| Unutma, boğaya bulaşırsan, boynuzu yersin. | Open Subtitles | تذكر. إن عبثت مع الثور، فأنك تحصل على القرون |
| Ben Yasco. Olan şu sert çocuk. Başından beri yanlış insanlara bulaştın. | Open Subtitles | تعتقد أنك شخص صلب، لقد عبثت مع الأشخاص الخطأ |
| yanlış adamla oynadın. Şimdi bunu ödeyeceksin. | Open Subtitles | لقد عبثت مع الشخص الخطأ والآن ستدفع ثمن هذا |
| Benimle uğraşırsan, topraklarını lanetler, göğsüne yumruğumu geçirir, hâlâ atan o yapay kalbini sökerim. | Open Subtitles | اذا عبثت معي فإن معبد الهلاك سيمر من خلال صدرك وسوف ينتزع قلبك الاصطناعي النابض |
| Üzgünüm, bu elemanı tanıdığını biliyorum ama eğer uyuşturucu ile oynarsan yanarsın. | Open Subtitles | اسف\ن اعرف انك كنت تعرف الرجل لكن اذا عبثت بالميثان ستحترق |
| Bununla... uğraştın mı? | Open Subtitles | والذي هو.. هل عبثت مع هذه؟ |
| Charlotte'ın hayatını mahvettim ve bunu hak etmedi. | Open Subtitles | كل مااعرفه هو اني عبثت بحياة شارلوت وهي لم تستحق ذلك |
| Başka bir deyişle, eğer elektrik sinyallerini berbat ettiyseniz, belkide beyne yerleştirilecek bir bilgisayardan gelen, diğer elektrik sinyalleri ile buna karşı koyabiliriz. | TED | بعبارة أخرى، إذا عبثت بالإشارات الكهربائية ، ربما، من خلال وضع إشارات كهربائية أخرى من جهاز كمبيوتر في الدماغ ، يمكننا إبطال ذلك. |
| Hayır. Çatıdaki Kemancı'yı oynadım lisede ama. | Open Subtitles | لا , أنا عبثت مع أحدهم على السطح و لكن كان هذا بالمدرسة |
| Dün eşyalarımı mı karıştırdın? | Open Subtitles | لقد عبثت بأغراضي الليلة الماضية أليس كذلك؟ |
| Tekrar karıma bulaşırsan bir dahaki pazar günü seni tekrar döverim. | Open Subtitles | لو عبثت مع زوجتي بأي طريقة سوف أعضك، الأحد المقبل |
| Ama bana bulaşırsan sana öyle bir ders veririm ki, asla unutamazsın! | Open Subtitles | لكن اذا عبثت معى سوف اعلمك درس لن تستطيع نسيانه |
| yanlış askere bulaştın | Open Subtitles | لقد عبثت مع الجندى الخاطىء لقد عبثت مع الجندى الخاطىء لقد عبثت مع الجندى الخاطىء |
| Çünkü az önce şirketini satın aldı ve sen yanlış piyadeye bulaştın. | Open Subtitles | لأنه قد شرى شركتك للتوّ .وقد عبثت مع جندي البحريّة الخطأ |
| - Ve Clarissa- - Kanıtlarla oynadın. | Open Subtitles | ــ لقد عبثت بالأدلة ــ الزجاج والإطار كانت أدلة |
| Bu tarz şeylerle uğraşırsan kayışı koparabilirsin. | Open Subtitles | أنا أقول فحسب إن عبثت بتلك الأمور فسينتهي بك المطاف بالموت |
| Bana en ufak oyun bile oynarsan seni o çukura geri postalarım. | Open Subtitles | ولئن عبثت معي مثقال ذرة، لأعيدنك لزنزانتك. |
| Johnny ile uğraştın mı, Jerry? | Open Subtitles | هل عبثت مع جوني، جيري؟ |
| - Evet. Örtüleri filan mahvettim. | Open Subtitles | لا ، لقد عبثت بلافتاتك ومفارشك |
| Dinle, benimle açıkça konuşabilirsin. Ben senin kardeşinim. İşleri berbat etmiş olabilirsin. | Open Subtitles | بإمكانك أن تخبرني أنا أخوك ، لقد عبثت قليلاً |
| Rakibimin notlarıyla oynadım. Sadece birazcık. A'ların birkaçını düşürdüm. | TED | لقد عبثت بنتائج عدوّتي، قليلا فقط، لقد قلّلت من نتائج "حسن جدا" الخاصة بها. |
| - Seni uyarmıştım. Karanlığın güçlerini işe karıştırdın... - Ödenmesi gereken bir bedel var. | Open Subtitles | ــ عبثت مع قوي الظلام ــ هناك ثمن لتدفعه |
| Ne korkunç, iğrenç domates seni mahvetti. | Open Subtitles | يالها من طماطم فظيعة و كريهه التي عبثت بكِ |
| - Diyor ki; "Brody'e yamuk yaparsan seni öldürür." | Open Subtitles | تبا, نعم يا رجل برودى يقول اذا عبثت معه سوف يقتلك |
| yanlış kişiye bulaştınız, şimdi bedelini ödeyeceksiniz! | Open Subtitles | لقد عبثت مع الشخص الخطأ والان ستدفع ثمن هذا |
| Ama bu kez sana cevap verebilecek birilerine çattın. | Open Subtitles | لقد عبثت في فطيرة التفاح الخاطئه ولم تعرف كيف تتوقف |
| Şu doğa düzeni olayında işleri batırdım. Ama eminim bunu da biliyorsundur. | Open Subtitles | عبثت حقًا بالنظام الطبيعي للأمور ولكنني واثق من أنك تدري هذا أيضًا |