| Ama şu anda daha önemli şeylere yoğunlaşmalıyız, şey gibi... | Open Subtitles | لكن الآن يجب أن نركز على أمور أكثر أهمية مثل |
| Yeniden moleküllere yoğunlaşmalıyız. | TED | يجب أن نركز مرة أخرى على التوقف الاختياري |
| Bence sözleşmeyi bitirme üzerinde yoğunlaşmalıyız. | Open Subtitles | رايي انه من الافضل ان نركز على انهاء عقدنا فحسب. |
| -Detaylara yoğunlaşmalıyız -Hislerimi kapattım. Şimdi nasıl? | Open Subtitles | يجب أن نركز على التفاصيل أنا أُسيطر على عواطفى , مارأيك فى هذا ؟ |
| Hastaya tanı koyma üzerinde yoğunlaşmalıyız. Açmıyor. | Open Subtitles | علينا أن نركّز على الطب - لا أحد يجيب - |
| - Sıradan. Mandy Bronson'a yoğunlaşmalıyız. Kurbanın kocasıyla ihtiraslı bir ilişki yaşayan yuva yıkan diva. | Open Subtitles | يجب أن نركّز على (ماندي برونسون)، مدمّرة بيوت ومغنيّة تدخل بعلاقة مع زوج الضحيّة |
| Yemek vakti bitti mi? yoğunlaşmalıyız. | Open Subtitles | وقت الوجية الخفيفة انتهى, هيا نحتاج ان نركز |
| Hayır, bence biz daha uzak bölgelere yoğunlaşmalıyız. | Open Subtitles | لا,اظن انه يجب أن نركز على المواقع البعيدة |
| - O kemeri almaya yoğunlaşmalıyız. | Open Subtitles | يجبُ علينا أن نركز في إعادة ذلك الحِزام. |
| Dinleyin. Belki de konuşulmayan konulara yoğunlaşmalıyız. Yani sen... | Open Subtitles | ربما يجب علينا ان نركز اكثر على اشياء لا نتحدث بها اذا ماذا هل انت مثل مقوّم العظام او ماشابه ؟ |
| Yorgun olduğunu biliyorum ama şimdi seçilenlere yoğunlaşmalıyız, 1,200 kişi emirlerini bekliyor ne zaman yemek yenecek, nerede uyunacak, nasıl yaşanacak. | Open Subtitles | أعلم أنك متعبة ولكن يجب أن نركز على من اخترناه الآن ألف و200 شخص ينتظرون أوامرك |
| Eğer bunu yapacaksak yoğunlaşmalıyız. | Open Subtitles | إذا كنا سنفعل هذا، علينا أن نركز. |
| Sanırım ilk önce Jason üzerinde yoğunlaşmalıyız. | Open Subtitles | اعتقد أن علينا أن نركز على جاسون فقط |
| O yüzden kurbanlara yoğunlaşmalıyız. | Open Subtitles | لهذا يجب ان نركز على هؤلاء الضحايا |
| Artie bak, işten kovulduğun için moralinin bozuk olduğunu biliyorum ama şu an bu meseleye yoğunlaşmalıyız dostum. | Open Subtitles | آرتي" أعرف أنك غاضب" لأنك فُصلت لكن يجب أن نركز |
| Kontrol edebileceğimiz şeylere yoğunlaşmalıyız. | Open Subtitles | يجب أن نركز على ما يمكننا التحكم به |
| Ölüm zamanı bir ay önce o yüzden bu alana yoğunlaşmalıyız. | Open Subtitles | {\pos(192,210)} كان وقت الوفاة قبل شهر، لذا يجب أن نركز على تلك المدة. |
| Biz ona "Pole(direk)miğe Girme" diyoruz (Gülüşmeler) Beekman Salonu'nda oluyor ve başka, veganlar için jöle olmayan Jell-O şatlar da var ve evet, evet kesinlikle! Sizin sorularınıza da yoğunlaşmalıyız. | TED | والذي يسمى "لا تحصل على كل الجدل " (ضحك) والذي يقام في صالة بيكمان، وماذا أيضًا، الكؤوس منزوعة الجلي متوفرة أيضًا للنباتيين، و، أوه، حسنًا، نعم، لابد أن نركز على أسئلتك. |