| Büyük bir iş çıkardığına göre, daha iyi yemekler yemelisin. | Open Subtitles | بما أنك قمتِ بعمل كبير، فيجب أن تأكلي طعاما جيدا |
| O yüzden, ılık ve yumuşak şeyler yemelisin. | Open Subtitles | لذا، يجب أن تأكلي الأشياء الفاترة واللينة |
| Evlendiğinde, düğününde çilek yemelisin. | Open Subtitles | عندما تتزوجين، لا بد أن تأكلي الفراولة في عرسك. |
| Ama artık umurumda değil. istediğin pastaları ve tatlıları yiyebilirsin. | Open Subtitles | أنا غير مهتمّ لك بعد الآن, غادري وباستطاعتك أن تأكلي ما تشائين من الكعك وغيره من الأشياء التي تحبّي |
| Ee, nerede yemek yemek istersin? | Open Subtitles | إذاً , أين تريدين أن تأكلي ؟ |
| Ama bilmiyorum. - Tatlım, bir şeyler yemelisin. İştahım yok. | Open Subtitles | عزيزتي, يجب أن تأكلي شيئا - ليست لدي الشهية - |
| - Tatlım. Bir şeyler yemelisin. | Open Subtitles | اسمعي يا حبيبتي أريد أن تأكلي شيئاً، اتفقنا؟ |
| Hayatım, bütün gün çıkmadın. Bir şeyler yemelisin. | Open Subtitles | حبيبتي، أنتِ بالداخل طيلة اليوم، لابد أن تأكلي شيئاً |
| Madem ki bir domuzsun sadece yemeklerini yemelisin, niçin geliyorsun ki buraya? | Open Subtitles | نظراً لأنكي خنزيره ، يجب أن تأكلي وجباتك جيداً ، لماذا أتيني الى هنا ؟ |
| Belki de sadece çöpün başında durup o şeyi yemelisin. | Open Subtitles | مدهش ربما يجب عليك أن تأكلي هذا فوق القمامة |
| Bir şeyler yemelisin. Elma püresine ne dersin? | Open Subtitles | ينبغي أن تأكلي شيئاً مارأيك بهريسة التفاح؟ |
| Eğer uzun bir yolculuğa çıkacaksak sen de yemelisin. | Open Subtitles | حسناً ، أعتقد أن عليك أن تأكلي لأننا سنذهب في رحلة طويلة |
| Bir şeyler yemelisin ve benim de yemem gerek ama yalnız yemek istemiyorum. | Open Subtitles | عليكِ أن تأكلي وكذلك أنا ولكن لا أريد أن أكون وحيداً |
| Hastaneden önce yemek yemelisin. | Open Subtitles | عليك أن تأكلي قبل أن تذهبي إلى المُستشفى |
| Ama artık umurumda değil. İstediğin pastaları ve tatlıları yiyebilirsin. | Open Subtitles | لكن أنا غير مهتمّ لك بعد الآن, غادري وباستطاعتك أن تأكلي ما تشائين من الكعك وغيره من الأشياء التي تحبّي |
| Ac miyim? Ne yemek istersin? | Open Subtitles | ... كم أنا جائع ماذا تريدين أن تأكلي ؟ |
| sen dondurmayı şimdi mi yemek istiyorsun? Dondurmayı akşam mı yemek istiyorsun?" | TED | هل تريدي أن تأكلي المثلجات الآن؟ هل تريدين أن تأكلي المثلجات الليلة؟" |
| Pekala her halikarda yemeye çalışacaksın o zaman. bu senin için tel yol-- | Open Subtitles | حَسناً، عليك أن تأكلي شيئا على أية حال إنه الطريقُ الوحيدُ فأنت ذاهِبة إلى |
| Hiçbir zaman doğru yemek yemeyi ve yıkanmayı öğrenemedin. | Open Subtitles | لم تكن تعلمين كيف أن تأكلي و لم تتعلمي كيف أن تستحمي |
| sen restorantta tek başına yemek bile yiyemezsin. - Ne? | Open Subtitles | هيا يا رايتشل أعترفي، أنت حتي لا تستطيعي مجرد أن تأكلي بمفردك بمطعم |
| Daha çok yemelisiniz. Gerçek bir polis atı sevmek ister misiniz? Evet. | Open Subtitles | عليكِ أن تأكلي شيئاً ما هل تريدين مداعبة حصان شرطي حقيقي؟ نعم |