| İstiyorsan yolun karşısındaki Connie ile konuş. | TED | لو أردت فعل ذلك، اعبر الشارع وتحدث إلى كوني. |
| Yeni kaleye gel ve Yüzbaşı ile konuş. İkiniz çok iyi anlaşabilirsiniz. | Open Subtitles | تعال إلى الحصن الجديد وتحدث إليه ربما يمكنكما التوصل الى اتفاق جيد على طول |
| Buraya gelsin. konuş onunla. Durumu öğrenmesini sağla. | Open Subtitles | أحضرها إلى هنا وتحدث لها كعم هولندي واملأها بتفاصيل الحدث |
| Ancak sonunda liderimiz, Pete yapılacakları söyledi ve bizimle sanki yeni takımıymışız gibi konuştu. | TED | ثم قائدنا بيت، وضع لنا الخطة وتحدث الينا وكأننا فريقه الجديد |
| - Benimle gelin. - Onunla, ikimizle konuşun. - Bak dostum... | Open Subtitles | تعال معي، تعال معي وتحدث اليها تحدث الينا معاً |
| Bir süreliğine benim yerime geç te sonra konuşalım. | Open Subtitles | جرب أن تعيش يوماً من أيام حياتى وتحدث معي بعد ذلك |
| Bunu halletmelisin, oraya git ve onunla konuş. | Open Subtitles | عليك أن تتخطى ذلك فقط اذهب هناك وتحدث معه |
| -Evet, harika. -Git onunla konuş. | Open Subtitles | اجل , انها فائقة الجمال اذهب وتحدث اليها |
| beni koyacakları yere beni görmeye gel ve benimle konuş. | Open Subtitles | حيثما يأخذوننى، تعالى . لترانى وتحدث معى |
| beni koyacakları yere beni görmeye gel ve benimle konuş. | Open Subtitles | حيثما يأخذوننى، تعالى . لترانى وتحدث معى |
| Benim sözlerime bakma. Git kendin konuş. | Open Subtitles | لا تقتنع بكلامي فقط إذهب وتحدث معها بنفسك |
| İkinizin bu şeyi çözmeniz gerek. Takip et ve bir saat kadar konuş ve sonra buraya geri dön. | Open Subtitles | اتبعها, وتحدث معها لمدة ساعه ثم ارجع هنا |
| Git onla konuş, yalan söyleyip söylemediğini bul. | Open Subtitles | اذهب وتحدث معها واكتشف ان كانت تكذب اظن بأنني سأكون بخير |
| Ziyaretçi listesini al, güvenlik kayıtlarını incele ve bazı işçilerle konuş bakalım. | Open Subtitles | أحضر قائمة ضيوف , تفقد التقرير الأمني وتحدث لبعض الموظفين |
| Ben gittikten sonra, otur ve kameraya konuş. | Open Subtitles | بعد مغادرتي، اجلس فحسب وتحدث إلى هذه الكاميرا |
| Bırak inelim, lütfen. Arabayı durdur ve konuş benimle. | Open Subtitles | فقط دعنا نخرج من فضلك قم بأيقاف السيارة وتحدث الي |
| Benimle konuştu ve gördüğü ihtişamı anlattı. | Open Subtitles | وتحدث لي وأخبرني كم كان فخوراً مما شاهده |
| Bobby buraya geldi ve konuşma yaptı, sonra Memphis'e gitti ve sonra Stockton ve California'ya gitti ve eski Sante Fe deposundaki Sante Fe treninde konuştu. | Open Subtitles | جاء بوبي هنا و قال أنه ذهب إلى ممفيس، ثم ذهب لستوكتون ، كاليفورنيا وتحدث عن قطار سانتا في مستودع سانتا القديم |
| Eve git ve bu konuyu eşinle enine boyuna konuşun. | Open Subtitles | الحياة ستضعفك ولآي غرض؟ اذهب الى البيت وتحدث عن هذا مع زوجتك الرئعه. |
| Kardeşimin numarası sizde var. Arayıp annemle konuşun, tamam mı? | Open Subtitles | عندكَ رقم أخي هنا، اتصل وتحدث إليها، فهمت؟ |
| Lütfen hazır olunca gel, konuşalım. | Open Subtitles | رجاء تعال وتحدث معي حينما تكون مُستعداً، اتفقنا؟ |
| Wail M. Alshehri, hayatta ve durumu iyi. "Bugün baba ve oğluyla şahsen konuştum." *Gaafar Allagany, Suudi Arabistan Elçiliği * | Open Subtitles | وائل الشهرى حى يرزق، طيار، والده دبلوماسى سعودى يعمل بالهند وتحدث اليهما جعفر العجانى يوم 21 سبتمبر |
| Temiz bir sayfa açmaktan bahsetmişken, Samantha son zamanların modası olan başka bir bölgesine taşındı. | Open Subtitles | وتحدث من الألواح نظيفة، سامانثا انتقل إلى منطقة تعليب اللحوم العصرية. |
| Büyük bir duvardan bahsetti bize. O kadar uzun zaman önce yapılmış ki kimin tarafından yapıldığını kimse bilmiyormuş. | Open Subtitles | وتحدث عن جدار هائل ويبعث أصوات لم يسمعها أحد من قبل |
| O zaman ben karides alırım ve sen de onunla konuşursun. | Open Subtitles | سأذهب أنا لأحضر الجمبري وأنت إذهب وتحدث معها |