydana gelmiş olabilir. | Open Subtitles | --هذه الأحداث الفورتينية --ماذا وصفت المرأة يمكن أن تكون حدثت من شيء يسقط بسرعة عالية... |
| yüksek hızla araba kazası. | Open Subtitles | تحطم سيارة تسير بسرعة عالية. |