| Galiba ihtiraslıyım da. Ama bu duyarlılığı başka şeyle karıştırma. | Open Subtitles | وقد أكون عاطفياً أيضاً لكن لا تخلط بين هذا واللطف |
| Sana kaç kere söylemek zorundayım kirli kıyafetlerini bizimkilerle karıştırma diye? | Open Subtitles | لقد سبق أن قلت لك ألا تخلط غسيلك القذر مع ملابسنا. |
| Ama normal olanı kafeinsiz olanla karıştırıyorsun. | Open Subtitles | لكنك تخلط القهوة العادية مع منزوعة الكافايين |
| İnanç sistemini karıştırıyorsun sadece. Öyle mi? | Open Subtitles | ، الآن أنت فقط . تخلط مبادئ الإيمان والاعتقاد |
| Sanıyorum beni, başka birisiyle karıştırıyorsunuz. | Open Subtitles | أعتقـد بالفعل أنك تخلط بيني وبين شخص آخر. |
| Annem renklilerle, beyazları karıştırmayın demedi mi? | Open Subtitles | ألم تقل لك أمّي ألا تخلط الملابس البيضاء مع الملوّنة |
| Sakın bir erkek derneğindeki bir kumar gecesini gerçek hayatla karıştırma. | Open Subtitles | لا تخلط بـ كازينو مزيف في منزل أخويةِ بـ الحياةِ الحقيقيةِ. |
| DNA'mı o katil goril ile karıştırma hakkını nereden buldun? | Open Subtitles | ما الذي أعطاك الحق بأن تخلط جيناتي بجينات غوريلا قاتلة؟ |
| Evlilikle kumarı birbirine karıştırma asla. Olasılıklar senin aleyhinde. | Open Subtitles | . أياك أن تخلط بين الزواج و القمار النسبة ليست في صالحك |
| Hiçbir şey çalma, karıştırma, kesme. | Open Subtitles | لا تشغل شيئاً لا تدندن، لا تقطع، لا تخلط |
| Hayır, hatırlıyorum. Asla birayla votkayı karıştırma. | Open Subtitles | لا ،أنا اتذكر لا تخلط البيرة بالفودكا ابداً |
| Albay kişisel sadakatim ile ülkeme sadakatimi sakın birbirine karıştırma. | Open Subtitles | ايها العقيد لا تخلط ابداً بين ولاءتي الشخصية مع ولاءتي لبلدي |
| Bence şu anda her şeyi birbirine karıştırıyorsun. | Open Subtitles | أعتقد أنكَ تخلط الكثير من الأمور مرةً واحدة في هذا الوقت |
| Dikkatli olmam gerekiyor. Bence sen beni bir erkeğin seçmesini bekleyecek o acınası kızlarla karıştırıyorsun. | Open Subtitles | أعتقد أنك تخلط بيني وبين واحدةٌ من هؤلاء الفتيات التعيسات اللاتي ينتظرن شاب ليختار. |
| Önceliklerini birbirine karıştırıyorsun. Neden burada olduğumuzu unuttun mu? | Open Subtitles | إنّكَ تخلط الأولويّات، أنسيت لمَ نحن هنا؟ |
| Hayır, beni başka birisiyle karıştırıyorsunuz. Hepimiz aynı giyiniriz. | Open Subtitles | أنت تخلط بيني وبين شخص آخر كلنا متماثلون في هذا الزي |
| Beni ikiz kardeşimle karıştırıyorsunuz. Geçen hafta buradaydı. | Open Subtitles | أنت تخلط بيني وبين أختي التوأم لقد كانت هنا الأسبوع الماضي |
| İleride, birayla aspirini karıştırmayın. | Open Subtitles | في المستقبل، احرص على ألا تخلط الأسبرين بالخمر |
| Rüzgarlı havada, kıpırdayan bir çalıyı yaşayan bir varlıkla karıştırmak kolaydır, | Open Subtitles | عندما يكون الجو عاصفاً من السهل أن تخلط بين شجيرة تتمايل وبين كائن حى |
| Affedersiniz. Baba, Anton ile Sophia'yı nasıl karıştırdın? | Open Subtitles | أنا آسفة يا أبي, كيف تخلط بين أنتون وصوفيا؟ |
| Oyalanma da son 500 dolarım için desteyi kes. | Open Subtitles | هل تود أن تعبث بالجوار أو تريد أن تخلط البطاقات مقابل آخر 500 دولار لديّ؟ |
| Saf çikolatayı bugün bizim yaptığımız... ..gibi yapmıyor... ..ince kıyılmış tütünle karıştırıyor ama onu yemiyorlardı içiyorlardı. | Open Subtitles | ،وبدلاً من كونها شوكولاتة نقية ،كالمتوفرة اليوم كانت تخلط بقصيصات من التبغ |
| Sonra faiz hariç 50.000 dolar da Neville Baraka'ya borçlandın, adam seni öldürecek çünkü desteyi keserken maça papazını buldu ve sen ona güldün. | Open Subtitles | وثم 50 ألف من ضمنها الفوائد (لذلك( نيفلباراكا.. الذي سوف يقتلك بسبب عندما تخلط البطاقات، حصل على بطاقة "البستوني" وأنت سخرت منه. |
| Olay yerindeki çamurla karıştırmamız lazımmış. | Open Subtitles | يجب أن تخلط به بعضا من رمل مسرح الجريمة |
| İş anlaşmalarımızı ilişki ile karıştırmaman konusunda seni uyarmıştım. | Open Subtitles | لقد أخبرتكَ ألا تخلط بين معاملتنا التجارية بالانخراط فى علاقة |
| Bir dahaki sefere, aspirinle birayı karıştırmamaya dikkat edin. | Open Subtitles | في المستقبل، احرص على ألا تخلط الأسبرين بالخمر |