| Işıkta. | Open Subtitles | وضوء.. |
| - Işıkta. | Open Subtitles | - وضوء .. |
| Hologram burada, yeşil ışık geçiyor, işte bu da beynimiz. | TED | صورة ثلاثية الأبعاد هنا وضوء أخضر يتخللها، هذه هي أدمغتنا، |
| İnsanların fark etmediği bir şey var, kırmızı ve yakın kızılötesi ışık aynen bu şekilde elinizin içinden geçebiliyor. | TED | لا يدرك الناس أن الضوء الأحمر وضوء الأشعة تحت الحمراء القريب غير الضار يمر خلال أيديكم، هكذا تمامًا. |
| Akşam kızıllığı, ay ışığı ve lambalar güzel değil mi? | Open Subtitles | أليس هذا جميلاً,عشاء تحت أضوء الفانوس وضوء القمر؟ |
| Gece, ay ışığı ve ölümle çevrelenmişsin. | Open Subtitles | ، منتصف الليل، وضوء القمر . والموت من حولك |
| Mary Lou Jepsen: Bu da demek oluyor ki kırmızı ışık ve kızılötesi kullanarak insan bedeni içindeki tümörleri görebiliriz. | TED | ماري لو جابسين: يعني هذا أنه باستخدام الضوء الأحمر وضوء الأشعة تحت الحمراء، نستطيع رؤية الأورام في لحم البشر. |
| Çünkü kan kırmızı ışık ve kızılötesini absorbe ediyor. | TED | وبسبب أن الدم يمتص الضوء الأحمر وضوء الأشعة تحت الحمراء. |
| Her koşulun ayrı bir tonusu var Ve farklı bir görsel ışık. | Open Subtitles | كل حالة لديها نغمة مميزة وضوء مرئي واضح. |
| Derinlik, sıcaklık, gün ışığı ve akıntılardaki farklılıklar belli mücadeleleri ortaya çıkarır. | Open Subtitles | اختلاف العمق والحرارة وضوء الشمس والتيّارات يطرح تحدّيات خاصّة. |
| Dışarıda kasırga, içeride mum ışığı... Ve biz. | Open Subtitles | في ظلّ العاصفة التي بالخارج وضوء الشموع، وأنت |
| Harika bir keşifte bulundum-- bu çocuklarda, sevgi ve güneş ışığı ve yemek ve coşku ve Herbie'nin müziğinin tedavi edemeyeceği bir sorun yok. | TED | لقد حققنا اكتشافا مذهلا -- ليس هناك عيب في الاطفال لايمكن للمحبة وضوء الشمس والطعام والحماس وموسيقى هيربي ان تشفيه. |