| Böyle konuşma. Ondan değil. | Open Subtitles | لا تتحدّثي بهذا الشكل ماتقولينه ليس صحيحاً |
| Al sana bir elma, ve bir silah. Yabancılarla konuşma. Vur onları. | Open Subtitles | إليك عصير التفّاح، وبنقيّة، ولا تتحدّثي للغرباء، وإنّما ارديهم. |
| Birkaç saniye içinde beni alacaklar burada ben gelene kadar bekle ve kimseyle konuşma. | Open Subtitles | سوف يدعونني بعد لحظات لذا فقط انتظري هنا حتّى اعود ولا تتحدّثي مع ايّ احد |
| Aslında bir Özel Tim üyesiyle konuşman gerçekten imkansız. Ne? | Open Subtitles | في الواقِع ، مِن المُستحيل لكِ أن تتحدّثي إلى أحَد في المقرّ |
| Büyükbabamla konuşmalısın. Sadece bu konuları düşünür. Delirdi düşünmekten. | Open Subtitles | ينبغي أن تتحدّثي لجدّي، فالأحلام تستحوذ تفكيره، بل وتورده للجنون. |
| Ve sonra buraya geldim, ve sen onun hakkında mı konuşuyorsun? | Open Subtitles | ثمّ أتيت إلى هنا، وأنتِ الآن تتحدّثي عنه؟ |
| Biriyle dışarıdayken asla politikadan bahsetme. | Open Subtitles | لا تتحدّثي عن السياسة ابدا اذا كنتي في موعد |
| Kal o zaman ama bir daha buraya gelme, oğlumla veya benimle konuşma sakın. | Open Subtitles | إذا، ابقي الليلة لكن لا تأتي إلى هنا بعد الآن ولا تتحدّثي إلي أو لابني |
| Onun ya da ailemizin hakkında, sanki çok şey biliyormuşsun gibi, konuşma lütfen. | Open Subtitles | لا تتحدّثي عنه أو عن عائلتي كأنّكِ تعرفين أي شيء عنّا أنا أعرف أنّكم تكبحونه |
| Sana kocanla böyle konuşma demiştim. | Open Subtitles | قلت لك، لا تتحدّثي إلى زوجك بهذه الطريقة |
| Öyle konuşma, Lütfen. | Open Subtitles | لا تتحدّثي بهذه الطريقة . أرجوكِ |
| Kimseyle konuşma. Sadece ışıkta kal. | Open Subtitles | لا تتحدّثي إلى أي شخص فقط ابقي في الضوء |
| Anne, bu adamla konuşma. | Open Subtitles | أمي , لا تتحدّثي إلى هذا الشّخص |
| Ve ben gelmeden onunla konuşma. | Open Subtitles | ولا تتحدّثي إليه بدوني |
| Titreşirken benimle konuşma. | Open Subtitles | -لا تتحدّثي إليّ أثناء التدريب |
| Onun hakkında konuşma! | Open Subtitles | و لا تتحدّثي عنه |
| Ama senin iyileşme sürecinde olan bitenleri konuşman çok önemli. | Open Subtitles | من المهم جداً لشفاءك أن تتحدّثي عن كلّ شيءٍ يجري معك |
| Böyle olduğu zaman benimle konuşmalısın. | Open Subtitles | عليكِ أن تتحدّثي إليّ عندما يحدث هذا لكِ. |
| Tamam, ne peki ne hakkında konuşuyorsun? | Open Subtitles | حسناً، إذاً ما الذي تتحدّثي عنه؟ |
| Kendinden böyle bahsetme. | Open Subtitles | لا تتحدّثي عن نفسك بهذه الطريقة. |
| Babanın ölümü hakkında hiç konuşmuyorsun. | Open Subtitles | أتعرفين، أنتِ لم تتحدّثي بحق أبدًا عن وفاة أبيكِ |
| - Onunla konuşmadığınızı söylemiştiniz. | Open Subtitles | -لقد أخبرتنا بأنكِ لم تتحدّثي إليه |