Olmo, artık koca bir çocuk oldun... ama hala pantalonuna yapıyorsun... | Open Subtitles | أولمو انت فتىً كبير الان ولكنك ما تزال تبول فى بنطالك |
Varoş mahallesinden çıkan ve sizin yeğeniniz olan fakir bir çocuk. | Open Subtitles | فتىً مسكين جاء من الحضيض والذي صادف وأن كان إبن أخيكَ |
çünkü o sadece bir çocuk. Hepsi eğitimli uluslararası dövüşçüler. | Open Subtitles | أنا خائف فقط لأنّه مجرّد فتىً جميعهم مقاتلين عالميّين متمرّسين |
Zeki bir çocuktu. Elektronik, mekanik ve bilgisayar konularında başarılı. | Open Subtitles | كان فتىً ذكياً ، وكان جيداً في الإليكترونيات والميكانيك والحواسيب |
- Pekala. Sen gerçekten iyi bir çocuksun ama ...saldırı altında bir kasaba var. | Open Subtitles | أمامنا الكثير لنفعله و أنتَ فتىً طيّب لكنّ البلدة تُهاجم |
Bu bakışa dayanamıyorum. Bana küçük bir erkek çocuğu olduğum günleri hatırlatıyorsun. | Open Subtitles | ،لا يُمكنني مقاومة هذه النظرة إنّها تذكّرني بنفسي عندما كُنت فتىً صغير |
Harika çocuktur. Geçen gün kavga etmesi dışında. | Open Subtitles | انه فتىً رائع، عدا أنه خاض شجارًا في المدرسة بالأمس |
İyi bir çocuk, saygılı bir genç olduğunu düşünmek isterim. İyi bir baba olduğumu kanıtlayabildiğimi düşünmek isterim. | TED | أحب أن أعتقد أنه فتىً صالح ، شابٌ مهذّبٌ جداً. أحب أن أفكر في أنني أثبتّ أنني أبٌ صالح. |
En büyük oğlum. Çok yardımsever. - Çok iyi bir çocuk. | Open Subtitles | انه الأكبر سناً بين أخوته , حيث يقدم لنا الكثير من العون , انه فتىً صالح |
Senin oğlun gururlu, dürüst bir çocuk. Kalbi tertemiz. | Open Subtitles | ابنكِ هو فتىً مستقيم و يُفتخر به و لديه قلب نقي |
Merhaba, seri cinayetler işleyen bir çocuk hakkında bir oyun düzenlediğinizi duydum. | Open Subtitles | مرحباً، سمعت بأنّكم تعملون على مسرحيةٍ حول فتىً يرتكب مجزرةً دموية |
Şartlı tahliyedeyim. Uslu çocuk olmaya çalışıyorum. | Open Subtitles | انت تعلم قطعت عهدا سأكون فتىً جيداً انت تعلم |
Sorunları var ama o iyi bir çocuk. | Open Subtitles | أو ذلك الفيلم القصير الذي يُخرجه لديهِ مشاكله، لكنّه فتىً صالح |
- ...çocuk bakmak kolay ve ucuz değil | Open Subtitles | لسنا جهة خيرية يا جورج , فنحن نرعى فتىً بالغاً وهذا الأمر مُكلف |
Zeki bir çocuktu. Elektronik, mekanik ve bilgisayar konularında başarılı. | Open Subtitles | كان فتىً ذكياً ، وكان جيداً في الإليكترونيات والميكانيك والحواسيب |
Ama sen söz dinlemektense kazanmayı tercih eden küçük kibirli bir çocuksun. | Open Subtitles | ولكنّك فتىً مغرور يفضل الكسب على تحقيق مصلحة الشركة .. |
Bir oğlan çocuğu gibi ufak bir şeye bakmak için asla gözlüklerini kullanmazdı." | Open Subtitles | نادراً أو أبداً لم تنظُر من خلالها إلى أشياء صغيرَة مثلَ فتىً ما |
Bunda üzülecek bir şey yok. Esaslı bir çocuktur. | Open Subtitles | ليس هنالك حاجة لتشعري بالأسى، إنّه فتىً قوى |
oğlan kızla tanışır, oğlan kızı kaybeder. oğlan kızı alır. | Open Subtitles | فتىً يُقابلُ فتاة، الفتى يخسَر الفتاة، الفتى يحصَل على الفتاة |
Ayrıca bir çocuğun, ilgilenmediği bir şeyle ilgilenmesi için zorlanmayacağını da biliyorum. | Open Subtitles | أعلم كذلك بأنك لا يمكنك أن تجبري فتىً أن يكون مهتماً بشئ ما لا يحبه |
Yardım etmek istediğini biliyorum, ama böyle bir çocuğa erişemezsin. | Open Subtitles | أعرفُ أنكِ تُريدينَ مُساعدة الناس و لكن لا يُمكنكِ التواصُل معَ فتىً كهذا |
Aferin oğluma. Afiyet olsun. | Open Subtitles | فتىً جيد ، بالعافية. |
Geçen gece başka bir sınıftan bir çocukla mı yürüyordun ? | Open Subtitles | هل كنتِ تتمشين مع فتىً من فصلٍِ آخر ليلة أمس؟ |
Sen cılız, küçük, çekingen, eşcinsel bir oğlan mısın, yoksa belinde kuşağı, sikinde taşağı bir adam mısın? | Open Subtitles | هل أنت فتىً فأرٌ هزيل شاذٌ صغير، أم أنّك رجلٌ لديه طقم شغّال من الأعضاء التناسليّة؟ |
Sanırım Aiden şanslı bir çocukmuş. | Open Subtitles | أعتقدُ أنَّ "آيدن" كان فتىً محظوظاً |
Çok tatlı ve çok özel bir delikanlı. | Open Subtitles | إنه لطيف جداً ، إنه فتىً موهوب جداً |
Yaramaz bir çocuğum. - Kirli olduğunuz belli. | Open Subtitles | أوه,أنا فتىً شقي |
Matematiğe ve kimyaya bayılan öğleden sonraları garajda deney yapmayı eğlenceli bulan bir çocuktum. | Open Subtitles | فتىً أحب الرياضيات والكيمياء وفكرته عن الاستمتاع بفترة الظهيرة كانت بإجراء التجارب في مرآبه |