| Karşındaki kıza baktığında onu gerçekten istediğini düşünüyorsan bu dünyanın en kolay şeyidir, Eğer böyle hissetmiyorsan o doğru kız değil demektir Çok üzgünüm. | Open Subtitles | انظر للفتاة و اعرف اذا كانت هي كل ما تريده من الحياة سيصبح ذلك اسهل شيء في الدنيا .. و اذا لم يكن كذلك |
| Şey eğer oğlan ciddiyse kıza bir iki yıl kur yapar ve sonra... | Open Subtitles | ، حسنا ، لو كان الفتى جادا فإنه يتودد للفتاة لسنة أو سنتين |
| 15 yaşında olmasına rağmen Muskan, 'iyi bir kızın' uzun bir tanımını verdi. | TED | موسكان أعطت تعريفا جد طويل للفتاة الجيدة وهي فقط في 15 من عمرها. |
| Burada bazı insanlar 9 yaşındaki bir kızın evlenmeye hazır olduğunu düşünür. | Open Subtitles | بعض الناس هنا تنظر للفتاة على انها مستعدة للزواج في سن التاسعة |
| -Küçük bir hediye, bir kız için, bunsuz tamamlanmamış olan. | Open Subtitles | هدية صغيرة للفتاة التي لن تكتمل الا بها ماذا حدث؟ |
| Böyle bir adama, senin gibi bir kız birşeyler öğretebilir. | Open Subtitles | وهو من النوع الذي يمكن للفتاة تعليمه بعض الحركات الجديدة |
| O kızı göndererek anlaşmayı ihlal ettiniz. | Open Subtitles | لقد أنتهكتِ هذا الإتفاق بإرسالك للفتاة بعيداً |
| Bir şey değil. Bunu senden sonra çıkacak kıza da söylemek isteyebilirsin. | Open Subtitles | لا تقلقين ربما تريدين ان امرر هذا للفتاة التي ستأتي من بعدك |
| Bu yüzüğü, şuradaki kıza vereceğim ve kız arkadaşım olur mu diye soracağım. | Open Subtitles | سوف أعطي هذا الخاتم للفتاة التي هناك و أسألها بأن تكون صديقتي الحميمة. |
| İstediğin şeyi yapacağım bu akşam ve kıza hiçbir şey olmayacak. | Open Subtitles | سأفعل ما طلبت منى فعله الليلة ، ولن يحدث شئ للفتاة |
| Kahramanın kıza yaptığı şey, maksimum hızla bir uzay mekiğini kızın üstüne sürmekle matematiksel olarak aynı. | TED | ما الذي فعله البطل للخارق للفتاة يماثل رياضيًا ركضها مع مكوك فضاء على السرعة القصوى |
| İki yıl istihbarat için çalışmanın bir kıza neler kazandırdığını görüyor musun? | Open Subtitles | تَرى ماذا عملت السَنَتِينِ في الإستخباراتِ للفتاة ؟ |
| her şeyden önce, kıza onu ne kadar çok sevdiğini söylemeyeceksin. | Open Subtitles | بالبداية, لا تظهر للفتاة بمدى إعجابكَ بها. |
| Parktaki kızın eşarbı bu gazeteye sarılıydı. | Open Subtitles | لقد كانت للفتاة فى المنتزه لقد لفت بها وشاحها |
| İsterseniz buna kendini beğenmişlik deyin herhangi bir kızın benden hoşlanması çok doğaldır. | Open Subtitles | سمّوه غرور إن شئتم, لكن حقيقة أن أروق للفتاة كانت طبيعية. |
| Gerçi bir kız için abisinin olması çok iyi olurdu. | Open Subtitles | على الرغم انه من الجميل أن يكون للفتاة أخ أكبر |
| Tüm bunlar bir kız için mi? Onu hatırladığından bile emin değilsin. | Open Subtitles | أنت قد تسبب الكثير من المشاكل للفتاة حتى ولو كنت تريد مساعدتها |
| Üvey oğlumun o kızı geri getirmesini göze alamayız. | Open Subtitles | لا يمكننا المجازفة بإحتمال إيجاد ابن زوجي للفتاة و إعادتها إلى هنا |
| kızla bir şarkı söylemek için 1000. | Open Subtitles | و نضيف 1000 روبية لغناء أغنية للفتاة جيد |
| Efendim, her yere baktık ama Çingene kızdan hiç iz yok. | Open Subtitles | سيجي,لقد بحثنا في كل مكان و ليس هناك اثر للفتاة الغجرية |
| İnsanlar bazen ateşli, popüler kızlara çok kötü davranıyor. Radyoyu açabilir miyim? | Open Subtitles | أعتقد أن الناس أحياناً يكونون لئيمين جداً للفتاة الجميلة والشعبية. |
| "Elmaslar bir kadının en iyi arkadaşıdır Elmaslar bir kadının en iyi arkadaşıdır" | Open Subtitles | الجواهر هي أفضل صديق .. الجواهر هي أفضل صديق للفتاة |
| Ve ödül mavi laboratuvar ceketi giyen küçük bayana gidiyor. | Open Subtitles | . الجائزة ذهبت للفتاة الصغيره لابسة معطف المختبر باللون الازرق. |
| Kızların DNA'larını cyper ile karşılaştırdım ve sonuçlar tutarlı çıktı. | Open Subtitles | قارنت الحمض النووي للفتاة مع عينة السايبر والــنـتيــجــة كـانــت مـــطــابــقـــة |