| Senden daha zeki olduğumu son kez kanıtlama fırsatını nasıl geri çevirirdim? | Open Subtitles | . . كيف يمكنني تفويت فرصتي الأخيره لاثبات إنني أكثر ذكاء منك |
| Yo yo yo Micheall-- sen zekisin, ama Jimmy kadar zeki değilsin. | Open Subtitles | لا لا لا. أنت ذكى يا مايكل ولكن لست فى ذكاء جيمى |
| Mimarlar daha çevreci, daha akıllı ve daha rahat binaları yapmayı zaten biliyorlar. | TED | يعرف المهندسون مسبقا كيف يبنون بنايات صديقة للبيئة أكثر ذكاء وأسهل في الاستخدام. |
| Ayrıca, bunun özellikle zekice olduğunu düşünmedim, fakat işe yarayan birçok aktivizmin yalnızca dışa dönük aktivizm olmadığını görebiliyordum. | TED | وأيضًا، لم أعتقد أن ذلك ذكاء بوجه خاص، ولكنني أدركت أن الكثير من الأنشطة التي نجحت لم تكن أنشطة انفتاحية فحسب. |
| Dört paha biçilmez mücevheri, pulların arasına saklamak çok akıllıca. | Open Subtitles | ذكاء كبير منها ان تضع اربع جواهر لاتُقدّر بثمن وسط مجموعة زائفة مثبتة بالصمغ |
| Bak, ben süper akıllı bir yaratığım. Dünya standartlarına göre zeka katsayım 1600. | Open Subtitles | أنا كائن فائق الذكاء ، وحسب مقاييس الأرض أنا أمتلك معدل ذكاء 1600 |
| Ve tabii kimse egonun ne kadar zeki olduğunu anlamaz. | Open Subtitles | وبطبيعة الحال , لا أحد يدرك كيف هو ذكاء الغرور |
| Yo yo yo Micheall-- sen zekisin, ama Jimmy kadar zeki değilsin. | Open Subtitles | لا لا لا. أنت ذكى يا مايكل ولكن لست فى ذكاء جيمى |
| Senden daha zeki olduğumu son kez kanıtlama fırsatını nasıl geri çevirirdim? | Open Subtitles | . . كيف يمكنني تفويت فرصتي الأخيره لاثبات إنني أكثر ذكاء منك |
| Süregelen birçok yönelime sahibiz, bence bunlar arasında en önemlilerinden biri bu yönelimi daha da akıllı hale getirmektedir. | TED | لذا لدينا اتجاهات عامة تحدث الآن، وأعتقد أن أحد أهم هذه الاتجاهات هو الاتجاه لجعل الأشياء أكثر وأكثر ذكاء. |
| Biz bu yapay zekâyı alıyoruz ve daha da akıllı hale getiriyoruz. | TED | وما نقوم به هو أخذ ذلك الذكاء الاصطناعي ونجعله أكثر فأكثر ذكاء. |
| Demek tabak içinde size sunmamı sağladınız. zekice. | Open Subtitles | لذا جعلتنى أحضرها لك على طبق من فضه ذكاء عالى |
| zekice, çünkü arama başına 2$ ödeniyor. | Open Subtitles | ذكاء لأنهم يأخذون منكِ دولارين بالمكالمة |
| Çevremde öyle çok şey oluyor ki, neyi akıllıca bulduğun umurumda değil. | Open Subtitles | هناك الكثير بخصوص التحدث بخصوص ماتظن أنه ذكاء |
| Bu gerçekten çok akıllıca. Bu kadar önemli bir belge haritayı çok iyi korur. | Open Subtitles | هذا ذكاء , حقا في وثيقة بتلك الأهمية سيجعل الخريطة تنجوا |
| Peşinde bir yapay zeka var. Attığın her adım izleniyor. | Open Subtitles | هناك ذكاء متفوق يسعى خلفك وكل خطوة تقوم بها مراقبة |
| Bu uzun süredir, bir süreç içerisindeki zeka enjeksiyonu yüzünden Batı'da ölü olarak kabul edildi. | TED | وهذا بسبب حقنة ذكاء تم حقنها في عملية كانت تُعتبر ميتة منذ زمن طويل في الغرب. |
| Hangisini istersiniz? Bunun adı tek-maddelik IQ testi, tamam mı? | TED | ماذا ستختار؟ هذا ما نسميه إختبار ذكاء لشئ واحد، حسناً؟ |
| Ve sonra, yıllarca daha uzun çalışmalar sonucunda, Köy halkı zekası seviyesine ulaşabiliriz. | TED | ثم بعد ذلك، وبعد أعوام كثيرة جدًا من العمل الجاد حقًا، فسوف نصل إلى ذكاء صناعي بمستوى القروي الساذج. |
| Bulmaca yapmak için, biraz zekaya ve heceleme kabiliyetine gerek vardır. | Open Subtitles | مصممواالكلماتالمتقاطعةلديهم .. معدل ذكاء فوق المتوسط ويساعد إذا كانوا يستطيعون الإستهجاء |
| köleleştirilmemiş genel yapay zekâ ile oturup pasta yemeye ne dersiniz? | TED | مع ذكاء اصطناعي خارق وغير مستعبد ولكن يعاملنا جيدًا لأن لديه قيمًا تتماشى مع قيمنا؟ |
| Çok zekiceydi. Adamım, seni cidden özlemişim. | Open Subtitles | هذا ذكاء كبير، يا رجل، لقد اشتقت لك حقاً |
| Okul gezisine giderken tekneye birer kasa beyaz ve kırmızı şarap koymayı akıl edecek bir dahi. | Open Subtitles | لديها ذكاء عالي، مما يجعلها ذكية بما يكفي لتضع صندوق نبيذ أحمر وصندوق نبيذ أبيض لرحلة ميدانية |
| Kaldı ki bunlar üstün zekalı yaratıklar olmadığını biliyoruz. Ancak birazdan göreceğimiz gibi bu yaratıklar olağanüstü güzellikte bir bale sunabiliyorlar bizlere. | TED | لا تمتلك هذه المخلوقات ذكاء متميزا، و رغم ذالك، و سنرى هذا، فإنهم يبدون في رقص جميل. |
| İşin hüneri, taşları sana verip ve seni onları aldığına inandırmak çünkü sen akıllısın, ben aptalım. | Open Subtitles | الفن بالنسبة لي هو أعطائك القطع وأجعلك تظن أنك أخذت هذه القطع لأنك كنت أكثر ذكاء |
| İki adamımı ayarttın. akıllıcaydı. | Open Subtitles | . وقد لعبت بإثنين من رجالي , ذالك كان ذكاء |