| O tamamen zararsız bir canlandırıcı. Uyuya kalma ihtimalini şansa bırakamazdık. | Open Subtitles | إنه سائل غير مؤذي إطلاقاً ، أردنا أن نستغلك في حال غفوت |
| Otobanda son hızla giderken Uyuya kaldın! | Open Subtitles | لقد غفوت بينما كنت تقودين وكنت تقودين بسرعة على الطريق السريع |
| yorucu bir gün geçirmiştin gitmesini bekleyip çıkarım diye düşünürken burada uyuyakalmışım sanırım. | Open Subtitles | لقد كان يومك طويلا. ظننت أن علي انتظاره ليذهب, و.. لا أعلم, أظن أنني غفوت. |
| Sonrasını hatırlamıyorum. Yatıştırıcı etkisini gösterdi ve ben uyuyakaldım. | Open Subtitles | كان هذا آخر ما أتذكّره، ثمّ بدأ يسري مفعول المخدّر، و غفوت. |
| Hoşgeldin, kahraman. Uzun süredir baygındın. | Open Subtitles | مرحبًا أيّها البطل، إنّك غفوت طويلًا. |
| Vur beni o zaman. İçim geçmiş. Bu yaşlarda oluyor. | Open Subtitles | اقتليني, لقد غفوت مثل هذا الأمر يحدث في مثل عمري |
| Oğlumuzu sevmediğin için mi uyuyakaldın? Onu sevmiyor muydun? | Open Subtitles | فلتخبريني فقط، هل غفوت لأنك لم تعودي تحبين ابننا؟ |
| Bende sis kalkana kadar bekledim Uyuya kalmışım. | Open Subtitles | جلستحتىأنتظرانقشاعالضباب.. ولابدّ أنني غفوت |
| Bu arada, ağrı kesici beni biraz sersemletti, yani eğer ortasında Uyuya kalırsam, omzuma hafifçe dokunsan yeter. | Open Subtitles | بالمناسبة، أنا نوعا ما دائخة من الفايكون لذلك إن غفوت في المنتصف أعطني دفعة صغيرة على الكتف |
| Tamam, bak, beş dakikalığına falan Uyuya kalmış olabilirim. | Open Subtitles | حسنا ، اصغ إلي ، ربما . غفوت قليلاً . لمدة خمس دقائق تقريباً |
| Televizyonun karşısında uyuyakalmışım. O kadar geç değil. | Open Subtitles | لقد غفوت و أنا أشاهد التلفاز - الوقت ليس متأخراً جداً - |
| uyuyakalmışım. Lütfen özürlerimi kabul edin. | Open Subtitles | ،لا بدّ وأني غفوت إني أعتذر سيّدي |
| Evet, elimde kitapla uyuyakalmışım. | Open Subtitles | صحيح، وبعدها غفوت والكتاب بين يدي |
| ! Dün akşam kanepemde uyuyakaldım. Bu kadar basit olmamalı diye düşündüm. | Open Subtitles | الليلة الماضية غفوت على أريكتي، كنت أفكر لابد أن الامر يستدعي أكثر من ذلك. |
| Sana hiç ilişmezdim ama ders sırasında uyuyakaldım, yemin ederim. | Open Subtitles | وأود أن اتركك وشأنك لكنني أقسم بالله لقد غفوت أثناء دخولي الصف |
| Merhabalar kahraman. Uzun süredir baygındın. | Open Subtitles | مرحبًا أيّها البطل، إنّك غفوت طويلًا. |
| Herhâlde bir an için içim geçti. | Open Subtitles | هيا. لابد أنني غفوت خلف عجلة القيادة لثانية. |
| Böyle ticari uçuşlarda kaç kez iş üzerinde uyuyakaldın? | Open Subtitles | حينما كنت تقود تلك الحافلات التجارية، كم مرة غفوت أثناء تأدية الوظيفة؟ |
| Geçen gece babam televizyon izliyordu ve ben kanepede uyuyakalmıştım. Birden irkildim. | Open Subtitles | في الليلة الماضيه كنت أشاهد أنا ووالدي التلفاز ,و غفوت على الأريكه |
| Çok mu uyudum? | Open Subtitles | هل غفوت طويلاً؟ |
| Eğer uykuya yanlız dalarsam, tekrar o rüyayı göreceğimi hissediyorum. | Open Subtitles | أشعر أنني إذا غفوت لوحدي فإن ذلك الحلم سيراودني ثانية |
| Gitmiş, Jake. Yardım kurumuna alınmış ve sen olan bitenler sırasında uyudun. | Open Subtitles | لقد رحل يا (جيك) ، لقد رحل لمركز رعاية اجتماعي وقد غفوت طوال هذا الوقت |
| Sanırım tekrar mutfak masasında uyumuşum. | Open Subtitles | أعتقد أنني غفوت على طاولة المطبخ مجدداً |
| Gece 2'ye kadar çalıştım, sızmışım. | Open Subtitles | درست حتى الـ 2 صباحاً، ثم غفوت |
| Evet, molam bitti. Birazcık kestirdim. Uyandırdığın için teşekkürler. | Open Subtitles | نعم ، انتهى وقت استراحتي لقد غفوت قليلاً نعم، شكراً لإيقاظي اراكِ الليلة جيمي جامي |
| Uyuyakalmış olmalıyım. | Open Subtitles | أنا لا بدّ وأن غفوت من. أنا كنت أنتظرك للعودة. |