| Ona söyle birazdan aşağıda olacağım. Bir yere yetişmek için mi acele ediyorsunuz? | Open Subtitles | هل انت فى عجله من امرك للذهاب الى مكان ما ؟ |
| Eğer acele ederseniz, açık alanda gidebilirsiniz. | Open Subtitles | إذا كنت فى عجله من آمرك يمكنك السفر عبر البلده |
| - Evet? - acele edeceklerini sanmıyorum. Onlara kadının öldüğünü söyledim. | Open Subtitles | لن يكونوا على عجله لقد اخبرتهم انها ميته |
| Havaalanına gidiyorum. acelem var. | Open Subtitles | للمطار لو سمحت فأنا على عجله لألحق الطائره |
| Bebeğim, hemen aşağı inmelisin. Annenin acelesi var. | Open Subtitles | ..وعندها عزيزي ، عليك ان تأتي الآن أمك في عجله من أمرها |
| Merhaba, özür dilerim. Çok acelemiz vardı. Sizi fark edemedik. | Open Subtitles | مرحبا , نعتذر , كنا في عجله لذلك لم نلحظكم |
| - Acelen mi var? | Open Subtitles | هل أنت فى عجله ؟ |
| aceleyle çıkmış ya da çıkarılmış. | Open Subtitles | إما أن غادرت في عجله من أمرها أو أجبرت على هذا |
| Kardeşim seni burada bırakırken büyük bir acele içindeydi. | Open Subtitles | اختي كانت على عجله كبيرة من امرها عندما تركتك هنا |
| Biraz zaman alacak fazla acele etme. | Open Subtitles | سوف تأخذ فتره لذا لا تكون فى عجله كبيره. |
| acele ettirmek istemem ama hadi | Open Subtitles | حسناً، لا أُريد ان نكون على عجله لكن . . روبوتات قاتله |
| Her halükarda gerçekten acele edilecek bir durum yok ortada. | Open Subtitles | فى كلتا الحالتين ، ليس هنالك أى عجله لفعل أي شىء. |
| Evlenmek için acele ettiğimden değil ama, sadece evlilik yolu ile ayakta durabiliyoruz. | Open Subtitles | ليس إني في عجله للزواج، غير فقط من خلال الزواج سيكون لدينا مكانه، بيوتنا الخاصة. |
| Evet, yarışçı, bu kadar acele nereye gidiyorsun? | Open Subtitles | قائد مسرع الى اين تذهب فى عجله هكذا |
| Burada kendi adıma bazı keşiflerde bulunuyordum, ama acelem yok ve İtalya'ya yapılacak bir seyahat eğlenceli olur. | Open Subtitles | لقد كنت أقوم ببعض الإستطلاعهنالنفسي، ولكني لست في عجله |
| Çok acelem var ama kıpırdayamıyorum. | Open Subtitles | أنا فى عجله من أمرى ولا أستطيع التزحزح |
| Bu insanların acelesi vardı galiba. Ön kapıyı kilitlememişler bile. | Open Subtitles | لابد ان هؤلاء الناس رحلو عن عجله دون إحكام غلق الباب الامامى |
| Bu tahtalar yeni. Her kim kapatmışsa belli ki acelesi varmış. | Open Subtitles | هذا الخشب جيد, مهما كان من اغلقه فقد كان في عجله من امره |
| acelemiz vardı. Hepimiz kapıya kadar koştuk. | Open Subtitles | كنا في عجله من امرنا ركضا بسرعه طول الوقت للبوابه |
| - acelemiz var. | Open Subtitles | -أننا فى عجله من أمرنا ما الأمر يا دكتور؟ |
| Her neyse, Acelen var biliyorum. | Open Subtitles | بأي حال , أعلم أنك في عجله |
| Arkada da kimse yok patron. Adam aceleyle çıkmış. | Open Subtitles | خلف المنزل خال يا رئيسي يبدو إنه غادر في عجله من أمره |
| Taktım. | Open Subtitles | عجله فارغه |
| Eğer Aceleniz varsa, öne alabilirim. - Hayır! | Open Subtitles | إذا كُنتم على عجله , يمكنني وضع مُستعجل عليه |