| Şimdi, yeni iş karmaşıklığı karşısında, tek çözüm, rapor veren çizgilerle beraber kutular çizmek değil. | TED | الآن، في مواجهة التعقيد الجديد للأعمال التجارية، إن الحل الوحيد ليس في رسم جداول مع سطور الإبلاغ. |
| Jenny anlıyor ki tek çözüm, çürük dişleri çekmek. | TED | أدرك جيني أن الحل الوحيد هو اقتلاع الضرس السيء |
| Deliği kapatmak için, önceleri tek çözüm cerrahi müdahaleydi. | TED | لإغلاق الثقب، كان الحل الوحيد هوعملية جراحية كبرى. |
| Sen oraya geri dönmelisin bunu aşmanın tek yolu o. | Open Subtitles | لكنك سوف تعود هناك مرة أخرى هذا هو الحل الوحيد |
| Onları bir araya getirmenin tek yolu yalnız oldukları bir an. | Open Subtitles | هل هناك مشكلة فى جاذبية الأرض؟ الحل الوحيد أن تجعلهم يلتقيان كأنهم وحدهم. |
| Kemik iliğinden bir sonuç alamadık. tek yol dalak biyopsisi. | Open Subtitles | لا، نخاع عظمه غير حاسم فحص المثانة هو الحل الوحيد |
| Sanırım benim için tek çözüm onları ateş etmek için kışkırtmak. | Open Subtitles | اظن ان الحل الوحيد هو ان اضطرهما على ان يطلقا النار اولا |
| Ve sadece tek çözüm olduğu için değil; ama en iyisi olduğu için. | Open Subtitles | ليس لانه الحل الوحيد بل لانه الحل الافضل |
| tek çözüm buysa insanoğlu bir durup, adaletin anlamını sorgulamalıdır. | Open Subtitles | إذا كان هذا هو الحل الوحيد , البشرية يجب أن تتوقف و السؤال المعنى الكلي للعدالة. |
| tek çözüm bir kez ve herkes için, size ait olan dünya bulmaktır. | Open Subtitles | الحل الوحيد هو أن تعرف أي العالمين . تنتمي إليه ، واحد فقط للأبد |
| tek çözüm, doğrudan oluşturacağım politik bir güç yaratmaktır. | Open Subtitles | الحل الوحيد هو إنشاء قو سياسية أكون انا على رأسها |
| Web siteden çıkarmak zorunda kalacaksınız. tek çözüm bu. | Open Subtitles | عليك أن تعيدها من الشبكة المعلوماتيه هذا هو الحل الوحيد |
| Eğer ikiniz de elbiseyi bırakmaktan vazgeçmezseniz, tek çözüm bu. Çok basit. | Open Subtitles | انه الحل الوحيد لو أن أحدكما ستترك الرداء |
| Brice'ın onu tanıdığını ispatlamamın tek yolu. | Open Subtitles | هذا هو الحل الوحيد لأثبات أنه كان يعرفها. |
| - Bunu öğrenmenin tek yolu onlara ulaşmak. - Denerken ölebiliriz, Frank! | Open Subtitles | ـ الحل الوحيد لاكتشاف ذلك هو الوصول اليهم ـ قد نموت فى تلك المحاولة، فرانك |
| İlgisi yok, hangi hikayede olduğunu bulmanın tek yolu hangisinde olmadığını bulmaktır. | Open Subtitles | الحل الوحيد لمعرفة القصة التي أنت بها هي تحديد القصص التي لست بها |
| Bir yolunu biliyorum. Bu aklında neler olduğunu bilmenin tek yolu. | Open Subtitles | أعرف الطريقة وهي الحل الوحيد لمعرفة ما تخفيه |
| tek yolu bu. | Open Subtitles | هذا الحل الوحيد تخيلي انك بعد شهر من الان |
| Gitmen gerekiyorsa, her konuda yalan söylemek zorundasın. Adayı korumanın tek yolu bu. | Open Subtitles | يجب عليك ان تكذب هذه هي الحل الوحيد لحمايتها |
| Bence benim için hastalıklı ilişki tek yol. | Open Subtitles | أعتقد أن بالنسبة لي العلاقات المريضة هي الحل الوحيد. |
| Duruma, mantıklı bütün açılardan baktım ama... maalesef tek çare burayı satman. | Open Subtitles | إسمعي, لقد نظرت لهذا الأمر من كل الزوايا الممكنة وللأسف, فإن الحل الوحيد المتبقي هو البيع |
| Hedge'in yakıt göstergesi boş olduğu için Etik'i karşıya uçuramayacak, yani tek seçenek bir köprü yapmak. | TED | لأن خزان الوقود الخاص بهيدج فارغ لا يمكنه أن يطير بإيثيك للعبور، إذًا الحل الوحيد هو صنع جسر للعبور. |