| Aslında bunun iyi bir fikir olduğunu sanmıyorum, tatlım. | Open Subtitles | في الحقيقة،أنا لست متأكدة أن هذه فكرة جيدة،ياعزيزي. |
| Bu sinir patlamasının projemizle bir ilgisi olduğunu sanmıyorum. | Open Subtitles | لست متأكدة أن هذا الغضب له علاقة بمشروعنا. |
| Bunun en iyi çözüm olduğunu sanmıyorum. | Open Subtitles | أنا لست متأكدة أن هذا هو الحل الأفضل |
| Bunu doğru olduğundan emin değilim, ama bunu duyduğuma sevindim. | Open Subtitles | حسناً، لست متأكدة أن ذلك صحيح، لكنني ممتنة أنك هنا |
| Bir şeylere devam etmek için yeteri kadar ortak noktamız olduğundan emin değilim. | Open Subtitles | أنا فقط لست متأكدة أن لدينا ما يكفي من الأمور المشتركة, لنستطيع النجاح في حياتنا |
| Efendim, yapmak istediğiniz şeyin mümkün olduğundan emin değilim. | Open Subtitles | سيدي أنا لست متأكدة أن ما تريد فعله ممكن حتى |
| Ayrıca, babanın seni iş gezisine götürmesinin uygun olduğuna emin değilim. | Open Subtitles | وإضافةً إلى ذلك، لست متأكدة أن هذا ملائم لأبيك لجلبك على سفرة عمل. |
| Sana söyleyecek başka bir şey olup olmadığından emin değilim. | Open Subtitles | أنا لست متأكدة أن هناك أي شيء لأخبرك به |
| İnsanları takas etmenin onların tarzı olduğunu sanmıyorum. | Open Subtitles | لست متأكدة أن من شيمهم مبادلة الأشخاص |
| - Hatta daha da altına inmelisin. - Bunun mümkün olduğunu sanmıyorum. | Open Subtitles | يجب عليكِ أن تنزلي تحت مستواه - لست متأكدة أن ذلك ممكن - |
| Bu gece mantığa yer olduğunu sanmıyorum, değil mi sevgilim? | Open Subtitles | لست متأكدة أن هذه الليلة لنابغي العقل -أهي كذلك، يا عزيزي؟ |
| Bulaştığınız şey için burada yeterince yer olduğunu sanmıyorum. | Open Subtitles | لست متأكدة أن هناك متسعاً لما تقوم به |
| Tabi, öyle anları olduğunu sanmıyorum. | Open Subtitles | لست متأكدة أن لديها ذاكرة من هذا النوع |
| Bu gece pek ay ışığı olduğunu sanmıyorum. | Open Subtitles | لست متأكدة أن هناك قمر الليلة |
| Sesin aynı ve bunun iyi bir şey olduğundan emin değilim. | Open Subtitles | (فلاب)، أنك لم تتغير و لست متأكدة أن هذا شئ جميل |
| Sesin aynı ve bunun iyi bir şey olduğundan emin değilim. | Open Subtitles | (فلاب)، أنك لم تتغير و لست متأكدة أن هذا شئ جميل |
| Bayan Blair, bu partinin iyi bir fikir olduğundan emin değilim. | Open Subtitles | آنسة (بلير) , لست متأكدة أن هذه الحفلة أفضل فكرة |
| Onların anı olduğundan emin değilim. | Open Subtitles | لست متأكدة أن تلك كانت ذكريات |
| Tüm bu yeni şeyleri deniyorum fakat bunun içinde pek bir albenimin olduğuna emin değilim. | Open Subtitles | أنا أدعم تجربة الأشياء الجديدة لكنني لست متأكدة أن هذا فكرةً جيدة بعد |
| Biranın burada yasak olup olmadığından emin değilim. | Open Subtitles | -أنا لست متأكدة أن البيرة مصرح بها هنا |