| Bu herifler yüzünden şehri terk etmek mi istiyorsun? | Open Subtitles | هلّ تُريُدُ مُغادرة المدينة بسبب أولئك الرِجال ؟ |
| Bu iş hallolursa, ülkeyi terk edeceğim. | Open Subtitles | إذا هذه العملية نجحت، أنا مُغادرة البلاد. |
| Gösteri gününde stüdyoyu terk etmek gerçekten önemli bir şeydir. | Open Subtitles | مُغادرة الأستوديو في يوم البرنامج كان أمراً مُهمّا جداً. |
| İngiltere'den ayrılmak... | Open Subtitles | فقط مُغادرة إنجلترا. |
| New York'tan ayrılmadan önce yapmak istediğim şeylerin listesi. | Open Subtitles | انها قائمة بكل الأمور التي أود فعلها قبل مُغادرة نيويورك |
| Bay Ridenhauer ve Bay Costa'nın dediklerine göre kurbanımız herkes gittikten sonra uzunca süre restoranda kalmış. | Open Subtitles | وفقاً للسيّدان (ريدناور) وَ (كوستا) هنا، بقيت ضحيّتنا بالمطعم بعد مُغادرة الجميع. -ومتى كان هذا؟ |
| Elini kolunu sallayarak çıkmak varken neden üniforma çalma zahmetine girer ki? | Open Subtitles | لمَ يُخاطر بسرقة زيّ شرطيّ عندما يكون بإمكانه مُغادرة المبنى فحسب؟ |
| Şehri terk etmeden önce birkaç soru soracağım sana ve bu arada gerçekleri istiyorum. | Open Subtitles | لديّ بعض الأسئلة لكِ قبل مُغادرة المدينة، وهذه المرّة، أريد سماع الحقيقة. |
| Eğer dayanamayacaksan odayı terk et. | Open Subtitles | إذا لا يُمكنك تحمل رؤية هذا، فبوسعك مُغادرة الغرفة. |
| Şehri terk etmenin tam da sırası olabilir. | Open Subtitles | رُبّما مُغادرة البلدة هي أفضل شيء بالنّسبة له. |
| Hemen şehri terk etmek istediğini söyledi ya şimdi olacaktı ya da asla. | Open Subtitles | قالت أنّها تُريد مُغادرة المدينة على الفور، وإنّه إمّا الآن وإلاّ لا. |
| Bu etlerce istila edilmiş gezegeni terk etme vakti geldi. | Open Subtitles | حان موعد مُغادرة هذا العالم الذى تنتشر فيه اللحوم. |
| Hepinizle konuşup olanlara dair daha iyi bir fikir sahibi olana kadar hiçbiriniz kampüsü terk etmeyin. | Open Subtitles | لا نود من أى فرد فيكم مُغادرة الجامعة حتى نتحدث لكل فرد منكم وفهم ماذا حدث هُنا |
| Ülkeyi terk etmeyi deneyecek ve bunun için de sahte evrak gerekiyor. İyilerinden. | Open Subtitles | سيُحاول مُغادرة البلاد وسيحتاج لأوراق مُزيّفة لفعل ذلك، من النوع الجيّد. |
| Yine kaza mahallini terk edin diye mi? | Open Subtitles | حتى تتمكن من مُغادرة موقع حادثة مُجدداً ؟ |
| Bakın, üzgünüm. Binayı terk etmesi gerek. | Open Subtitles | انظري ، أنا آسف ، يتوجب عليه مُغادرة المبنى |
| "Rajanka diye bir köyde bütün Yahudiler atıldılar, evlerini terk etmeye zorlandılar." | Open Subtitles | في قريةٍ تُدعى "راجانكا" طُرد جميع اليهود "أُجبروا على مُغادرة بلدتهم" |
| Neden biri böyle bir yerden ayrılmak ister ki? | Open Subtitles | لماذا تريدوا مُغادرة المكان؟ |
| Ona New York'dan ayrılmak istemediğimi söylediğimde bana "ölüm ya da kalım meselesi" dedi. | Open Subtitles | عندما أخبرتُها أنّي لا أريد مُغادرة (نيويورك)، قالت أنّ الأمر "مسألة حياة أو موت". |
| Eğer bir şey yaparsan, eğer ispiyonlarsan bankadan ayrılmadan önce yapacağı son şey seni vurmak olacak. | Open Subtitles | إذا فعلت أيّ شيء أو لمحت لأي شخص أخر شيء سيفعله قبل مُغادرة المصرف هو إطلاق النار عليك |
| Sihirli asa... trenden ayrılmadan değiştiriciyi çevirmemi sağlayacak. | Open Subtitles | عصاة سحريّة... سوف تسمح لي بتغيير مقبض مُحوّلة الخط بدون مُغادرة القطار. |
| Yumi'nin telefon kayıtlarına göre, Ella gittikten hemen sonra Modern Fashion ile yarım düzine telefon konuşması yapmış. | Open Subtitles | لقد تصفحتُ سجلاّت هاتف (يومي)، وبعد مُغادرة (إيلا)، قام بإجراء ستّة إتصالات لـ(مودرن فاشن). |
| Bir gece, baban ofisten çıkmak üzereyken bir kız geldi 16 yaşındaydı, kaçaktı, doğum yapmak üzereydi. | Open Subtitles | بليلة ما ، كان والدكِ على وشك مُغادرة المكتب .. حينما ظهرت تلكَ الفتاه. كانتبالسادسةعشرمنعمرها، هاربة على وشك أنّ تضع حملها. |