| Ama eğer onu cezalandırmak istiyorsan, onun yerine beni cezalandır | Open Subtitles | و لكن إذا كانت مشيئتك معاقبته فأنزل على العقاب بدلاً منه |
| İki yüzlülük! Ama bir sorun var! Şu rehine, sürücü senin cezalandırmak istediğin son kişi. | Open Subtitles | لكن هناك مشكلة, هذه الرهينة, السائقة, هي آخر شخص تود معاقبته |
| Eğer kişinin istemiyorum Bu ceza size koymak? | Open Subtitles | الا تريد للشخص الذي قام بتوريطك في هذه المشكلة بأن تتم معاقبته |
| Rehineler kötü bir davranışta bulunursa bu cezasız kalamaz. | Open Subtitles | إنك لا تستطيع إنتظار أحد الرهائن لضغط جرس الإنذار بدون معاقبته |
| Hayır, Savcı Yardımcısı onu cezalandırmaya çalışıyor. | Open Subtitles | لا, بل لأن مساعد المدعي العام يحاول معاقبته |
| Bence onu hemen disipline etmek gerekiyor. | Open Subtitles | من رأيى أن يتم معاقبته بشدة |
| Ama Komite onu geri dönemeyecek şekilde cezalandırdı. | Open Subtitles | ولكن لجنة الاشراف أرادت معاقبته وذلك بأن لا تسمح له بالعودة |
| Kim olursa olsun Van'ın iradesine meydan okuyan cezalandırılır. | Open Subtitles | من يتعارض مع رغبة القادة سيتم معاقبته بغض النظر عن من هو |
| Sör Eustace bunu çok iyi biliyor tıpkı neden cezalandırılması gerektiğini bildiği gibi. | Open Subtitles | السير (يوستيس) يدرك ذلك تمامًا مثلما يدرك سبب معاقبته |
| Fakat hala onu bir çete savaşı başlatmak için cezalandırmak zorundalardı. | Open Subtitles | لكن مازال عليهم معاقبته لبدء حرب العصابات |
| Ama bazen birine ders vermenin en iyi yolu onları cezalandırmak değil en çok değer verdiklerini cezalandırmaktır. | Open Subtitles | لكن أحيانًا تكون أجدى وسيلة لتعليم امرئ درس، ليست معاقبته بل معاقبة أحبّ الناس إليه. |
| Onu cezalandırmak konusunda ciddiysen, benim için bir şey yapabilirsin. | Open Subtitles | إذا كنت جادًا بشأن معاقبته إذًا هناك شيء واحد يمكنك فعله لي |
| Aynı senin gibi ona ceza vermek istiyordum. | Open Subtitles | كنت أحاول معاقبته كما كنت لتفعلي. |
| Ares'in yaşamasına izin verilecek ama ceza almadan gidemeyecek. | Open Subtitles | "ستبقين على حياة "إيريز لكن هذا لا يعني عدم معاقبته |
| Evet, hapishane hücresinin de öyle ki oraya ceza çekmesi gereken insanları gönderirsin. | Open Subtitles | إنه زنزانة تضع فيها من تريد معاقبته |
| Rehineler kötü bir davranışta bulunursa bu cezasız kalamaz. | Open Subtitles | إنك لا تستطيع إنتظار أحد الرهائن لضغط جرس الإنذار بدون معاقبته |
| Rehineler kötü bir davranışta bulunursa bu cezasız kalamaz. | Open Subtitles | إنك لا تستطيع إنتظار أحد الرهائن لضغط جرس الإنذار بدون معاقبته |
| Hayır, Savcı Yardımcısı onu cezalandırmaya çalışıyor. | Open Subtitles | لا, بل لأن مساعد المدعي العام يحاول معاقبته |
| Bence onu hemen disipline etmek gerekiyor. | Open Subtitles | من رأيى أن يتم معاقبته بشدة |
| Ama Komite onu cezalandırdı. Asla geri dönemeyeceğinden emin oldular. | Open Subtitles | ولكن لجنة الاشراف أرادت معاقبته وذلك بأن لا تسمح له بالعودة |
| Benim iktidarıma boyun eğmeyen ister şah olsun ister vali, toptan cezalandırılır. | Open Subtitles | كل واحد يتحدى سلطتي بغض النظر إن كان شاهاً أو حاكماً فستتم معاقبته |
| Sör Eustace bunu çok iyi biliyor tıpkı neden cezalandırılması gerektiğini bildiği gibi. | Open Subtitles | السير (يوستيس) يدرك ذلك تمامًا مثلما يدرك سبب معاقبته |
| Onu cezalandırman saçmaydı çünkü aramızda olanlardan habersiz. | Open Subtitles | معاقبته ليست منطقية لأنه لا يعرف عن علاقتنا |
| Bir direğe bağlarım. Her gün etinden bir parça kopararak cezalandırırım | Open Subtitles | أود أن أقيده على عامود، و معاقبته من خلال قطع قطعة من لحمه كل يوم. |
| Baskı yapanlar ise onun nefretiyle cezalandırılacaklar. | Open Subtitles | الضاغط بقوة ستتم معاقبته للبغض الذي هو عليه |
| Geç kaldığı için cezalandırıldı mı? | Open Subtitles | هل تمت معاقبته على كونه متأخرا ؟ |
| Yapmadığı bir şey yüzünden cezalandırılmasından iyidir. | Open Subtitles | خير من معاقبته على إثم لم يقترفه. |