| Belki tekrar iş ortağı olabiliriz, arkadaş olarak değil. | Open Subtitles | ربماً يمكننا الاندماج سوية , كَ شُركاء ليس كَ أصدقاء |
| - Yani sen de vatandaşlık görevi olarak cüzdanını, nakit parasını ve kredi kartını mı yürüttün? | Open Subtitles | أي قذى حقيقي. لذا هو كَ الواجب المدني لسَرِقَة محفظتِه، خُذْ نقدَه، |
| Ama size her zaman sadıktı, Personel Şefi olarak işinin ehlinden de iyiydi. | Open Subtitles | لكنها مخلصة لك، و كفوءة كَ كبيرة موظفيك. |
| Asıl yıldızın kütlesi geniş bir yelpazede düşebileceğinden bir süpernova olarak zirve parlaklığı da aynı biçimde geniş bir yelpazeye sahiptir. | Open Subtitles | بما أن كُتلة النجم الأصلي يُمكن أن تهبطُ بمدى واسع ذروة سطوعه كَ سوبر نوفا |
| Peki, bekar bir erkek olarak son gecende ne yapacaksın? | Open Subtitles | لذا، بأَنْك سَتَعمَلُ كَ ليلة أمس كa رجل وحيد؟ |
| Mr. White, böyle bir prosedürü, sağlık sigortanız tam olarak karşılamaz. | Open Subtitles | السّيد White، إجراء مثل هذا، هو لا يَكُونَ مُغَطَّى بالضبط بإتش إم أو كَ. |
| Yani bu durumda yaptıklarınız için ofisinize ve size teşekkür etmek yada bir kamu görevlisi olarak ek personel talebinizi iletmek haricinde başka bir isteğiniz yoksa bu konuşmayı kısa kesmek zorundayım. | Open Subtitles | مالميكنهناك شيء آخر أنا يُمْكِنُ أَنْ أعْمَلُ لَك، مثل يَستلمُ كَ شكراً ل سَحْبك خارج البالوعةِ عندما المكتب العامّ الوحيد المتوفر إليك |
| Ama o, sizi arkadaşı olarak görüyor. | Open Subtitles | هو يفكر بك كَ صديق |
| Sen elinde not defterinle iskemlede oturacaksın, turnaysa iyice uyuşturulmuş olarak bunda oturacak. | Open Subtitles | تَجْلسُ في a كرسي مَع a وسادة على كَ الحضن، والرافعة، سَكّنَ بشكل صحيح، يَجْلسُ على... هذا. |
| Tam olarak... | Open Subtitles | هو صحيحُ فوق كَ... |