| Ama yine de dinlemiyor. yoluna çıkan herşeyi yıkıp geçer o. | Open Subtitles | لكن ما زال هو الرعد الذي يمزق كل شيء في طريقه. |
| Bakın, yaptığı şey enerjiyi, yoluna çıkan hiçbir şeye zarar vermeden tek bir küçük noktada yoğunlaştırmak. | Open Subtitles | أترين ، ما يفعله هو تركيز الطاقة على نقطة شديدة الضآلة من غير أن يدمر أي شئ آخر في طريقه |
| Bazı insanlar şuna inanıyorlar, bu kontrol edilemezi bir şekilde yayılır ve bu bakteri yoluna çıkan herşeyi öldürür. | TED | يعتقد بعض الناس أن تلك البكتيريا ستنتشر بشكل غير قابل للتحكم فيه وأنها ستقتل كل شيء في طريقها |
| Ama tahmin edebileceğiniz gibi, yoluna çıkan diğer şeyleri de yakalıyor. | TED | ولكن كما يمكنك أن تتخيل ، يمكنها اصطياد أي شيء آخر في طريقها أيضا |
| Kraliçeyi feragat etmeye zorlayan... ve yoluna çıkan herkesi öldürecek adamdır. | Open Subtitles | وقد اجبر الملكه على التنازل وقد يقتل اي احد يعترض طريقه |
| Uzun zaman önce, mekanik canavar öfkelendi ve yoluna çıkan herkese savaş açtı. | Open Subtitles | منذ زمناَ بعيد، جنّ أحد الوحوش الآليه وشن الحرب علي كل من يعترض طريقه |
| - O hızda giden bu kadar büyük bir tren yoluna çıkan her şeyi havaya uçurur. | Open Subtitles | قطارٌ بذلك الحجم و تلك السرعة سيُبخّر أيّ شيءٍ في طريقه |
| Ebeveyn olarak! O çocuk yoluna çıkan her şeyden kurtulabilir, ne çıkarsa çıksın! | Open Subtitles | ذلك الطفل سيتطيع مواجهة اي شيء يأتي في طريقه |
| Umarım kendini koruma içgüdüleri duruyordur da kaçmaya çalışır, yoluna çıkan herkese ateş etmek yerine. | Open Subtitles | لنأمل أنّ لديه بعض غرائز الحفاظ على النفس باقية ويحاول التسلل إلى الخارج، بدلاً من فتح النار على أيّ شخص يأتي في طريقه. |
| Olmalı çünkü, yoluna çıkan herkesi öldürüyor. | Open Subtitles | يجدر بكَ ذلك لأنهُ يقتل اي احدٍ يجتازه او احدٍ يقف في طريقه |
| Dalgalar, yoluna çıkan her şeyi her gün biraz daha aşındırıyor. | Open Subtitles | لا ينفكّ الموج في التدافع، منهكًا كلّ شيء في طريقه أكثر فأكثر كلّ يوم |
| Alexander Grayson sadece kurnaz bir iş adamı değil aynı zamanda tam bir suç dehası, yoluna çıkan kişileri kandırmaya şantaj yapmaya ve öldürmeye hazır biri. | Open Subtitles | ألكسندر جريسون، ليس فقط رجل أعمال ماكر بل هو عقل إجرامي بارع قام بالتخطيط للخداع والابتزاز وقتل أي أحد يقف في طريقه |
| Şehri altüst eden ve yoluna çıkan her şeyi silip süpüren bir savaş gibi. | Open Subtitles | مثل الحرب التي تجتاح الدول وتحرق كل شي في طريقها |
| Kısa bir sürede yoluna çıkan her şeyi silip süpürüyor. | Open Subtitles | كما ترون، سرعان ما تحولوا لتناول أي وجميع المواد التي في طريقها |
| yoluna çıkan her şeyi yutan devasa bir ateş, aylarca yayıldı. | Open Subtitles | لقد احتدمت النيران لأشهر، مدمرة كل شيء في طريقها. |
| Sanırım tepede bir girdap belirip yoluna çıkan her şeyi yuttu. | Open Subtitles | أعتقد بأن دوامة ظهرت فوق الحقل هذا ودمرت كل ما في طريقها |
| Bu kız zeki ve saldırgan. yoluna çıkan kim olursa olsun incitmekten kaçınmaz. | Open Subtitles | هذه الفتاة ذكيّ وعنيفة، ولا يهمّها إيذاء مَن يقف في طريقها. |
| Ölüm Çığlığı hayali bir sırayı takip ediyor ve yoluna çıkan her şeyi yok ediyor. | Open Subtitles | صارخ الموت هو بعد خط وهمي، تدمير أي شيء في طريقها |
| Ölmemi istiyor. yoluna çıkan herkesi de haklayacaktır. | Open Subtitles | وسوف يحاول قتلى و سيقتل كل من يعترض طريقه |
| Yanında küçük bir ordu var ve seni, beni veya yoluna çıkan herhangi birini öldürmeyi iki kere düşünmeyecektir. | Open Subtitles | لديه جيش صغير برفقته. وهو لن يفكّر مرتين في قتلك أو قتل أي أحد آخر يعترض طريقه |
| yoluna çıkan herkesi işkence yapıp öldüren yozlaşmış bir hükümet yönetiyor. | Open Subtitles | حيث أنه يدير حكومة فاسدة والتي تقوم بتعذيب وقتل أي شخص يعترض طريقه |