| Tahmin edeyim, sürekli yaptığı iş seyahatleri Amerika dostlarını eğitmek için değildi. | Open Subtitles | دعني أخمن، إذن رحلاته المتكررة للعمل لم تكن لتدريب حلفاء الأمريكيين؟ |
| Ülke disina seyahatleri, banka hesaplari. | Open Subtitles | رحلاته الكثيرة خارج البلاد , حساباته البنكية |
| Graham'ın iş seyahatlarini, Hindistan, Kenya seyahatlerini ayarlayan kişilerden biri de oydu. | Open Subtitles | إنّها من يرتّب جميع رحلات عمل غراهام، رحلاته إلى الهند، كينيا. |
| - Uçuşları kaydediyor. | Open Subtitles | يُسجل رحلاته. |
| Eve geldiğinde onu seyahatler hakkında konuşmak için aramaya başladı. | Open Subtitles | أخذ يتصل بها عندما يعود إلى الوطن ليحكي لها عن رحلاته. |
| Babam Tina'yı ilk kez seyahatlerinden birine götürmüştü. | Open Subtitles | وهذا هو أول مرة والدي استغرق تينا على واحدة من رحلاته. |
| Bana, Güney Amerika'ya yapılan son seyahatlerden e-postalardan, her şeyden bahsedin. | Open Subtitles | أخبرني عن رحلاته مؤخرًا إلى أمريكا الجنوبية؟ رسائل إلكترونية،أي شيء |
| Her yerde seyahatlerinin hikayelerini anlatıyorlar. | Open Subtitles | واخذوا يقصون رحلاته البعيدة والطويلة |
| Ülke dışına seyahatleri, banka hesapları. | Open Subtitles | رحلاته الكثيرة خارج البلاد , حساباته البنكية |
| Stephens, seyahatleri hakkında kitaplar yayınlayan bir kaşifti. | Open Subtitles | المستكشف الذي ألف كتاب عن رحلاته |
| Bazen kendi seyahatlerini kendisi ayarlıyordu. | Open Subtitles | أحياناً ما يحجز رحلاته الخاصة |
| Kendi seyahatlerini anlatmış. | Open Subtitles | كتب عن رحلاته |
| Kendi seyahatlerini anlatmış. | Open Subtitles | كتب عن رحلاته |
| - Uçuşları kaydediyor. | Open Subtitles | يُسجل رحلاته. |
| Uluslararası seyahatler dışında birçok kez de, Boston, New Orleans Seattle, Long Beach ve Miami'ye gitmiş. | Open Subtitles | بالإضافة إلى رحلاته الدوليّة، أجرى الكثير من الرحلات إلى (بوسطن)، (نيو أورليانز)، (سياتل)، (لونغ بيتش) و(ميامي). |
| Ona uzun seyahatlerinden şikayet ettiğin bir mesaj bırakmışsın. | Open Subtitles | تركتِ له رسالة تتذمرين فيها من رحلاته الطويلة. |
| John o seyahatlerden birindeyken oğlum Thomas öldü. | Open Subtitles | ومات إبني " توماس " عندما كان " جون " في أحد رحلاته |
| Burada, seyahatlerinin bir özetini yazdı. | Open Subtitles | وكتب هنا تقريرا عن رحلاته |