| Ama bütün bu eğlencenin sonuçları ile uğraşman gerektiğinde ortada olmazsın. | Open Subtitles | أنتِ لن تكوني موجودة عندما سيضطرون للتعامل مع آثار تلك المتعة |
| Sen başka biriyle hiçbir zaman mutlu olamazsın çünkü aklında hala O var ve bunu biliyorsun. | Open Subtitles | لن تكوني سعيدة ابداً مع شخص آخر لأنك تخفين الحقيقة وأنتي تعرفين هذا |
| Bunu kabul et! Asla onun için yeterli olamayacaksın! | Open Subtitles | أنت واجهي الأمر لن تكوني جيدة كفاية بالنسبة له |
| Sen jüride olmazdın. Seni o jüriden çıkarırdı. | Open Subtitles | في الواقع, لن تكوني في هيئة المحلفين تلك، سيطردكِ خارجاً |
| Onunla tahtı paylaştığında, gururdan bahsetmeye gerek bile olmayacak. | Open Subtitles | حين تشاركينه عرشه لن تكوني بحاجة للتحدث عن الكبرياء |
| Fark şu ki, sen bugün onyedi yaşında olsaydın, bu kızın durumunu anlardın, ama artık bir çocuk değilsin. | Open Subtitles | الفارق انك عندما تكونين في الـ17 بوقتنا هذا فإنك تعرفين حقائق الحياة لن تكوني طفلة بعد ذلك |
| İlişki bitti diye cinayet işleyen ilk kişi sen olmazsın. | Open Subtitles | لن تكوني الشخص الأول الذي يقتل لأنّ علاقة قد إنتهت. |
| Hiç bir şeyden mahrum olmazsın. | Open Subtitles | لن تكوني محرومة من أي شيء ستنالين كل ما تتمنينه |
| Şayet nereye gittiğini görürsem, güvende olamazsın. Bunu geri ödemeyeceğim. Bunu adi bir vergi olarak sayıyorum. | Open Subtitles | ـ إذا عرفت مكانك لن تكوني بأمان لن أرد هذا إنه ضريبة حماقتك |
| Beni hüsrana uğratmazsan, Geum Jandi olamazsın. | Open Subtitles | إذا لم تقوديني للجنون .. عندها لن تكوني غوم جان دي |
| İyi bir patronsun ve asla mutlu olamayacaksın. | Open Subtitles | أنكِ رئيسة جيدة و أنكِ لن تكوني أبداً سعيدة |
| Annen buradayken bu işten nasıl sıyrılmış bilmiyorum ama sen asla bir Kappa olamayacaksın. | Open Subtitles | أنا لا أعرف ان أمّك أفلتت بدون عقاب منها عندما كانت هنا لكنك لن تكوني كابا |
| Ama sen benim tehlikeli listemde olmazdın. | Open Subtitles | لديّنظرةفي مثلهذه الأشياء، و أنتِ لن تكوني في قائمتي للأشخاص الخطيرين. |
| Senin de anneni sevdiğini yoksa zaten burada olmazdın. | Open Subtitles | وأعلم بانكِ تحبين أمكِ أو أنكِ لن تكوني هنا |
| Tabi daha küçük bir yere taşındığınızda buna ihtiyacınız olmayacak. | Open Subtitles | لن تكوني بحاجته عندما تنتقلين إلى منزل أصغر |
| Zorunda değilsin. Onu davet edeceğim. | Open Subtitles | لن تكوني مضظرة لذلك سأطلب منها المجيء هنا |
| Eğer sana hayatta olduğunu söyleseydi güvende olmayacağını biliyordu. | Open Subtitles | لقد كان يعرف أنكِ لن تكوني في أمان لو أخبركِ أنه لازال على قيد الحياة |
| Ama onunla mutlu olamazdın. Olurdum işte! | Open Subtitles | أنا أريد لابنتي السعادة وأنتِ لن تكوني سعيدة معه |
| Sadece baş harflerini sorabilirim böylece siz de isim vermiş olmazsınız. | Open Subtitles | يمكنني أن أطلب منك الأحرف الأولى من الأسماء و بذلك لن تكوني تصرحين بأي معلومات |
| Rakip takımlarda olduğumuz sürece hiç bir zaman tam olarak benimle olmayacaktın. | Open Subtitles | أنتي لن تكوني معي أبدا اذا كنت في الفريق المنافس |
| Bu da senin hiçbir zaman ünlü bir romancı olamayacağını gösteriyor. | Open Subtitles | أترين ، لهذا السبب لن تكوني أبداً الروائيّة الأكثر مبيعاً |
| Yemin ediyorum bir daha asla ondan kaçmak zorunda kalmayacaksın. | Open Subtitles | أقسم بأنك لن تكوني مرغمة من الفرار منه مجدداً |
| Umurumda değil. Her halukarda burada oturuyor olmayacaksınız. | Open Subtitles | لا يهمني ذلك بأيّة حال ، لن تكوني بيننا حينها |
| Ama yapmadı. Fakat bir dahaki sefere bu kadar şanslı olmayacaksın. | Open Subtitles | الآن, لم تفعل ذلك, لكن لن تكوني محظوظة في المرة القادمة. |