| Afrika... planladığım herşeyi değiştiriyor, ama her nasılsa programın ilerisindeyiz. | Open Subtitles | بل لعنادى فافريقيا تغير كل مخططاتى لكننا نوعا ما متقدمون |
| Evet, bak başlarda emirlere itaat ediyordum sonra her şey değişti. | Open Subtitles | نعم. في البداية لم تكن سوى أوامر ثم تغير كل شيء |
| Oradan ayrılmadan önce bana bu görevin her şeyi değiştireceğini söylediniz. | Open Subtitles | قبل رحيلى لقد أخبرتنى أن هذه المهمة قد تغير كل شئ |
| Geri bıraktığın şeyler nasıl değişti, merak etmiyor musun? | Open Subtitles | أليس لديك فضول بالعودة بعد تغير كل شيء |
| Bu alışkanlığınız, bu zihinsel alışkanlığınız iş yerinde her şeyi değiştirir. | TED | الحصول على هذه العادة، هذه العادة الذهنية، تغير كل شئ في العمل. |
| Değişen bir şey yoktu, fakat her şey değişmişti. | TED | وبالتالي لم يتغير شيء، لكن تغير كل شيء. |
| tabii ki asla inşa edilmedi, çünkü sürekli başka bir işle uğraşıyordu. eğer yapılsadı... 1940'larda, her şey değişti. | TED | وبالطبع، فهو لم يبنه قط، لأنه كان دائما يعبث بمخططات جديدة، لكن حين تم بناؤه، بالطبع، في الأربعينيات، تغير كل شيء. |
| Ayrıca ve daha önemlisi, bir anda olan bir şey olduğuna karar veremeyiz çünkü müzik hit şarkılardan, her şeyi değiştiren büyük, ikonik anlardan çok daha fazlasıdır. | TED | لكن أيضًا والأكثر أهمية، أننا لا نستطيع التقرير أنها مجرد حدث عابر، لأن الموسيقى تعني أكثر بكثير من الأغنيات الناجحة، هذه اللحظات الإبداعية التي تغير كل شيء. |
| 'ye maruz kalınmakta. Aslında, her şeyin değiştiği zamandaki Mars'ın koşullarına daha fazla yaklaşılmakta. | TED | وببساطة، فإنكم تصلون إلى هذه الظروف على المريخ عند تغير كل شيء. |
| İşler kontrolden çıktı ve ne yapacağımı bilemedim ve sonra benim için her şeyi değiştiren bir şey oldu. | TED | كانت الأمور خارجه عن السيطرة ولم أكن أعرف ما يجب القيام به، ولكن شيئ ما حدث أدى إلى تغير كل شيئ بالنسبة لي. |
| 1971 yılında her şey değiştiğinde, Bangladeş'te idik. | TED | سنة 1971، كنا في بنغلاديش حين تغير كل شيء. |
| Ama sonra liselere giderdim ve her şey tamamıyla değişmiş olurdu. | TED | ولكن عندما ذهبت إلى المدارس الثانوية، تغير كل شيء. |
| Bunalımdaydım. Sonra Charlie dayı geldi ve her şey değişti. | Open Subtitles | كان لدى اكتئاب ثم جاء خالى تشارلى و تغير كل شىء |
| Ama bu yeni Roma ile... her şey değişti. | Open Subtitles | و لكن مع روما الجديدة هذه لقد تغير كل شئ |
| Morpheus, Kahin'e gitti. Ondan sonra, her şey değişti. | Open Subtitles | ذهب مورفيوس الى العرافة، وبعد ذلك تغير كل شيء |
| her şey nasıl değişti? | Open Subtitles | كيف تغير كل شيء؟ |
| Bak, işler nasıl değişti. | Open Subtitles | انظر كيف تغير كل شيء |
| Çünkü ilk sonuçlar doğruysa, bu her şeyi değiştirir. | Open Subtitles | لأنها لو كانت محقة في المرة الأولى إذاً النتائج تغير كل شيء |
| her şeyi değiştirir bu. - Hadi be. | Open Subtitles | إنها إستثنائية كما أخبرتك، لقد تغير كل شيء |
| Bazen üç kere derin nefes almak her şeyi değiştirir. | Open Subtitles | أحياناً ثلاثة أنفاس عميقة قد تغير كل شيء |