| İlk karşılaştığımızda önemli bir şey yapmak için tek bir sebebin olduğunu söylemiştin. | Open Subtitles | عندما تقابلنا لأول مرّة، قلت لي أن هناك سبب واحد لفعل شيء هام. |
| Teknoloji için çok fazla zaman harcıyoruz deneyimlerle, ince ayarlarla bir şeyler yapmak için tam anlamıyla ucuz yollar arayarak. peki neden bunu sosyal alanda da yapmayalım? | TED | في التقنية، ننفق الكثير من الوقت نختبر، نعدل، ونصقل، للحصول على أرخص الطرق على الإطلاق لفعل شيء ما. لم لم نفعل نفس الشيء في مجال السياسة الإجتماعية؟ |
| Bu konuda bir şeyler yapma şansımız ve harika fırsatımız var. | TED | ولدينا المقدرة والفرصة الرائعة لفعل شيء حيال الأمر. |
| Tanıdığım hiç kimse, böyle bir şey yapacak türden biri değildir. | Open Subtitles | لا أحد أعرفه يمتلك الشجاعة لفعل شيء كهذا |
| Daha yararlı bir şey yapmaya... televizyon izlemeye gidiyorum. | Open Subtitles | سأذهب لفعل شيء مفيد سأذهب لمشاهدة التلفزيون |
| İşte o zaman çarpıcı bir şey yapmam gerektiğini fark ettim. | Open Subtitles | وعندها أدركتُ أنّني إحتجتُ لفعل شيء جريئ. |
| Eğer hepsi o grubun bir parçasıysa, başka bir şey yapmayı planlıyorlarsa ne olacak? | Open Subtitles | لو كان هؤلاء الأشخاص جزءًا من من تلك المجموعة، ماذا لو كانوا يخططون لفعل شيء آخر؟ |
| Şimdi gerçekten geleceği olan bir şey yapma fırsatı geçti elime. | Open Subtitles | و الآن لدي هذه الفرصة لفعل شيء حقاً له مستقبل |
| Senin için kötü olacak bir şey yapman için aklını çelerek bunu mahvetmek istemedim. | Open Subtitles | ولم أشأ إفساد ذلك بخداعكَ لفعل شيء قد يضرّ بكَ |
| Kendisini iyi hissettirecek bir şeyler yapması gerekiyor. | Open Subtitles | تحتاج لفعل شيء لكي تشعر بشكل جيد تجاه نفسها |
| Bir şeyler yapmamız lazım. | Open Subtitles | نحتاج لفعل شيء ما بشأن ذلك الأمر |
| Doğru şeyi yapmak için çok uğraştım ve karşılığını aldım. | Open Subtitles | ـلقد عملتُ بجد لفعل شيء صائب وحصلتُ على المباركة. |
| Bu gece çılgınca bir şey yapmak için güzel bir bahanen var gibi görünüyor. | Open Subtitles | يبدو هذا وكأنهُ عذر جيد لفعل شيء مدهش حالاً و الليلة |
| Bu olduğunda da... ..bir şey yapmak için hazır olmalısın. | Open Subtitles | وحين يحدث .. يجب أن تكون مستعداً لفعل شيء |
| Çimin ters tarafına yollanmadan önce kayda değer bir şey yapmak için son şansım olarak görüyorum durumu. | Open Subtitles | كما أرى الأمر هذه فرصتي الأخيرة لفعل شيء قبل أن أتجه للجانب الخاطئ من العشب |
| Bir şeyler yapmak isteyen gelecek için sorumluluk alan iyi adamlardanım ben. | Open Subtitles | مستعد لفعل شيء وتحمل المسؤوليه في المستقبل |
| Peter, açık havada bir şeyler yapmak için kızlardan telefon geldi. | Open Subtitles | بيتر , وصلتني مكالمة من الجمعية لفعل شيء ما في الهواء الطلق |
| Size de birine karşı güzel bir şeyler yapma hazzını verdim. | Open Subtitles | وأعطيكم الشعور بالرضاء لفعل شيء لطيف لشخص ما |
| Ve şimdi, gerçekten harika bir şeyler yapma fırsatını yakaladık. | Open Subtitles | لقد جئت بهذه الرحلة وشهدت العالم والآن لدينا فرصة لفعل شيء رائع |
| Bunun inanılmaz şüpheli görünmesinin yanında böyle bir şey yapacak paramız da yok. | Open Subtitles | ذلك لا يبدو مثيرا للشك فقط ليس لدينا مال كاف لفعل شيء كذلك ايضا |
| Bunu şimdi görebiliyorum. Ya sen? Bu durumla ilgili bir şey yapmaya hazır olduğunda haber ver. | Open Subtitles | أرى ذلك الأن أتراه أنت ؟ أخبريني عندما تكون مستعد حقا لفعل شيء ما حيال هذا الأمر |
| Bu iki salak kesinlikle arkamdan bir şeyler çeviriyordu ve bundan hoşlanmamıştım. | Open Subtitles | هؤلاء الأغبياء كانو يتطلعون لفعل شيء من وراء ظهري ولم يعجبني الأمر. |
| Belki de cesur bir şey yapmanın zamanı. | TED | حان الوقت لفعل شيء جريء، ربما؟ |