| Emirleri uygulamak. benim işim bu hırsızları alıp sahile götürmek. | Open Subtitles | أتّبع الأوامر، إنه عملي أن آخذ هؤلاء اللصوص إلى الميناء |
| Senin işin bu olabilir müdürüm. benim işim pislikleri yakalamak. | Open Subtitles | كلا, هذا هو عملك حضرة المديرة عملي أن أمسك بالمجرمين |
| Özür falan dileme. Şu an benim işim sana bakmak. | Open Subtitles | لا تعتذر الآن هو عملي أن أعتني بك ، حسنا؟ |
| Ve Benim görevim fikir vermek. Benim görevim cevap vermek. | Open Subtitles | وهو عملي أن يكون عندي رأي هو عملي أن يكون عندي جواب |
| Babanı bulup hapse atmak Benim görevim. | Open Subtitles | إنه عملي أن أعثر على والدك وأضعه في السجن |
| Tatlım bak ben ticaretle uğraşıyorum. benim işim insanları okumak. | Open Subtitles | أنا رجل مبيعات يا عزيزتي طبيعة عملي أن أعرف الناس |
| benim işim deneylerin test maymunları için... çok acı verici olmadığından emin olmaktı. | Open Subtitles | كان عملي أن أثبت أن التجارب لن تكون مؤلمة جدّا على قردة الاختبار |
| Sanırım acı çekmenin benim işim olduğunu hissediyordum. Çünkü acı çekersem, onu ne kadar çok sevdiğimi kanıtlayacaktım. | TED | ولكنّي أعتقد أنني شعرت أنه كان عملي أن أكون بائسة، لأنه إذا أمكنني أن أكون بائسة، سأثبت كم أحبّه. |
| Çünkü ben eğitimli bir sosyal bilimciyim, bu yüzden objektif olmak benim işim. | TED | حسنًا، أنا عالمة اجتماع مدربة لذا، إنّ عملي أن أكون موضوعية |
| Ben bir polisim. Bunları bilmek benim işim. | Open Subtitles | انظري أنا شرطي إنه عملي أن أعرف هذه الأشياء |
| benim işim işler durumda olmak. | Open Subtitles | الأمر يتعلق بقيامك بوظائفك في هذا العالم إن عملي , أن اكون في هذا العالم أقوم بوظائفي |
| benim işim bu standartlaştırılmış testlerde öğrenciyi başarılı kılmak. | Open Subtitles | حسناً أن عملي أن يتدرب الطلاب على أداء الإمتحانات القياسية. |
| İyi hissetmelerini sağlamak benim işim. | Open Subtitles | أن كليهما دفعوا من أجل الجنس انه عملي أن أجعلهم يشعرون بشعور جيد |
| benim işim, başından kaza ya da saldırıgibi şeyler geçen insanlarla konuşmak. | Open Subtitles | عملي أن أتحدث مع الناس بعد تجاربهم المزعجة كالحوادث أو الجرائم |
| Sana anlayış göstermediğimden değil ama benim işim Oliver'ın tarafını tutmak. | Open Subtitles | الأمر ليس أنّي لستُ متعاطفاً معك لكنَّ عملي أن أدافع عن أوليفر |
| benim işim, bana topladığın takımı yönetirken yalnız bırakılmak. | Open Subtitles | عملي أن أبقى لوحدي أمام هذا لأدير الفريق الذي قمت بتجميعه من أجلي |
| Ve benim işim her birinizin bir sanatçı olabileceğini anlamasını sağlamak. | Open Subtitles | و عملي أن أجعلكم تفهمون بأن كل واحد منكم يستطيع أن يكون فنان |
| Benim görevim Poughkeepsie'den gelen kasetleri 24 saat seyretmekti. | Open Subtitles | ـ كان عملي أن أشاهد وأشغل كل أشرطة بوكيبسي سايمون ألراي ـ إختصاصي سمعيات ومرئيات في المباحث الفدرالية |
| Bununla birlikte bütün kaynaklarımızı sonuna kadar sıkıştırmak da Benim görevim. | Open Subtitles | وكما هو كذلك من عملي أن استخرج كل مصادري |
| Rekabetle ilgili her şeyi bilmek Benim görevim. | Open Subtitles | إنه عملي أن أعرف كل شيء يجري في منافساتي. |