| Seni gördüğüm için çok mutluydum ama her şeyi mahvettin. | Open Subtitles | لقد كنت سعية للغاية لتناول الغداء معكِ ولكنكِ أفسدتِ الأمر |
| Zaten bir çocuğun hayatını mahvettin. Neden aynını başkasına da yapasın? | Open Subtitles | لقد أفسدتِ بالفعل طفل واحد بالحياة لماذا تفعلين ذلك مره أخرى؟ |
| Seni en başından beri burada istemiyordum ve gecemi mahvettin. | Open Subtitles | لم أكن أريدك في حفلتي من الأساس وها قد أفسدتِ ليلتي. |
| Kızgınım çünkü bir erkekle sağlıklı bir ilişki olması ihtimalinin içine ettin. | Open Subtitles | أنـا غـاضبـة لأنـك أفسدتِ فرصتـي فـي الحصول عـلى علاقـة صحيـة مـع رجـل |
| Doğru, ulaştı ama işleri batırdın. | Open Subtitles | إنتظري، لقد إتّصلت بكِ و أنتِ أفسدتِ الأمر |
| Günü mahvettin. Kadınlar için ne kadar önemli olduğunu biliyordun. | Open Subtitles | لقد أفسدتِ اليوم علمتِ بمدى أهميته للنساء |
| Onun hayatını mahvettin ve sonra onun hayatını bana kurtarttın, ve sonrasında onu benim kanatlarımın altına soktun. | Open Subtitles | لقد أفسدتِ حياتها، ومن ثُمّ جعلتيني أُنقذها، ثُمّ سلّمتني إيّاها لآخذها تحت جناحي. |
| Hayır, adımı duyurma fırsatımı mahvettin. | Open Subtitles | لا ، لا ، لقد أفسدتِ فرصتي في أن أصنع لنفسي إسمًا |
| Hadi ama güzelim, bu saçmalıklarla günümü iki kere mahvettin zaten. | Open Subtitles | بحقك يا سيدة، لقد أفسدتِ يومي مرتين بهذا الهراء |
| Bu yüzden kıta değiştirdim ama sen bunu da mahvettin. | Open Subtitles | لأجل هذا إضطررت أن أنتقل عبر. القارّات، وقد أفسدتِ ذلك أيضًا. |
| Bu çok güzel, Dedektif ama üçlümü mahvettin. | Open Subtitles | حسناً ، ياله من خيط رائع لتعقبه أيتها المُحققة لكنكِ أفسدتِ علىّ للتو حفلة الجنس الثلاثية خاصتي |
| Partimi mahvettin, umarım mutlusundur! | Open Subtitles | لقد أفسدتِ حفلي، وأرجو أن تكوني سعيدة |
| Arabamı mahvettin. | Open Subtitles | إني لا أعرفكِ, كما أنكِ أفسدتِ سيارتي |
| Tek isteğim, erkeğimle bir gece geçirmek, Cadılar Bayramı eğlencesi düzenlemek, sevdiğim ve uğruna kan döktüğüm ev için elişi yapmaktı, ama işleri mahvettin, o da gitti. | Open Subtitles | كلُّ ما أردتُه هو ليلة واحدة مع رجلي و نستمتع بالهالوين معًا بعض التزيين في المنزل الذي أحببتُه و دمائي سالت من أجله و أنتِ أفسدتِ كلّ شيء، و رجلي رحل و الآن هو في الخارج يتجوّلُ في بار |
| Sen benim düğünümü mahvettin. Ödeşme zamanı. | Open Subtitles | لقد أفسدتِ زفافي، و الآن وقت الإنتقام |
| Bu ailenin son şansını da mahvettin. | Open Subtitles | لقد أفسدتِ الفرصة الأخيرة لهذه العائلة |
| - Hayatımı mahvettin. - Bu imkansız. | Open Subtitles | لقد أفسدتِ حياتي - هذا مستحيل - |
| Gömleğimi bile giymiştim ama sen herşeyi berbat ettin. | Open Subtitles | لقد كنت أرتدي القميص المناسب لكنك أفسدتِ الأمر |
| Gömleğimi bile giymiştim ama sen herşeyi berbat ettin. | Open Subtitles | لقد كنت أرتدي القميص المناسب لكنك أفسدتِ الأمر |
| Bunu gerçekleştirmesini durdurdun evet, ama sonuçta bütün anlaşmayı batırdın. | Open Subtitles | لقد منعتِ ذلك من الحدوث .وحينَ كنتِ تقومي بذلك أفسدتِ الصفقة كلّها |
| Kızını yozlaştırdın Salumeh! | Open Subtitles | أنتِ أفسدتِ إبنتنا، (سالوميه)! |