| Çalışmak için hattı geçmesi gerekiyordu, bu yüzden her şeyi görebiliyordu. | Open Subtitles | تحتم عليه عبور السكة الحديد للوصول الى أرضه فكان شاهد على جميع ماحدث |
| Üzgünüm, Empire için 1500 kelimeyi bitirmem gerekiyordu. | Open Subtitles | آسف , تحتم علي أن أنهي 1500 كلمة عن الإمبراطورية |
| Tamam, ne diyeceğinizi biliyorum ama bir şeyler yapmak zorundaydım. | Open Subtitles | حسنًا، أعلم ما ستقولاه ولكن تحتم عليّ أن أفعل شيء |
| Yalnız başıma yapmak zorundaydım. Durum şu ki, bazı insanlara karşı koymak zordur. Özellikle de yeniysen. | Open Subtitles | تحتم عليّ تحمل ذلك وحدي ، الشيء صعب المقاومة هو النهم تجاه البشر خاصة حينما تكونِ حديثة التحوّل. |
| Üzerimde para ve telefon olmadan geri dönmek zorunda kaldım. | Open Subtitles | تحتم علي المشي للمنزل بدون أية نقود أو وسيلة اتصال |
| Domuz gribiyle salgın örneklerini karıştırabilmek için buraya girmem gerekti. | Open Subtitles | ولهذا تحتم علي المجيء هنا لمزج إنفلونزا الخنازير بعينات الإنفلونزا |
| Amy, eski Sigma Gamma oda arkadaşı ile ufak bir tartışma yaşamış ve yeniden yerleştirilmesi gerekiyordu. | Open Subtitles | لقد تشاجرت آمي مع زميلتها في الغرفة لذا تحتم عليها الانتقال |
| Ölmek üzereydi ve kanı beni çekiyordu bunu yapmam gerekiyordu. | Open Subtitles | كان يحتضر ، و الدماء كان تأثيرها كبير. أحتجت لها ، تحتم عليّ فعل ذلك. |
| Anladım. İçerideki bütün yarasaları kaçırması için doktorun vajinana el feneri tutması gerekiyordu. | Open Subtitles | اعلم , تحتم على الدكتور بأن يولع المصباح داخل أرحامك ليجعل الخفافيش كلها تطير الى الخارج |
| Saklandıkları yerden kafayı çıkarmaları gerekiyordu. | Open Subtitles | ولقد تحتم على شخص ما التواصل مع رئيسهم أولاً |
| Dünya şampiyonu olabilmesi için en kötü üçüncülük gerekiyordu, ... ancak bize yarışı 5. bitirdiğiyle ilgili bilgiler geliyor. | Open Subtitles | تحتم عليه أن يحل ثالثاُ لكي يسجل نقاطاً كافية ليكون بطل العالم. ولكن بسبب الإرتباك هنا تم إعلامنا |
| Sormak zorundaydım. Evet demek zorunda değildin. | Open Subtitles | تحتم علي أن أسأل, و لم يتحتم عليك أن توافقي |
| Üzgünüm geciktim. Eve uğrayıp, büyü kitabını almak zorundaydım. | Open Subtitles | آسفة على تأخري، تحتم أنّ أحضر كتاب الساحرات من البيت. |
| Ama bir şeyler yapmak zorundaydım. Sahiplenilmiş insanlar kaçırılır Bo! | Open Subtitles | تحتم علي التصرف هكذا البشر المملوكون يتم اختطافهم بو |
| Ne gündü. Cadı olduğumu anladılar, ailemi terk etmek zorunda kaldım. | Open Subtitles | يا له من يوم، لقد اكتشفوا بأنّي ساحرة لذا تحتم على هجر عائلتي |
| Tabi ki hayır. Ben de onu becermek zorunda kaldım. | Open Subtitles | قطعاً لا ولكن تحتم علي أن أمارس الجنس معه بعد ذلك |
| Bir sürü iğrenç şey yemek zorunda kaldım ama değdi. | Open Subtitles | أقصد تحتم عليّ تناول الكثير من الأشياء المُقرفة، لكن النتيجة أستحقت هذا العناء. |
| Bazen cesur olmam gerekti ve bu her zaman pek kolay olmadı. | TED | وفي بعض الأحيان تحتم عليّ أن أكون شجاعاً، و لم يكن هذا بالأمر الهين دائماً. |
| Ona sizin partinizde çalması için $200 vereceğimi söylemem gerekti. | Open Subtitles | ولكن تحتم عليّ أن أعده بدفع 200 دولار حتى يقوم بالغناء في حفلتكما |
| Keşke yapmasaydın ama sen yapman gerekeni yaptın. | Open Subtitles | تمنيت لو أنك لم تفعل ذلك ولكنك فعلت ما تحتم عليك فعله |
| Sana yalan söylemek zorunda kaldığım için de üzgünüm. Amcamın söylediklerini yapmak zorundaydım. | Open Subtitles | وآسفة على كذبي عليك، تحتم عليّ فعل ما يقوله عمي |
| Vurmanız gerekirse, kanamayacak bir yere vurun. | Open Subtitles | إذا تحتم عليكم ضربهم فافعلوا ذلك بدون إسالة دمائهم |
| Raporda bundan bahsetmemek için, yalan söylemek zorundaydı. | Open Subtitles | تحتم عليه ذلك، بحالة رغبته بإستبعاد ذلك من التقرير. |