| Sanatla uğraşan insanlar, bir diktatör için tehlike arz ederler. | Open Subtitles | الأشخاص الذين صنعوا الفن يشكّلون خطراً على أي دكتاتورية. |
| Son derece değerlidir ve kimse için tehlike oluşturmuyor. | Open Subtitles | عائد لي قبل أن تولدي إنه ثمين جداً و لا يشكل خطراً على أي أحد |
| Onu bulmalısın. Planlarım için tehdit oluşturuyor. | Open Subtitles | لا بد أن تعثر عليها إنها تشكل خطراً على مخططاتي |
| - Bak kendisi veya başkaları için tehdit oluşturana kadar bizimle kalacak. | Open Subtitles | أصغي إلي، الى أن يكون خطراً على نفسه أو على الأخرين سيبقى معنا |
| Yapmış olduğum belli tedaviler neticesinde o, ne kendisi için ne de başkaları için bir tehlike arz etmemektedir. | Open Subtitles | أن " إيميلي تايلور " ليست مريضة عقلياً أو خطيرة في هذا الوقت أعتقد بالعلاج المناسب , لا تعود خطراً على نفسها |
| Çünkü bu soruyu cevaplamamın Ajan Mulder'ın hayatını tehlikeye atacağını düşünüyorum. | Open Subtitles | لأنني أؤمن أن الإجابة يمكن أن تكون خطراً على حياة العميل (مولدر). |
| Senin riskin herkesin riski. | Open Subtitles | وما هو خطر على فرد ما يشكل خطراً على الجميع |
| Çocuklarına tehlike mi teşkil ediyor? | Open Subtitles | أيشكل خطراً على ولديه ؟ |
| Güneş depremleri ve tsunamileri Dünya için tehlike arz etmezken bir patlamanın şiddetli etkisi çoğunlukla "koronal kütle atımı" ya da "CME" denen, tehlikeli püskürmelere yol açar. | Open Subtitles | بينما لا تشكل الزلازل أو التسونامي الشمسية خطراً على كوكب الأرض الـوَهَــجْ الشـمـسـي العنيـف يسبب من آن لآخر إنفجارات |
| Eğer bocalıyorsa çevresindekiler için tehlike yaratır. | Open Subtitles | إن كانت حالته تتدهور فهو يشكل خطراً على جميع من حوله |
| Onunla ilk tanıştığımda vahşiydi kendi için ve diğerleri için tehlike oluşturuyordu. | Open Subtitles | عندما إلتقيتها للمرة الأولى ، كانت وحشيّة تشكّل خطراً على نفسها وعلى الآخرين |
| Kendin veya başkaları için tehlike yarattığına inanmazsam, evet. | Open Subtitles | مالم تخبرنني بشيء يدعوني إلى التصديق أنكن تشكلن خطراً على أنفسكن أو على الآخرين |
| Çocuk türümüz için tehlike değil, elimde kanıt var. | Open Subtitles | أمتلك الدليل أن الطفلة لن تشكل خطراً على جنسنا |
| Arkadaşların için tehdit unsuru olan herkesin icabına baktın. | Open Subtitles | تخلّصتَ من كلّ من يشكّل خطراً على أصدقائكَ |
| Cinayet döngüsü bittiğine göre şimdilik kimse için tehdit arz etmiyor. | Open Subtitles | فهو لا يشكّل خطراً على أيّ أحد في الوقت الراهن بعد انتهاء دورة قتله |
| Artık senin dindarlık tekelin için tehdit oluşturmuyor. | Open Subtitles | إنه لم يعد يشكل خطراً على إحتكارك للورع والتقوى |
| Bence buradaki asıl korku senin kendin için tehdit oluşturabileceğin. | Open Subtitles | أظن أنّ الخوف أن تكون خطراً على نفسك |
| Ajanlarımızın göstereceği her kişisel gelişim evimiz için bir tehlike arz eder ve olası ikinci bir Alpha olayının yaşanmasının ilk adımı olabilir. | Open Subtitles | أى تطور للناشط يجعلة خطراً على البيت ومن الممكن ان يكون خطوة للأمام من أجل (ألفا) جديد |
| Kimse için bir tehlike arz etmiyorum. | Open Subtitles | لستُ خطراً على أيّ أحد. |
| - Çünkü bu soruyu cevaplamamın Ajan Mulder'ın hayatını tehlikeye atacağını düşünüyorum. | Open Subtitles | -لأنني أؤمن أن الإجابة ... يمكن أن تكون خطراً على حياة العميل (مولدر). |
| An itibariyle, Birleşik Devletlere bir güvenlik riski oluşturmadığınızdan eminiz. | Open Subtitles | حالما نتأكد انكم لستم خطراً على امن الولايات المتحدة |
| Hâlâ kendine ve diğerlerine karşı bir tehlike mi teşkil ediyorsun? | Open Subtitles | هل مازلت خطراً على نفسك؟ |