| Güney Sudan'ın Nil nehri kıyısında bu sığır kampında yaklaşık bir hafta geçirdim. | TED | قضيت حوالي أسبوع في مخيم دينكا للماشية. على ضفاف النيل في جنوب السودان. |
| Bu işi kuzeyde duvarlarla kuşatılmış nehir kıyısında bir şehirde buldu. | Open Subtitles | ،وعثر عليها في الشمال في مدينة محاطة بالأسوار على ضفاف نهر |
| Mısırlılar Yahudiler'i, Kızıldeniz'in kıyısına kadar takip ederken onlar vazgeçmiş miydi? | Open Subtitles | هل يأس اليهود عندما قام المصريون بمطاردتهم عبر ضفاف البحر الأحمر؟ |
| Nehrin kenarında, bahar geldiğinde ve kar eridiğinde ve nehir yükseldiğinde kıyısına geri dön. | Open Subtitles | على حافة النهر المتجمد عندما ياتي الربيع ويذوب الثلج وترتفع مياهه عودي إلى ضفاف النهر |
| Tuvaletleri sokaklar, nehir kıyıları, ya da açık mekanlar olan 1.1 milyar insan var yeniden, bunun için teknik terim açık dışkılama, ama bu da gerçekte basitçe ortalıkta sıçmak. | TED | وهناك 1.1 مليار شخص مراحيضهم هي الشوارع أو ضفاف الأنهار أو المساحات المفتوحة، ومرة أخرى، فإن المصطلح التقني لذلك هو التغوط المفتوح، ولكن ببساطة هذا ما يسمي بالتغوط في العراء. |
| İsrail kabileleri Mısır esaretinden kurtulmak üzereler... | Open Subtitles | قبائل إسرائيل أَوشكت أَن تهرب من ضفاف مصر |
| Sadece Thames kıyısındaki küçük bir tiyatroda mütevazi bir gösteri. | Open Subtitles | انه عرض صغير في مسرح صغير على ضفاف نهر التايمز |
| İki gün önce, akşam karanlığı çökerken Katsura kıyısında... | Open Subtitles | لقد كانت من يومين عند الشروق على ضفاف كاتشورا |
| Aniden bir bataklığa, nehir kıyısında bir düzlüğe... sığ bir geçide, bir kumsala dönüşebilen bu evde. | Open Subtitles | الذي يصبح فجأة مستنقع حقل على ضفاف النهر مكان عبور، شاطئ |
| Beni orada, Mississippi'nin kıyısında bıraktı... yaşamla ölüm arasında bir yerlerde. | Open Subtitles | لقد تركني هناك على ضفاف نهر المسيسبي بين الحياة والموت |
| Aşıklar buluşur, Sen nehri kıyısında ilk öpücüğü paylaşır. | Open Subtitles | لقاء عاشقين وأول قبله على ضفاف نهر السين |
| Bir anda, körfezin kıyısında oturan bu gezgine birşey görünmüş, denizin ruhu. | Open Subtitles | وفجأه بعد ذلك ظهر له فجأة على ضفاف المضيق للرحاله |
| 5 dakika önce, nehir kıyısında 45 kilometrelik bir hat oluşturulmasını istemiştim. | Open Subtitles | اريد مسح شامل علي ضفاف النهر لمسافه ثلاثين ميل |
| Ölmeden önce, karısı Merope'ye vücudunu şehir meydanına atmasını söyledi. Böylece sonunda Styks nehri'nin kıyısına vurdu. | TED | فقد طلب قبل موته من زوجته ميروبي أن ترمي جثته في الساحة العامة، حيث تُغسل في النهاية على ضفاف نهر ستيكس. |
| Yaklaşık altı gün önce, borusu nehir kıyısına vurdu. | Open Subtitles | لقد وجدنا نفيره على ضفاف النهر، قبل ستة أيام |
| Endişe etmeyesiniz, annem beni göl kenarında yetiştirmişti. | Open Subtitles | لا يجب أن تقلق ربّتني والدتي على ضفاف بحيرة |
| nehir kenarında piknikler, şemsiyeli hanımlar. | Open Subtitles | نزهة على ضفاف النهر .. فتيات يحملن المظلات .. |
| Nil nehrinin bereketli kıyıları kutsal timsahların yürüyüşleri... | Open Subtitles | .. ضفاف النيل الخصبة .. حيث تظهر التماسيح المقدّسة |
| İsrail kabileleri Mısır esaretinden kurtulmak üzereler... | Open Subtitles | قبائل إسرائيل أَوشكت أَن تهرب من ضفاف مصر |
| Bazıları Annapurna'nın ilk defa kutsal şehir Kashi'de veya insanların daha çok yiyemeyecek kadar karınlarının doyduğu bir mutfak açtığı Ganj'ın kıyısındaki Özgürlük Mekanında göründüğüne inanıyor. | TED | يظن البعض أن أنابورنا ظهرت أولا في المدينة المقدسة كاشي، أو في مكان الحرية، على ضفاف الغانج ــــ حيث افتتحت مطبخ لإطعام أفواه الجياع حتى الشبع. |
| Bu vadinin en verimli toprakları. | Open Subtitles | على ضفاف النيل |
| Bununla birlikte biraz sinsiydik ve biz daha fazlasını önerdik: nehir kenarlarını yaya yoluna çevirecek, ardından bu yaya yollarını tekrar şehrin dokusuyla birleştirecektik ve sonunda nehir kenarı boyunca buraları kentsel boşluklara dönüştererek kamusal alanlar yaratacaktık, Fes Medine'sinde bu tip eksiklikler var. | TED | ولكننا كنا ماكرين وطلبنا المزيد: تحويل ضفاف النهر لمماشي وشبك هذه المماشي مع نسيج المدينة وأخيرا تحويل الفجوات المدنية على ضفاف النهر إلى مساحات عامة والتي تنقص مدينة فاس. |
| Erkekler, sığınaklarını nehir kıyılarında hem doğal hem de insan yapımı tenha yerlerde kurar ve burayı diğer erkeklere karşı savunur. | Open Subtitles | وتتخذ الـذكور جحـوراً لها سواء إن كانت طبيعيه أو أماكن الصرف الصناعى على ضفاف الأنهار وتدافع عنها ضد كل الـذكور الآخرين |