| Tek yapman gereken bu numaraları girmek ve özgür olacaksın. | TED | كل ما عليك فعله هو إدخال هذه الأرقام وستكون حراً. |
| Bulurum bir tane. Senin tek yapman gereken benim için gitar çalmak. | Open Subtitles | سأجد واحد ، كل ما عليك فعله هو أن تعزف القيثار لي |
| Davranışlarına dikkat et. yapman gereken tek şey bu. Böylece iyi geçiniriz. | Open Subtitles | فقط أحسن تصرفاتك , هذا كل ما عليك فعله , وستكون بخير |
| Teknik olarak, benim yetki alanımdasın ve Ne yapman gerektiğini biliyorsun. | Open Subtitles | بشكلٍ فنّي، إنّك داخل نطاق سُلطتي، وإنّك تعرف ما عليك فعله. |
| Çünkü Yapman gerekeni biliyorsun. Ve o an geldiğinde, hazır olmanı istiyorum. | Open Subtitles | لأنك تعلمين ما عليك فعله وعندما يحين الوقت، أتوقع أن تكوني مستعدة |
| yapmanız gereken gelip her şeyi kontrol etmek ve balığı yemlemek. | Open Subtitles | كل ما عليك فعله هو المجيء وتفقد كل شيء وإطعام الأسماك |
| - Tüm yapman gereken çeneni kapalı tutmaktı. - Tüm yaptığım gerçeği söylemekti. | Open Subtitles | كل ما عليك فعله هو ابقاء فمك مغلقا كل مافعلته هو قول الحقيقة |
| Şimdi tek yapman gereken kumarhaneyi kapatmak öyle değil mi? | Open Subtitles | إذن كل ما عليك فعله هو أنت تغلق الكازينو, صحيح؟ |
| Bir ölümlüyü bulmak için tek yapman gereken, hayallerini izlemek. | Open Subtitles | لتقوم بإيجاد البشريّ، كل ما عليك فعله هو تتبّع أحلامه |
| Tüm yapman gereken gücünü kötünün yerine iyi için kullanmak. | Open Subtitles | كل ما عليك فعله ان تستخدم سلطتك للخير لا للشر |
| çok az müşteriyle sorun var. tek yapman gereken kapıdaki paspası silkelemek. | Open Subtitles | هناك بضع عملاء متعارضون، كل ما عليك فعله هو ان تغير الترحيب |
| Tek yapman gereken, sahile ulaşana kadar Kuzey'e doğru gitmek. | Open Subtitles | وكل ما عليك فعله هو الاتجاه شمالا لتصل الى شاطئنا |
| Bizi binadan çıkaracak. Tek yapman gereken dediklerimi yapmak. Chloe, ben Jack. | Open Subtitles | ستقوم بإخراجنا من هذا المبنى كل ما عليك فعله هو اللحاق بي |
| Bütün yapman gereken onları flash belleğe riplemek ve çalıştırmak . | Open Subtitles | كل ما عليك فعله هو تمزيقهم في لحظة قيادتي ثم تركض |
| Senin tek yapman gereken oraya çıkmak ve Widmark olmak. | Open Subtitles | كل ما عليك فعله ان تذهب الى هناك وتكون ويدمارك |
| Ama dinle, onun sana Ne yapman gerektiğini söylemesine gerek yok. | Open Subtitles | لكن اسمعي ، لستِ بحاجتها لتخبرك ما عليك فعله |
| Sana Ne yapman gerektiğini her an söyleyen bir adamla bir ömür geçirmek ne demek hiç bir fikrin var mı? | Open Subtitles | هل لديك أيّ فكرة كيف يكون الوضع عندما تملك رجل كهذا يخبرك ما عليك فعله طوال الوقت؟ |
| Yaşadığını biliyorum. Hadi bebeğim. Ne yapman gerektiğini biliyorsun. | Open Subtitles | أنا أعلم إنها بالخارج أنت تعلم ما عليك فعله |
| Düğünün gerçek olması için Yapman gerekeni biliyor musun? | Open Subtitles | أتعلمين ما عليك فعله أمام الحاضرين ليصبح الزواج حقيقيا؟ |
| Bu varsayım böyle bir metodun olmasının imkansız olduğunu savunuyordu, tek yapmanız gereken, çözümleri belirli bir sayı dizisinden oluşan bir denklem yaratmaktı. | Open Subtitles | هدفها هو توضيح أن طريقة كهذه لا وجود لها، وكل ما عليك فعله هو تلفيق معادلة واحدة تكون حلولها مجموعة أعداد محددة جداً. |
| Gidip kendi başına olmalısın Marn. Yani, Ne yapman gerekiyorsa onu yap. | Open Subtitles | ينبغي عليك أن تذهبي وتكوني مع نفسك مارن, افعلي ما عليك فعله |
| O halde matematik flört pencerenizdeki ilk yüzde 37'ye Ne yapmanız gerektiğini söylüyor. Ciddi bir evlenme potansiyeli olan herkesi geri çevirmelisiniz. | TED | إذن فالرياضيات يقول بأنه ما عليك فعله في ال37 في المئة الأولى من تاريخ مواعدتك، عليك فقط أن تقصي الجميع كزوج محتمل. |
| Eğer ayrılmak istiyorsa, ki pek sanmıyorum sen bilirsin Ne yapacağını. | Open Subtitles | إن كان سينهيها، وذلك ما أشك به، ستعرفين ما عليك فعله. |
| Hamle yapman yeter. | Open Subtitles | انظر كل ما عليك فعله هو ان تصنع فيلمك فى المنزل مجانا |
| Tek yapacağın silahı indirip bu kapıdan çıkmama izin vermek. | Open Subtitles | كل ما عليك فعله هو خفض البندقية ودعني أرحل |
| Ne yapman gerekiyor biliyor musun? Ona tamamlanıcı soru sor. | Open Subtitles | كل ما عليك فعله هو أن تسأله سؤال لاحق للمهمة |