| Bu sadece ihlalleri belgelemek için yeni ve potansiyel olarak güvenli bir yol değil ayrıca gelişen global dijital neslini başlatan bir program. | TED | لن يزيد هذا الأمر فقط وسيلة جديدة و آمنة لتوثيق التعسفات ، بل سيفتح آفاقا واسعة للجيل الرقمي العالمي المتزايد. |
| Bu sadece savaşın bıraktığı iyileştirilemez hasar. | Open Subtitles | الأمر فقط أن الحرب تسببت له له بأضرار لا يمكن تداركها |
| Bu sadece cadılar için mi geçerli? | Open Subtitles | الأن، هل يتناسب هذا الأمر فقط مع السحره؟ |
| Ben sadece insanoğlunun kendi çabalarıyla elde ettiği şeylerin Ona mal edilmesinden bıktım. | Open Subtitles | لكن الأمر فقط أنني سئمت من نسبة كل الفضل إليه فى جميع الأمور التي يحققها البشر بفضل جهودهم وعزمهم |
| O kaba Leonidas gibi ayakta durmanı değil Ben sadece diz çökmeni istiyorum. | Open Subtitles | بخلاف ليونيداس القاسي الذي طلب منك الوقوف مستشرفا درعك يتطلب الأمر فقط .. أن تركع |
| Sadece senin bana karşı birşeyler hissettiğini düşünüyor,işte sorunu bu. | Open Subtitles | الأمر فقط , انها تظن أنكِ تكنين مشاعر لي كأن هذه المشكلة |
| - Sadece iki koca günümü aldı ama sen değersin. | Open Subtitles | إستلزم الأمر فقط يومين كاملين، لكنك تستحقين. |
| Şey, Olay şu ki... bastığı toprağa tapıyorsun, ve ben sadece- kendi deneyimlerime göre, erkekler bundan daha çok hayal kırıklığı yaratırlar. | Open Subtitles | الأمر فقط أنتِتقدسينالأرضالذييمشي عليها, وحسبخبرتي, |
| Bu kişisel bir şey değil. Sadece bu ihtimali göze alamam. | Open Subtitles | لذا , لا لشخصنة الأمر , فقط لا أستطيع أن أغامر |
| Şey, hakkını yememek lâzım. Bu yalnızca... | Open Subtitles | حسناً العمل سينسب لمن يستحق الأمر فقط ... |
| Bu sadece Ben araba hediyesini beğenmediğini düşündü. | Open Subtitles | الأمر فقط حسنا, بن شعر أنك لم تحبي السياره |
| Bu çok düşünceli, Milton. Bu sadece... | Open Subtitles | هذا إهتمام بالغ منك يا مِلتون , الأمر فقط |
| Bu sadece... sadece herkese seyhat için seçildiğimi söylemek istiyordum. | Open Subtitles | الأمر فقط... أردت فقط إخبار الجميع أنه تم اختياري للحملة. |
| [Ses anıdır.] Bu sadece arabanın sesiyle ilgili değil. | TED | ولا يتعلق الأمر فقط بصوت سيارة. |
| Eğer Bu sadece biraz eğlenmek için olsaydı, olurdu. | Open Subtitles | ان كان الأمر فقط أن نحظى ببعض المتعة |
| Stiles, Stiles, Bu sadece aramızda tamam mı? | Open Subtitles | هذا الأمر فقط بينك وبيني ، موافق؟ |
| Ek bir para kaynağı istemiyor değilim Ben sadece... | Open Subtitles | ليس الأمر وكأنني لا أقدر الدخل العائد لي من العمل معكِ .. الأمر فقط |
| Ben sadece... babamla yaşananın acısını gömdüm, fakat senin yüzünden, sadece bununla yüzleşmiyorum. | Open Subtitles | لقد... دفنتألم ماحدثلأبي... ولكن بسببك فأنا لا أواجه الأمر فقط بل أتعامل معه |
| Ben sadece, kuş ve sahibi arasındaki ilişkinin, ...çok hassas olabileceğini yeni farkettim. | Open Subtitles | الأمر فقط أنني مُؤخراً إكتشفت أن الروابط بين الهاو وطائِرَهُ يُمكِنُها أن تكون شديدة للغاية. |
| Sana daha önce söyleyecektim ama yapamadım işte. | Open Subtitles | كنت سأخبرك عن هذا قبل ذلك الأمر فقط .. أتعرف |
| - Sadece herkesi hep kendinden uzaklaştıyorsun. | Open Subtitles | الأمر فقط أنتِ دائما تبعدين الجميع عنكِ |
| Ama Olay şu ki görmek istiyorsan burada olman gerek. | Open Subtitles | الأمر فقط... . يجب أن تتشبثى بالحياة، إذا أردتِ رؤيتها. |
| Bu bilgiler Sadece bu işe yaramaz. | TED | لا يقتصر استخدام هذه المعلومات على هذا الأمر فقط. |
| Ben de o da buna şükrediyoruz. Bu yalnızca... | Open Subtitles | وانا ممتنّة حقاً, وهو كذلك ...الأمر فقط |