Biriyle güçlü bir bağ kurmanın seni savunmasız kılacağını biliyorsun bu sebeple böyle bir bağ kurmamaya dikkat ediyorsun. | Open Subtitles | . انت تُدرك بأن الرواط الشديدة قد تجعلك عُرضة . لذا انت حريص , لألا تحصل علي اي منها |
İkimiz de bu gidişatın seni savunmasız bırakacağını çok iyi biliyoruz. | Open Subtitles | كلانا يعلم جيداً كيف تجعلك هذه الأنماط عُرضة للهجوم. |
İkinizin arası bozulursa hepimiz savunmasız kalırız. | Open Subtitles | وعندما أنتما الأثنان على طرفي نقيض، كل واحد منا عُرضة للخطر |
Bill işi yüzünden böyle suçlamalara karşı savunmasız kalıyor. | Open Subtitles | طبيعة عمل بيل هي التي جعــلته عُرضة لاتهامات من هذا القبيل. |
Yavaşça ölürken ise anneyi enfeksiyonlara açık hale getirir ve belki de annenin dokularını bozacak şekilde hormonal sinyaller gönderebilir. | TED | بوفاة الجنين ببطء، فإنه يترك أمه عُرضة للإصابة بالعدوى، و قد يبعث طوال الوقت إشارات هرمونية تعطل أنسجتها. |
savunmasız olmak korkutucu olabilir ama kendini başka birine açmanın faydaları da var. | Open Subtitles | أن تكون عُرضة للخطر قد يكون أمراً مُخيفاً لكن هُناك منافع تعود عليك عندما تنفتح بنفسك لشخص آخر |
Eğer bunu yaparsan, atın savunmasız kalır. | Open Subtitles | إن فعل ذلك، فسيكون فارسك عُرضة |
Zaman yolculuğu gerçek ve tüm tarih kötü niyetli zaman yolcularına karşı savunmasız halde. | Open Subtitles | "السفر الزمنيّ حقّ" "والتاريخ قاطبًا عُرضة لهجمات مسافري الزمن المجرمين" |
Sen de beni savunmasız kılıyor gibisin. | Open Subtitles | من الواضح أنكِ تجعليني عُرضة للخطر |
Dedektif teselli olur mu bilmem ama sen de beni savunmasız kılıyor gibisin. | Open Subtitles | ... أيتها المُحققة ، إذا كان هذا سيُمثل أى عزاء لكبرياءك فمن الواضح أنكِ تجعليني عُرضة للخطر أيضاً |
Zaman yolculuğu gerçek ve tüm tarih kötü niyetli zaman yolcularına karşı savunmasız halde. | Open Subtitles | "السفر الزمنيّ حقّ" "والتاريخ قاطبًا عُرضة لهجمات مسافري الزمن المجرمين" |
Erkekler ve diğer Maymunlar kitabıma göre ufak bir eş kavgasından sonra dışarıdan alacağı etkiye karşı bir erkek çok savunmasız oluyor. | Open Subtitles | ،وفقاً لكتابي (الرجل والحيوانات الرئيسية الأخرى) ،بعد المشاجرة الزوجية يكون الرجل أكثر عُرضة للمؤثرات الخارجية |
Bence Gece Odası savunmasız. | Open Subtitles | أعتقد أن "الغرفة الليلية" عُرضة للخطر |
Adamları boğaz boyunca aktarmak Setauket'i savunmasız bırakacaktır. O hâlde korkuyorsunuz mu yani? | Open Subtitles | تحويل الرجال في جميع الأنحاء على نحوٍ عميق سيترك (سِيتاوكِيت) عُرضة للخطر |
savunmasız olduklarını gördüler. | Open Subtitles | أدركوا أنهم عُرضة للايذاء. |
Onu savunmasız bırakmamız gerek, ailesini Los Angeles'tan götürmeliyiz. | Open Subtitles | علينا أن نجعلها عُرضة للخطر، ونُبعد عنها عائلتها التي في (لوس آنجيلوس). |
Nedense Dedektif Decker beni savunmasız kılıyor. | Open Subtitles | ، لسبب ما تجعلني المُحققة (ديكر) عُرضة للضعف والخطر |
Liderleri, Serilda'yı güçsüzleştirmek, onu ölümlülerin saldırısı karşısında savunmasız bırakmak için beyaz büyü kullanmış. | Open Subtitles | ... إستخدمت قائدتهن السحر الأبيض ... إضعاف (سيريلدا)، مما جعلها عُرضة |
savunmasız. | Open Subtitles | عُرضة للخطر. |
Basitleştirilmiş bu ormanlar karmaşıklıktan uzaktırlar, enfeksiyonlara ve böceklere karşı korumasızdırlar. | TED | تفتقرُ هذه الغابات المبسطة إلى التعقيد. وهي عُرضة إلى العدوى والحشرات حقاً |