| İsterdim ama ortaklarla akşam yemeği var ve geç saatlere kadar çalışmam lazım. | Open Subtitles | اوه,كنت لأحب,ذلك ولكن لدي عشاء مع رؤسائي ويجب علي العمل حتى وقت متأخر |
| Oyunlardan hiç hoşlanmıyor ya da fanatik olabilirsiniz. Geç saatlere kadar oyun oynuyor olabilirsiniz. | TED | ربما تكون متحمس, او انك تنتظر ظهور لعبه جديده تكون حتى وقت متأخر تلعب لعبه معينه |
| Yakın zamana kadar yıldızların ne kadar uzak olduğunu bilmenin bir yolu yoktu. | Open Subtitles | حتى وقت قريب، لم يكن هناك أي وسيلة لمعرفة كم هي بعيدة النجوم. |
| Şimdi şunu anlayın: Yakın bir zamana kadar ayda 7,000 dolardan az... ...bir resmi maaş kazanıyordu. | TED | الآن ، تابع معي: حتى وقت قريب، أنه كان يبلغ راتب شهري أساسي من أقل من سبعة آلاف دولار. |
| Cumartesi geceleri geç saate kadar dışarıda kalabileceği mi söylememiş miydin? | Open Subtitles | ألم تقل إنه يمكنني البقاء خارجاً حتى وقت متأخر أيام السبت؟ |
| Gelecek yüzyıla dek buralarda bir benzin istasyonu olmayacak. | Open Subtitles | لن يكون هناك محطة وقود حتى وقت ما من القرن القادم. |
| Geç vakte kadar çalıştığı için yorgun düşüp uyuya kalmış olabilir. | Open Subtitles | لقد ظل يعمل حتى وقت متأخر ربما شعر بالتعب وغلبه النوم |
| Evine uğradım. Geç saatlere kadar çalışacağını söylediler. | Open Subtitles | لقد مررت على منزلك ,فاخبرونى انك ستعمل هنا حتى وقت متأخر |
| Baban, geç saatlere kadar kalma demedi mi? | Open Subtitles | والدك ييسمح لكِ بالبقاء حتى وقت متأخر أليس كذلك ؟ |
| Meşhur bir üniversitede olacaktım ve tutkulu öğrencilerle gece geç saatlere kadar tartışacaktık. | Open Subtitles | أكون في جامعة شهيرة أجادل الطلاب الشغوفين حتى وقت متأخر من الليل |
| Bay McLeod, ben korkarım ki artık bu saatlere kadar açık kalamayacağız. | Open Subtitles | أخشى أننا أصبحنا كبيري السن ليبقى المحل مفتوحاً حتى وقت متأخر |
| Eğlenme ve geç saatlere kadar uyanık kal. | Open Subtitles | اسمع، أنا لا أمزح. ابق مستيقظا حتى وقت متأخر. |
| Gece geç saatlere kadar kalıp, hocasıyla çalışıyor. | Open Subtitles | تمكث حتى وقت متأخر من المساء للعمل مع مدربها |
| Çok yakın bir zamana kadar silahla öldürülen Brezilyalıların sayısını bilmiyorduk. | TED | حتى وقت قريب جداً، لم نكن نعرف ببساطة عدد البرازيليين الذين قتلوا بالسلاح. |
| Yakın zamana kadar, biri ilgi çekici bir protein saptadığında toplu bir çalışma yaparak o proteinin aşı için önemli olup olmadığını test ettiler. | TED | حتى وقت قريب، عندما عرّف أحدهم عن بروتين ذو أهمية قاموا باختبار احتمالية أهميته للقاح عن طريق إجراء دراسة الأتراب. |
| Katil balinalar her ana okyanusta yaşamalarına rağmen, yakın zamana kadar haklarında pek az şey biliyorduk. | TED | على الرغم من أن الحيتان القاتلة تسكن جميع المحيطات الرئيسية، حتى وقت قريب جداً عرفنا القليل عنهم |
| Bürodan telefon ediyorsun. O, kitapla buluşman için zamanın az olduğunu biliyor. Geç saate kadar çalışıyorsun. | Open Subtitles | أخبرها أنك تعمل في المكتب وستعرف أنه لا أمل من عودتك فستعمل حتى وقت متأخر |
| Geç saate kadar çalışıyordum, saat 11'de çıktım ve bu kapımın altındaydı. | Open Subtitles | كل ما لدي أنني كنت أعمل حتى وقت متأخر و رحلت في الحادية عشرة و النصف و كان موجوداً تحت عتبة بابي |
| Watson ve Pepe, çok geç saate kadar dışarıdaydılar şimdi de içeri giremiyorlar, değil mi? | Open Subtitles | بالخارج حتى وقت متأخر و الأن لا يستطيعون الدخول , أليس كذلك ؟ |
| görünüyor ki yarın akşama dek oraya varamayacağız. | Open Subtitles | حسناً, يبدو بأننا لن نحصل عليها حتى وقت متأخر من الليل |
| Son tarihi yakın büyük bir grup projeniz olduğunu düşünün. Geç vakte kadar çalışıp beyin fırtınası yapıyorsunuz. | TED | إذاً تخيل أن لديك مجموعة مشروع كبيرة مع مهلة ضيقة وتعملون حتى وقت متأخر وأنتم تناقشون مختلف الأفكار. |
| Yemek vaktine kadar oturup, televizyon mu seyredeceğiz? | Open Subtitles | ً أهذا كل شيء؟ سنجلس هنا ونشاهد التلفاز؟ حتى وقت العشاء؟ |
| Ve bence yanlış olan öğrencilerin geceleri geç vakitlere kadar ödev yapıp iyi programları kaçırmaları ve sonra sabah erken kalkmaları ve okula gitmek zorunda kalmaları. | Open Subtitles | وأعتقد من الخطأ أنه على الطلاب البقاء حتى وقت متأخر من الليل و تفويت جميع البرامج الرائعة بأداء فروضهم المنزلية ثم يستفيقوا باكراً في الصباح للذهاب للمدرسة، هذا الشيء ليس عادلاً |
| Ancak son zamanlara kadar soruya net bir cevap verecek yeterli veri olmamıştı. | TED | لكن حتى وقت قريب، لم تكن هناك أي بيانات لمساعدتنا في اتخاذ قرار. |
| Müsabakada, son günlere kadar hep savaş konusu konuşulmuş. | Open Subtitles | حتى وقت قريب , لا شيء إلا الحرب ,مما كانوا يتحدثون عنه الآن لا توجد أي إشارة لها |