| - Ama öyle. 1. suçta, kabak karının başına patlayacak ama Çok değil. | Open Subtitles | المخالفة الاولى سندعو زوجتك لتشرب معنا العصير ليس كثيرا حيث انة مضر للقلب |
| Evet, Çok değil, ama fazlasına da ihtiyacım yok. | Open Subtitles | نعم ، ليس كثيرا ، لكنني لا تحتاج إلى الكثير. |
| Amira restorandaki garsondan Pek değil ama arabandan çok etkilendi. | Open Subtitles | اعجبت اميرة بسيارتك كثيرا خادم ركن السيارات بالمطعم ليس كثيرا |
| Pek değil. Kiracı müşterilerimiz bizi aramadıkça, onları rahatsız etmeyiz. Geldik, 8700 numaralı süit. | Open Subtitles | ليس كثيرا ، لأنه اذا لم يهاتفنا الزبون لا نتدخل لأننا نحفظ السرية والخصوصية هانحن بالجناح رقم 8700 |
| fazla değil. Ama ne olursa olsun Nyah başının çaresine bakar. | Open Subtitles | ليس كثيرا , ولا يهم ما يحدث سوى أن عليها أن تحذر من نفسها |
| Pek sayılmaz. | Open Subtitles | هل تريدين بعضها ؟ لا , ليس كثيرا |
| Mutantları ağaçlık sınırına çekmeye çalış. Çok değil, ama sana bir şans verebilir. | Open Subtitles | ابدأ بإصابة الوحوش من خط الأشجار ليس كثيرا, ولكن ربما تعطيك فرصة |
| Ama Çok değil, belki sonunda ortada buluşuruz. | Open Subtitles | ولكن ليس كثيرا اذا , ربما نتقابل فى المنتصف ؟ |
| Kibir Joe Six-Pack'ı cezbetmez. Parla ama Çok değil. | Open Subtitles | مع الرجل النموذجي ، كن ألمعيا و لكن ليس كثيرا |
| Biraz daha farklı ama, Çok değil. | TED | مع قليل من الاختلاف ولكن ليس كثيرا |
| Evet, yalan söylüyorum. Ama o kadar da Çok değil. | Open Subtitles | نعم, انا اكذب, ولكن, ليس كثيرا |
| - Çünkü o zaman onları görüyorsun. - Çok değil. Hemen hemen hiç. | Open Subtitles | لأنك كنت تراهم ليس كثيرا نادرا |
| Hayır, Pek değil. Aslında her zaman olan bir şey. | Open Subtitles | لا لا ليس كثيرا بالحقيقة هذا يحدث دوما |
| Seni, seni, seninle şu anda telefonla konuşuyorum, ...yarın yemek yiyeceğiz, o yüzden Pek değil, ama... diğer kişiler, bir daha asla göremeyeceğim kişiler. | Open Subtitles | أنت ، أنت ، أنا أتحدث لأحدهم عبر الهاتف الآن و سأتناول طعام العشاء مع بعضهم غدا لذا ليس كثيرا ، لكن أشخاص آخرين ، أشخاص لن أراهم مجددا |
| - Pek değil. - Sutton iyi mi? | Open Subtitles | ـ ليس كثيرا ـ هل هي علي ما يرام؟ |
| Hayır. Pek değil. | Open Subtitles | لا، ليس كثيرا ً |
| - Çok fazla değil. Transkriptine baktım. | Open Subtitles | ـ ليس كثيرا جدا ـ أنا راجعت سجلك المدرسي |
| Çok fazla değil ama yine de iyi. Ayrıca şimdiye kadar hipnoz yeteneğim... | Open Subtitles | اعرف ان هذا ليس كثيرا ولكنه رائع وبما يخص قدرة التنويم |
| Pek sayılmaz. Bir süreliğine evhamlanmasını sağlıyoruz hepsi bu. | Open Subtitles | ليس كثيرا سوف نجعله قلقا لفترة |
| Bakacak Pek bir şey yok. | Open Subtitles | بطاقات بريدية ، قصاصات أخبار ، ليس كثيرا للإستمرار |
| Bu üzerinde çalışmak için Pek bir şey değil. | Open Subtitles | هذا ليس كثيرا للإستمرار فيه |
| Hiçbir şeyinin olmaması, Ellis, Çok bir şey değil. | Open Subtitles | ليس لديك شيء أخر,أليس هذا ليس كثيرا |
| Fazla bir şey değil. Belki oyunculuk kursuna giderim. | Open Subtitles | ليس كثيرا ربما أذهب إلى ورشة عملي للتمثيل |