| Beni takımdan çıkardın, Koç. Bunu bir hiç için yaptın. | Open Subtitles | لقد عاقبتني أيها المدرب وفعلت ذلك من أجل لا شيء |
| Vazifen olmadığı halde Karen için çok şey yaptın. | Open Subtitles | لقد تعطلت عن أعمالك وفعلت الكثيراً من أجل كارين. |
| Onu da geçen yıl fuarda yaptın, hatırladın mı? | Open Subtitles | وفعلت ذلك في معرض المقاطعة السنة الماضية، أنسيت؟ |
| Rose çiftliğini çevreleyen dikenleri telleri kullanarak da yaptı bunu. | Open Subtitles | وفعلت ذلك مجدداً على الأسلاك التي تحيط بمزرعة آل روز |
| ben de yaptım, sonra biraz daha zamanım vardı, tekrar ve tekrar yaptım, 10 kez yapmıştım. | TED | وفعلت. ثم كان لدي مزيد من الوقت، ففعلت ذلك مجددًا، ثم فعلت ذلك 10 مرات. |
| Bayan Paisley, Rinditch'in dairesine girmiş ve söylediğin her şeyi yapmış olsaydın, parmak izlerin her tafarta olurdu. | Open Subtitles | انسة بيسلى, لو كنت دخلت شقة رينديتش وفعلت كل شئ ذكرتيه لنا لكانت بصماتك ستملأ ارجاء المكان |
| Ayrıca, ben buraya geldim ve ben yapmak zorunda ne yaptı, ve bu Wyatt kurtarmaktı. | Open Subtitles | بالإضافة إلى أنني قدمت إلى هنا وفعلت ما يجب أن أفعله وهو أن أنقذ وايت |
| Bu yüzden hırsızlığı bıraktım ve en yakın diğer işe geçtim. | Open Subtitles | وبالتالي تركت السرقة وفعلت الشئ المفيد التالي |
| Burnunun dikine gidip, ne olursa olsun zorunda olduğunu hissettiğini yaptın. | Open Subtitles | لقد مضيت قدما وفعلت ما شعرت بأنك تريد فعله |
| Onlara gidip pizza için para çekeceğini söyledin ve yaptın da. | Open Subtitles | أخبرتهم أنك ذاهب لمكينة سحب النقود لتحصل على المال لشراء البيتزا وفعلت ذلك |
| Buraya uçaktan atladın ve böyle artistik bir konuşma yaptın diye kollarına koşmayacağım, bunu anlıyor musun? | Open Subtitles | فقط لأنك وقعت من السماء وفعلت هذا الموقف الرومانسى لا يعنى أبداّ أننى سألقى نفسى بين أذرعك مباشرة |
| Kendine göre yaşadın. Bazı işler yaptın. | Open Subtitles | لقد عشت الحياة بنمط معين وفعلت بعض الأشياء |
| Hiç kendini zavallı hissettiren bir şey yaptın mı? | Open Subtitles | هل سبق وفعلت شيئاَ يجعلك تشعر بالانهزامية |
| Sen de bunun aynısını soğuk savaş süresince Helsinki'de, o güzel casusla ...beraberken yaptın. | Open Subtitles | وفعلت الشيء نفسه الوكيل التي مزدوجة رائعة في هلسنكي وخلال الحرب الباردة. |
| Ama yapmadın. Yanlış şeyi yaptın... | Open Subtitles | لكنّك لم تفعل ذلك وفعلت شيئاً خاطئاً معي |
| ve o "Nöron? Nöron?" dedi. Sonra baktı ve bunu yaptı. | TED | فقالت : "الخلايا العصبية؟ الخلايا العصبية؟" وبعد ذلك ونظرت وفعلت هكذا. |
| Konuş. O ne yapması grekiyorsa yaptı. | Open Subtitles | لما لا تقولين شيئ يا غبيه هي قالت وفعلت كل ما في وسعها |
| O görüntüyü gözümün önünden çıkaramıyorum, ben de yapmam gerekeni yaptım. | TED | وأنا لا أستطيع نسيان المشهد وأخرجه من عيني، وفعلت ما كان علي القيام به. |
| Sorumlulukların vardı. Bana mektup yazmamı söyledin, ben de yazdım. | Open Subtitles | كان لديك العديد من المسؤوليات وقد طلبت إلي كتابة الرسالة وفعلت |
| Yıllardır burada çalışıyor olabilirsin ve her şeyi yapmış olabilirsin ve sanırım çalışkansın. | Open Subtitles | ربما عملت هنا لسنوات عديدة وفعلت شتى الاشياء وأعتقد أن هذا يرجع لكونك عاملاً مثابراً |
| Memurunuz imzalamam gereken yerleri gösterdi ve ben imzaladım. | Open Subtitles | .. طلب مني موظفك التوقيع في المكان المعين وفعلت ذلك |
| geçtim o yolları. Mahvettim. İki kez. | Open Subtitles | سبق وفعلت ذلك وأفسدت الأمر مرّتين |
| Bana söylediğin her şeye inandım, ve istediğin her şeyi yaptım. | Open Subtitles | أتعلم، لقد صدقت كل شيء أخبرتني به وفعلت ما طلبته مني |
| Notlarım harikaydı, her şey harikaydı ne istersem söyledim, ne istersem de yaptım. | Open Subtitles | انا املك درجات كامله. وسجل ممتاز وقلت كل ما اردت، وفعلت ما اردته |